“Haydi; yürüyelim arkadaşlar”, fırtına öncesinin sessizliğine başkaldırıştı. Yıllarını verdiğin genel merkezinden polis zoruyla/ biber gazıyla çıkarılmışsın. Dört kez kazandığın genel başkanlığa “yargı eşiyle” el konulduğuna tanık olmuşsun. Sokağa çıktığında, yanında duracak kalabalığın coşkusunu görmüşsün. Yağmur dememişsin, yaz sıcağı dememişsin, yolun uzunluğunu umursamamışsın… Bu yurdun ezilen, emekçi, genç, üreten yurttaşlarıyla yola çıkmışsın…
“Haydi; yürüyelim arkadaşlar” denildiğinde, yanına “yoldaş” toplayacak, her adımında kalabalığı artıracak olana “lider/ önder” denir! Öyle gösterişli platformlarda, alanın her köşesine hoparlör yerleştirilerek gerçekleşen eylemlerin ötesinde bir şey bu… Bazen bankın, bazen portakal kasalarının, bazen de bir okul sırasının üzerine çıkarak başlayan konuşmanın adıdır “haydi; yürüyelim arkadaşlar!”
***
Özgür Özel, CHP’deki son grup toplantısında yaptığı konuşmasında “üzüntüsünü” gizlemeden dışa vurdu. Gözleri yaşardı; yaşarmasa şaşardım! Gençlik yıllarını vererek geldiği partisinden, “iktidarın” istemediği “muhalefet” olması nedeniyle uzaklaştırılmıştı. Bir de, partide onüç yıl genel başkanlık yapmış Kemal Kılıçdaroğlu’nu koltuğa oturtmuştu! Özellikle genel başkan olmasının ardından “hiç” alışılmış gibi olmadı, Özel… Yeri geldi “iktidar”, yeri geldi diğer “muhalefet” partilerle buluşmaktan uzak durmadı. “Kimse benim düşmanım değil, bizler yurttaşların sorunlarına çözüm üretmek için bir araya gelmeliyiz, bunun için buradayız” diyordu…
Özel konuşmasında, yıllardır süren bir kurgudan, dayatmadan söz ederken bunu belirtiyordu büyük olasılıkla. “İktidar” yerini koruyacak, “muhalefet” partileri kendilerini “vekil” yapmanın ayrıcalığını yaşayacak, emekçi/ çalışan açlığa sürüklenecek, bir avuç anaparadar el üstünde tutulacak… Bununla bitse; bitmiyor ki… Bu yurdun en önemli gelir kaynağı olması gereken tarımı yerle bir edilecek, ortaya çıkan girdilerin üreticiyi boğmasına izin verilecek, en temel ürünler bu yurdun topraklarında üretilirken dışalımla sağlanacak… Bu kurgunun, dayatmanın son bulması gerektiğini söylüyordu Özel… “Haydi; yürüyelim arkadaşlar”ın yönü buydu…
***
Özel, grup toplantısında “yeni partinin” kurulmasının zamanı geldiğini belirtirken “partinin adı değişir, partinin logosu değişir, gün gelir devran değişir, ayrı düşenler birleşir ama bizi, bu birlikteliği bölemezler” dedi. Başından bu yana ne CHP’den ayrılmayı ne yeni bir parti kurmayı ne partide bunca yaşananların tanığı olmayı istemedi; bunu her keresinde dile getirdi. Böylesi büyük bir tutarsızlıkla bu günlere gelindiğini sokak da biliyor, yurttaş da biliyor; yaşanan bu anlamsızlığın hesabını soruyor…
Özel, günlerdir sürdürdüğü yürüyüşün özünü şu sözlerle anlattı: Açık açık konuşmaya geldim, açık açık. Geliyor diyorlar ki sana: ‘Ankara merkezli siyaset yap. Otobüsün üstünden in’ diyorlar. ‘Ekrem’i bırak” diyorlar. ‘Onu AKP yargı kolları parçalayacak. Gel burada çimento var, kum var, harç var; karalım, eline verelim, arkadaşlarının üstüne betonu sen dök. Daha yaşın genç, 50 yaşındasın, 80’e kadar 30 yıl partinin başında oturursun’ diyorlar. İşte bugün, bugün yol ayrımındayız. Yol ayrımı burasıdır…
***
“Haydi; yürüyelim arkadaşlar” çağrısı, yalnız yürümeyi değil, salt alanlarda buluşmayı değil, yeniden ortak bir gelecek kurmayı gün yüzüne çıkarıyor. O geleceğin mayasında Atatürk’ün aydınlanma anlayışı, Cumhuriyet’in laik yapısı, demokrasi, hukuk, emek, üretim, eşit yurttaşlık, ulusal bağımsızlık, yurdun toprağını/ suyunu/ ormanını/ varlığını koruma bilinci var… Çünkü bugün yurttaşın en çok gereksindiği şey, adını değiştiren partiler değil; özünü değiştirmeyen ilkelerdir.
Toplum, birbirini düşman gören değil, ortak değerlerde buluşan bir siyaset arıyor. Üretenin ezilmediği, gençlerin yarınından umudunu kesmediği, çiftçinin toprağını bırakmadığı, emeklinin yaşam savaşı vermediği, hukukun herkes için eşit uygulandığı bir ülke özlemi büyüyor. “Haydi; yürüyelim arkadaşlar” işte bu özlemin çağrısı… Daha önce demediğim kadar, bugün Özgür Özel’e “lider/ önder” dememem için hiçbir neden yok! Bunu en son CHP grup toplantısında da gösterdi, “haydi; yürüyelim arkadaşlar” derken de… Çünkü halkın yüreğinde “umutsuzluğa” yer yok, bunu Özel’in yürüyüşlerinde çok net gördük… 220726






























