Bir önceki yazımızda, CHP tarihinde ilk büyük ideolojik kırılmanın “Ortanın Solu” tartışmalarıyla yaşandığını anlatmıştık. Ortanın soluna karşı çıkan Turhan Feyzioğlu ve 48 milletvekili ile senatör CHP’den ayrılarak CGP’yi kurdu. Ancak bu hareket kısa sürede siyasal etkisini kaybedip eridi gitti.
Bu kırılmadan sonra Türkiye siyasetinde, ana eksenden koparak kalıcı ve güçlü bir siyasal potansiyele dönüşebilen tek hareket AKP oldu. Sol siyasette ise benzer bir güç merkezi oluşmadı.
CHP, 1980 sonrasındaki ilk ciddi kırılmasını Özgür Özel–Ekrem İmamoğlu ikilisinin yükselişi döneminde yaşadı. Kurultayın üzerine rüşvet, rant ve çıkar ilişkileri iddiaları gölge düşürdü. Menfaat karşılığında kurultay iradesinin sakatlandığı yönündeki tartışmalar CHP’yi mahkeme salonlarına taşıdı. Süreç sonunda mutlak butlan kararıyla yönetimsel bir değişim yaşandı.
Bugün gelinen noktadan sorumlu olanlar ise kendi çıkmazlarını Kemal Kılıçdaroğlu’nu suçlayarak örtmeye çalışıyor. Ancak her hamlelerinde daha da büyük bir açmazın içine sürükleniyorlar.
Kılıçdaroğlu ile Ekrem–Özgür ekseni arasındaki çatışma ideolojik bir çatışma değildir. Mesele, CHP’nin siyasal kültürüne bugüne kadar sirayet etmemiş ahlaki çürümenin yarattığı gerilimdir. CHP tarihinde genel başkanlar hiçbir zaman parasal ilişkiler ve çıkar tartışmalarıyla anılmadı; anılamaz da.
MYK üyelerinden milletvekillerine, belediye başkanlarından parti yöneticilerine kadar uzanan iddialar zinciri, ciddi bir yozlaşma tartışmasını beraberinde getirmiştir. CHP geleneği, kangrene dönüşen uzvu kesip atmayı bilir. Ancak bunu yapmak yerine partiyi bir koruma kalkanı olarak kullanmaya kalktılar. Bu nedenle de partiyi ellerinde tutmak için her yolu deniyorlar.
Oyun bozuldu. Siyasi DNA bozuldu. Kendilerine karşı çıkan herkese ahlaki seviyeyi düşürerek saldırmayı tercih ettiler. Sonuçta her şeyi ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Türkiye halkının umuduyla ve geleceğiyle oynadılar.
Şimdi utanmadan İnönü–Ecevit dönemindeki fikir ayrılıklarını ve siyasal çatışmaları, kendi çürümüşlüklerine kılıf yapmaya çalışıyorlar.
Unuttukları bir gerçek var:
Ayrık otu da ottur, çim de ottur. Ama çim toprağı işgal etmez. Ayrık otu ise yayıldığı her yeri sarar, boğar ve tüketir.
Bu yüzden iki otu birbirine karıştırmayın.
CHP geleneği; ahlaksızlığa, yozlaşmaya ve çürümeye hüküm veren bir siyasi kültürdür. Ayrık otunun bütün bahçeyi ele geçirmesine izin vermez.
Bu nedenle artık kıvırmaya gerek yok. Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ikilisi için yol bellidir: Partiye koşun, hesap verin ve yarattığınız çirkinliklerle baş başa kalın.






























