Kapitalizm insanları sömüren/ sömürülen diye ikiye ayırdığı gibi… Ya da ne bileyim; yoksul/ varsıl gibi, soyan/ soyulan gibi, doymayan/ bulamayan gibi… Bir yanda oniki yıl CHP Genel Başkanlığı yapmış, “kesin geçersizlikle (mutlak butlanla) / iktidarı” arkasına alarak yeniden aynı göreve getirilen Kemal Kılıçdaroğlu var. Diğer yanda, yıllardır yurttaşın özlemini çektiği; haksızlığa başkaldırma/ direnme eylemlerini ortaya koyan, son yapılan yerel seçimde “iktidarın” çeyrek yüzyıllık koltuğunu sallayan, halkın dağarcığına “umut” serpen Özgür Özel… Doymaz kapitalizm anlayışı şimdi de “Kılıçdaroğlu/ Özel” ayrımını yaparak, CHP içerisinde “sığ” tartışmaların da önünü açarken ülkeyi bilinmezliklere sürüklemekte!
Kılıçdaroğlu “gelişi, eksiği, doğrusu, gidişi” ile geride kalmalıydı! Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda iz bırakan bir partide “iç hesaplaşmalara” neden olacak tartışmalara neden olmamalıydı, “iktidarın” sallanan koltuğuna payanda yapılmamalıydı, polisin/ tomanın parti kapısına dayanmasına neden olacak kurguların içine girilmemeliydi…
***
Şöyle deniyor: Özgür Özel ile Ekrem İmamoğlu çıkarları uğruna CHP’yi yıprattı! Bunu, Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olduğu süreçte, her seçim öncesinde, akla gelmeyecek “yalan/ yanlış” açıklamaları mitinglerde anlatan “iktidar” söylüyor! “Başörtülü bacılarımın üzerine işedileri, PKK ile birlikte hareket ediyorları, bunlar vatan hayınları” dediklerini; siyasetçileriyle, medyalarıyla nasıl algı oluşturduklarını unutmadınız sanırım! Aynı “iktidar” şimdi Kılıçdaroğlu’nu Özel’e karşı ekranlara taşıyor, “her şeyi bilen” adamlarına övdürüyor…
Daha önce de yazdım: Hırsızı, haksızı, çalanı, soyanı savunacak onların çığırtkanlığını yapacak değilim! Bu yurdun yurttaşının doymaması, umudu unutması, eşine/ çocuğuna istediği yaşamı verememesi, gelecek hayalleri kuramaması bunların yüzünden olduğunu biliyorum! Halkın bu denli karmaşık, bu denli sokakların şiddete açık, toplumun bu denli birbirinden kopuk oluşunun nedeninin bunlar olduğunu da biliyorum! Bensem de çalan, bensem de haksız kazanç sağlayan bedelini ödemeliyim, kim olursa olsun bedel ödemesini istemeliyim! Bu denli “olay” net!
***
Başta İBB soruşturmaları olmak üzere; karma karışık bir süreçten geçildiğini, kimin ya da hangi belediyenin üzerine gidileceğini, hangi tutuklunun/ ne zaman “itirafçı” olarak açıklama yapacağını, önceden verilen “ifadelerin” birçoğunun değiştirildiğini, “ifadeler” sırasında akla gelmeyecek “tehditler” yapıldığını duymaktan yılmayan var mı? Öncesiyle sonrası arasında neler yaşandığını, hangi baskılar yapıldığını ya da ne gibi “sözler” verildiğini duyduğunuzda neler düşünüyorsunuz?
Kimsenin “kirini” örtmeye çalışmıyorum! Ancak kimsenin de “kire” bulaştırılmasını doğru bulmuyorum! Bir yandan “iktidara” yakın isimler, bir yandan da “Kılıçdaroğlu’nun adamları” denilerek gösterilenlerin buluştuğu nokta; İmamoğlu ile Özel “tu kaka…” Kim diyor bunu? Parti içinden, dışından isimler! Peki hukuk ne diyor? Her gün yeni bir “açıklamanın” yapıldığı, soruşturma sürecinde “kimilerinin” açıklamalarını değiştirdiği, tüm bunları halkın “canlı” izlemesini engellemek ne anlama geldiği konusunda hukuk “ne” diyor? Önemli değil mi bu?
***
“Kılıçdaroğlu mu, Özel mi?” Bugün yaşanan tartışmaları salt CHP’nin iç çekişmeleri diyemeyiz! Yurttaşın geleceğini belirleyecek olan siyasal düzenin hangi ellerde şekilleneceğinin de göstergesi… Kılıçdaroğlu’na geçmişteki eksiklerine karşın alan açılması, Özel’in halkın umudunu diri tutan/ öykü yazan çıkışlarının sindirilememesi bugün yaşananların nedeni! Eğer Özel’de Kılıçdaroğlu gibi korkak/ ürkek davranmış olsaydı, girdiği ilk seçimde başarı göstermeseydi sorun olmayacaktı! Geçmiş yıllarda olduğu gibi seçim öncesinde kükreseydi, sonunda seçmenin başını eğmesine umursamaz kalsaydı da sorun olmayacaktı! Ama bir yandan İmamoğlu, diğer yandan Özel yurttaşa “umut” olunca “sorun” oldu, taş atılması yeğlendi!
Dünün yöntemleriyle yarının aydınlığı kurulamıyor! İşlem aynı oldukça “sonuç” da değişmiyor! Kılıçdaroğlu eksiğiyle doğrusuyla bir dönemi kapattı; onu yeniden öne sürmek, yurttaşın üzerindeki karabasanın sürmesi anlamına gelecektir! Yurttaşın gözündeki ışıltı, alanlardaki kalabalık dünün yöntemleriyle yarının kurulamayacağını kanıtlıyor. Şimdi halkın önünde bir “umut” var! Bunu “kesin geçersizlik/ mutlak butlan” sonrasında yurttaşın Özgür Özel’e gösterdiği ilgide görebilirsiniz! Çağrı gün içinde yapılıyor. Alan doluyor. Yurttaş Özel’in tükenmez enerjisinden hoşnut. Bu coşkuyu en son ne zaman yaşadığımı bilmiyorum doğrusu… Tüm bu yaşananları “iktidara” koşut yürüyerek karartmaya çalışmanın bedeli “ağır” olacaktır; bilmelisiniz! 060626






























