‘Yeni’ kurulacak olan Parti’nin adı ne olmalı diye bir tartışma sürdürülmekte.
‘Halk’ partisi olmalı diyen var, ‘Halkçı’ parti diyen olabilir ya da sadece ‘Yeni’ parti olsun diyenler olabilir.
Ben de ‘Yeni Halk Partisi’ olsun isterim.
‘Yeni bir halk’ yaratmak amacında olduğunu ilan etmesi bakımından böyle olsun isterim.
Yeni bir ‘Halk’ yaratmak da ne demek diye sorulacak olursa, bu hem olası ve hem de gerekli bir şeydir diye yanıtlayabilirim.
Örneğin, ‘On yılda onbeş milyon genç yaratmak’, üç çocuk doğurtmak yoluyla değil ama doğal nüfus artışıyla birlikte, halihazırda var olan nüfusa (Peuple) bir Halk (Nation) niteliği kazandırmak demekti.
Buna Farsça’dan dilimize geçen ‘Millet’ de denilmektedir.
Bir Halkın bir gecede Millet (ulus) olması kuşkusuz mümkün değildir.
Türk Milleti, 1910’dan başlayarak dış güçlere ve 1920’lerden başlayarak hem dış ve hem de iç güçlere karşı mücadele ederek, benim ’emancipation politique’ dediğim ‘özgürlük’üne kavuşmuştur.
Buna ulus olarak ‘rüştünü ispat etmek’ ve ya da iç ve dış ‘vesayetten kurtulmak’ da denilebilir.
‘Özgürlüğüne kavuşmak’ demek, ancak ve sadece böylece mümkün olabilir.
Ne yazık ki, Türk Halkı son yirmi yılda bu ‘özgürlük’ünü kaybetmiş, kâh bir tarikatın, kâh siyasal partinin, kâh bir mafyatik örgütün ‘vesayet’i altına girmiş ve çok açık yazıyorum Ulus (Millet) olma özelliğini yitirmiştir.
‘Devlet’ine yabancılaştırılmış da denilebilir.
Çünkü ‘Devlet’ ve ‘Ulus’ bir ve aynı somutluktur.
Bugün sokakta bir AKP’linin bir CHP’liye, bir MHP’li in bir TİP’liye bakışının dostça olduğunu söyleyebilir misiniz?
Arap, Afgan, binbir türlü Afrikalıyı saymaya gerek bile yok.
İşte bu koşullarda, aş ve iş kadar ve belki de bunlardan da önce, bu Halk’a ’emancipation politique’ini kazandırmak gerektirmektedir.,
Yani her türlü ‘vesayetten kurtarılması’ gerekmektedir.
Bütün bu ‘vesayet’lerin başında ise, AKP ve Dr Recep tayfası (doğrudan ve dolaylı ortak olan partiler dahil) gelmektedir.
Dolayısıyla, Türkiye’de Dr Recep ve tayfasından kurtulmak hem iç ve hem de dış ‘güç odakları’ndan kurtulmak demektir.
Kim ki bu son tümcenin derinliğini kavrayamaz, ileri süreceği her görüş sakat, her kanıt sahte ve her tutum Halk karşıtıdır.
Tam da bu nedenle, yeniden ‘Kurtuluş’ için doksan milyonluk Türkiye’de ben diyeyim doksan siz deyin dokuzyüz ‘Halk düşmanı’nından kurtulmakla başlanabilir.
Yani bu ‘ana hedef’ten kesinlikle sapılmamalıdır.
Aksi taktirde istenildiği kadar parti kurulsun, istenildiği biçimde cafcaflı adlar konulsun bir arpa boyu yol alınamaz.
Madem ‘Halk’a dayanıldığı ileri sürülmektedir, ona benzemek değil ama onun ‘kendisine gelmesi’ne ve onun ‘kendisi olması’na yardımcı olmak gerekmektedir.
Buna yeniden ‘Kurtuluş savaşı’ denilse çok abartılmış olmaz.
Milli Eğitim Bakanı’ndan, Adalet Bakanı’ndan, İçişleri Bakanı’ndan, Dış İşler Bakanı’ndan, Milli Savunma Bakanı’ndan ve ilah. ve onları oralara atayandan kurtulmanın savaşı.
Bunlar yılan gibi, her deri değiştirdiklerinde daha tehlikeli bir hal alıyorlar.
Bir öncekinden daha saldırgan, daha azgın ve daha zehirli oluyorlar.
İşte bu ‘gidişat’a bir dur demek gerekiyor.
Bunun için de ‘Halk’a, yirmi yıldır koynunda yatan yılanı göstermek gerekiyor.
İrkilip ‘kendisine gelmesi’, ‘Halk’ olduğunun bilincine varması için.
O nedenle yeni bir ‘Halk Partisi’ kurulmalıdır diyeceğim.
Cumhuriyet Halk Partisi’ne gelince, Yeni Halk Partisi iktidar olduğu zaman, onun üzerinde ‘Hak’kı olanlar doğaldır ki o haklarını alabileceklerdir.






























