“Lider/ önder” denilince, yüksek koltuklarda oturanları anlamıyorum. Toplumun çıkarlarını gözeten, halkın sorunlarına eğilen, emekçi sınıfların yanında duran, yurttaşı bilinçlendiren kişiyi düşlüyorum. “Lider”, halktan kopuk olamaz; toplumun özünden, içinden çıkar. Toplumsal adalet, eşitlik, dayanışma adına çaba harcar; yurttaşları ortak bir amaç çevresinde birleştirir. Yıllar boyu koltukta oturmak kişiyi önder yapmaz! Toplumun yaşamında kalıcı bir iz bırakmışsa, yurttaşın acısında, sızısında yanı başında durmuşsa, uzandığında dokunabilmişse, derin bir duygudaşlık kurulabilmişse önder olma umudu var denebilir!
Önderlik, algı oyunlarıyla sağlanabilecek bir olgu değildir! Korkuyla, yalanla, köşeye sıkıştırarak da var edilebilecek bir olgu değildir. Yurttaşın içinden gelen coşkulu bir seldir bu… Yurttaş onda bir sıcaklık, bir umut, bir yakınlık görmüşse, onun yerine bir başkasını koymak da güçtür artık! “Haydi, yürüyelim arkadaşlar” dediğinde; yazın sarı sıcağı, kışın zemheri soğuğu, yağmurun sağanağı halaya durur gibi gelir. “Telli turnam” ezgisini söylemek gibi gelir; durduramazsınız!
***
Daha önce de yazmıştım, yinelemem gerek; Özgür Özel adına “lider olacak” deseler, “durun hele, yapmayın” diyenlerdendim… Kürsüde iyi konuşurdu; ancak önder olmak konuşmanın ötesinde bir öykü yazabilmekti, geçilen yolda silinmez bir iz bırakmaktı! Kimi yayın organlarında Kemal Kılıçdaroğlu adına da “önder” sözcüğü kullanılır, öteki siyasi parti genel başkanları adına da; Ali Babacan’dan, Fatih Erbakan’dan, Meral Akşener’den neyin “önderi” olur insanaşkına? Öyle ya, Kılıçdaroğlu’ndan neyin önderi olur? Kimin yanında durmuşlardır, çarşıda, pazarda kiminle oturup bir bardak çay içmişlerdir?
Öyle demeyin… Halk; sofrasına oturup yemeğini yemeyen, ısmarladığı çayı içmeyen birini önder saymaz! Işıklarda uyusun, babamın sözüydü bu… Halkın arasına karışırken saatler öncesinden demirden koruma duvarı ören birini toplum benimser mi? Yanına yaklaşamadığı, tenine dokunamadığı birini kılavuz kabul eder mi? Eylül darbesinin sunduğu, siyasi partiler yasasının tanıdığı zorlama güçle kendinde “tek adamlık” hakkı gören birine “önder” gözüyle bakar mı?
***
Fırtınalı bir süreçten geçiyoruz… Toplumun büyük katmanı ya asgari ücretle ya da emekli aylığıyla yaşamını sürdürüyor… Bunun dışında halkın oyuyla seçilenlerin, gazetecilerin, sanatçıların, gençliğin “yarın” neyle karşı karşıya kalacağı belirsiz! Solumanız, bir sosyal medya paylaşımı yapmanız, yaşananları sorgulamanız yetiyor kapınızın çalınması için! Bunlar azımsanacak/ umursanmayacak olgular değil! Yurdun değerlerinin nasıl çar/ çur edildiğini, nasıl milyonlarca emekçinin haklarının çalındığını, nasıl orantısız biçimde toplumun ayrıştırıldığını görüyorsunuz. Yaşanan fırtınanın içinde, Özgür Özel’in tüm yurtta ortaya koyduğu ivmeye de tanık oluyorsunuz…
Adana’ya “sarı sıcakta” geldi Özel… Ekranlardan izlerken “yanılma” kuşkumuzu da koruyorduk! Öyle olmadığını gördük! Halkın sorunları çoktu; evinde işsizi vardı, toprağını ekerken girdi tsunamisine karşı koymak için uğraş veriyordu, aylık kazancını yetirebilmek için yapmak istediği birçok şeyden ödün veriyordu. Adana’da, yaşanan tüm karmaşalara karşın, halkın istemiyle var olan “umudu” gördüm; gittiği her yerde kalabalığın aynı “sesi” alanları çınlatıyordu! “İktidarın” çeyrek yüzyılda yaptıklarının sonucunda halk “umut” arıyordu…
***
“Lider/ önder” denilince, yüksek koltuklarda oturanlar gelmiyor aklınıza kuşkusuz. Koltukta oturmasa bile, “kesin geçersizlik/ mutlak butlan” kararıyla koltuğa oturanlara “korku salan” bir “önder” konumunda şimdi Özgür Özel… Salt “kesin geçersizlik” kararına uyanlar karşısında mı? Hayır, “kararı” gerçekleştirenler için de “lider” konumunda! Bunun en açık örneği, Özel’in genel merkezden çıkarılışı/ yağmura karşın beş kilometreyi yürüyüşü, kalabalığın her geçen an büyümesi en açık göstergesiydi. Bu yalnız Özel’in yanında yürümenin de ötesinde, Özel’in bu yürüyüşü sürdürmesi için de halkın istemiydi.
En son yaptığı açıklamalarda Kılıçdaroğlu, Özel’i parti içinde kalmasını/ parti içinde uğraşını yürütmesini istemişti! Bunun bir tuzak olduğu, Özel’i yurttaşın arasından çekmeyi amaçladığı, “iktidarın” istediği gibi bir “muhalefet” olmaya yönelik olduğunu bilmeyen yok! “İktidar”, halkın yanında “sel” olduğu bir “önder” istemiyor! Geçmişte Kılıçdaroğlu gibi, “konuşsun” ancak “halktan uzak olsun” anlayışı… Bugün için geçti onlar; yolcu yolunda gerek… 190726






























