Türkiye ile gelişmiş ülkeler arasındaki en büyük ayrım; ülkemizde asgari ücretin bir başlangıç ya da istisna kazancı olmaktan çıkmasıdır. Bu ödeme türü, çalışan nüfusun yarısından fazlasının mahkum edildiği bir ortalama gelir biçimine bürünmüştür. Enflasyonun ulusal çapta her yurttaşı aynı güçle sarstığı ülkemizde, sendikalaşma payının son derece düşük kalması çalışan kesimin elini zayıflatıyor.
Bölgesel asgari ücret tartışması
Böylesi bir ekonomik ortamda bölgesel asgari ücret uygulamasına geçilmesi, belirli bölgeleri doğrudan etkileme riski taşıyor. Doğu, Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere pek çok bölgenin işverenler için bir ucuz iş gücü sığınağına çevrilme tasası öne çıkıyor. Bu adımın, bölgesel gelir uçurumlarını daha da derinleştirebileceği savunuluyor.
İş gücü dengeleri sarsılabilir
Çalışanların hak arama imkanlarının kısıtlı olduğu dönemlerde atılacak bu tür adımlar, iç göçü, bölgesel dengesizlikleri tırmandırabilir. Uzmanlar, ücret politikalarının tabana yayılması yerine, her bölgedeki insanın alım gücünü koruyacak ulusal, kapsayıcı çözümlerin üretilmesi gerektiğinin altını çiziyor.


