Sosyal medyada bazen öyle paylaşımlar karşımıza çıkar ki, gündemin karmaşası içinde kaybolan umutları yeniden yeşertir. Geçtiğimiz günlerde Sibel Seyitoğlu’nun yaptığı bir paylaşım da bunlardan biriydi.
Paylaşımından, CHP Adana İl Başkanı Orhan Bayram’ın sokak hayvanlarıyla ilgili kapsamlı bir proje hazırladığını öğrendim. Seyitoğlu, birlikte üzerinde çalıştıkları bu projenin, kamuoyunda “kanlı yasa” olarak adlandırılan yasal düzenleme nedeniyle hayata geçirilemediğini ifade ediyordu.
Doğrusu bu satırları okuduktan sonra umutlandım.
Çünkü uzun zamandır sokak hayvanları sorununda siyasetin çözüm üreten değil, çoğu zaman sessiz kalan tarafını görüyoruz. Eğer gerçekten hazırlanmış, bilimsel temellere dayanan, hayvan refahını esas alan bir proje varsa; bunun konuşulması, geliştirilmesi ve kamuoyuyla paylaşılması gerekir.
Sokak hayvanları sorunu ideolojik bir tartışma değildir.
Ne sağın ne solun…
Ne iktidarın ne muhalefetin…
Bu sorun vicdan sorunudur.
Bugün “yaşam alanı” adı altında kurulan birçok toplama merkezinden gelen görüntüler, kamuoyunun yüreğini burkuyor. Kâğıt üzerinde rehabilitasyon merkezi olarak görülen bazı alanlar, uygulamada hayvanların doğal yaşamlarından koparıldığı, yetersiz koşullarda yaşam mücadelesi verdiği yerler hâline gelebiliyor.
Elbette bütün belediyeleri aynı kefeye koymak doğru olmaz. Özveriyle çalışan belediyeler de var. Ancak sorun ortadaysa, çözümü de birlikte üretmek zorundayız.
Bu noktada Orhan Bayram’ın hazırladığı belirtilen projenin önemli bir fırsat olabileceğini düşünüyorum.
Eğer bu proje; toplama merkezlerinin gerçekten hayvan refahını esas alan yaşam alanlarına dönüştürülmesini, kısırlaştırma ve sahiplendirme çalışmalarının güçlendirilmesini, gönüllülerle yerel yönetimlerin ortak hareket etmesini ve sokak hayvanlarının yasal haklarının korunmasını hedefliyorsa, Adana için örnek olabilir.
Çünkü çözüm öldürmekte değil, yaşatmaktadır.
Çözüm toplamakta değil, doğru yönetmektedir.
Çözüm cezalandırmakta değil, birlikte yaşam kültürünü geliştirmektedir.
Bugün Türkiye’nin dört bir yanında binlerce insan hiçbir karşılık beklemeden sokak hayvanlarını besliyor, tedavi ettiriyor, sahiplendiriyor. Onların verdiği mücadele, devletin ve yerel yönetimlerin doğru politikalarıyla desteklenmediği sürece kalıcı bir başarı elde etmek mümkün olmayacaktır.
Ben, Sibel Seyitoğlu’nun paylaşımından öğrendiğim bu projeyi merak ediyorum.
Adanalılar da merak ediyor.
Belki de artık bu proje kamuoyuna anlatılmalı; sadece CHP’lilerin değil, veteriner hekimlerin, akademisyenlerin, hayvan hakları savunucularının ve tüm Adanalıların katkısıyla geliştirilmelidir.
Sokak hayvanlarına yönelik uygulamalar, siyasal polemiklerin konusu olmamalıdır.
Onların yaşam hakkı; seçimden seçime anımsanacak bir vaat değil, her gün korunması gereken temel bir vicdan sorumluluğudur.
Eğer Orhan Bayram gerçekten böyle bir vizyona sahipse, bunu yaşama geçirmek için göstereceği her çaba takdiri hak eder.
Çünkü sokak hayvanlarının refahı, yalnızca onların değil; aynı zamanda toplumun vicdanının da aynasıdır.
Ve bir kentin vicdanı, en çok da kendini savunamayan canlılara nasıl davrandığıyla ölçülür.






























