Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




Selma ERDAL
Selma ERDAL

Üç beş söz 

*Ülkemizde siyasete bulaşmak bir bakıma uyuşturucu bağımlılığı gibi, daha açık bir deyişle ölümüne kadar.

Eskiler buna “tabut politikası” derdi. Ve bu politikacıların ilk örnekleri şu, şu adlar desem; say, say bitmezler, hangisi değil ki?

Her biri padişahlar gibi ölene kadar hükmedecekler, egemen olacaklar. Yeter artık, çekilin; bakın şurada nice genç beyinler var.

*Günümüzden 25 yıl öncesinde…

Bizler Bursa’da saat gece 12’lere kadar kız kıza gezebilirdik parklarda, sokaklarda…

Ama bugünlerde değil Bursa’da, ülkenin her yöresinde, kıyısında, köşesinde, kentinde; kadınları sokaklardan evlere püskürtmek için yumruklar uçuşuyor havalarda, kadınlar sürükleniyor yerlerde…

Tengri Türklerden önce Türk kadınlarını koruya; AMENNN!

*Üç, beş kitap okuyoruz ve bilgece tavırlar içinde yazılar yazıyoruz Tolstoy’un ilk gençlik yıllarında “kendimizi Tanrı sanıyorduk” dediği gibi, yazdığı her yazısıyla herkes üstünlük havalarında…

Oysa…

Nedir, ne için çabalıyoruz?

Alt tarafı üç günlük dünya; doğduk, yaşadık, ölüm hemen yanımızda…

*Kapitalist köpeği

Talan etti ülkeyi

Düşese saten düşes

Kalmadı Bursa ipeği

Dut ağaçları kesilince; beslenemez böcek, nasıl üretecek ki ipek?

Bu da günün bilmecesi…

*Oy karşılığı; karbonmonoksitli kömür… Hava kirliliğinden tükeniyor Doğa’daki her ömür… Yeter ki sağlam dursun tahtırevana; olsa da ülke kan revan… Egemenler durmaksızın yollarına devam!

Ve bu bağlamda “Her şey satılık” anlayışıyla ülkemizi pazara çıkaran egemen güçler; tarıma uygun bir karış toprak bırakmama, tarımsal alanları yapılaşmaya açma girişimlerini hızla sürdürüyorlar, tarımsal topraklarımızı acımasızca kirletiyorlar. Bu süreçte, Kemal Atatürk’ün “Bu ulusun efendisi” olarak tanımladığı KÖYLÜ; ne yazık ki KÖLE konumuna getirilmek isteniyor. Dünya küreselleşme bağlamında üst düzeyde gönenç yaşarken, Türkiye daha da sömürgeleşiyor. Ne acıdır ki; KÖYLÜ bu ulusun efendisi değil, ulusumuza başkaları efendilik ediyor, 1920’lerde verilen BAĞIMSIZLIK Savaşımıza, KURTULUŞ Savaşımıza karşın… Ve bu süreçte; Atatürk’ün partisiyiz diye ortalıkta gezenler de muhalefet yerine, muhabbet derdindeler.

*Geçmişte tarımsal üretim devletçe sübvanse edilir, Türkçesi’yle desteklenirdi. 90’lı yıllarda IMF kredileriyle Devlet Bütçesi’ni denkleştirme uygulamaları başladığından beri; IMF buyrukları ve de koşullarıyla artık tarımsal üretimi destekleme devri bitti, şimdi köstekleme, tarımsal üretimi sona erdirme devri başladı. Dışa bağımlı sanayileşme, dışa bağımlı ısınma (petrolden sonra, doğal gaz bağımlılığımız) derken, dışa bağımlı beslenme dönemi başlayacak gibi görünüyor. Yiyeceğimiz lokmalarımızı sayanlara destek “yayılan söylencelere göre” çok yakında Trump ağadan geliyor; haydi yine iyiyiz.

*Herkesten iyi okumuşlar MARX’ı…

Ne de güzel kullanıyorlar onun söylemlerini, amaçlı ve de maksatlı.

Üstat yazmamış mıydı;

DİN TOPLUMLARIN AFYONUDUR

“Onlar da kopya çekmişler, çaktırmadan ondan”

Dirhem, dirhem yuttur

Dünya’dan soyutla, yaşarken uyut dur.

Ne de olsa onla deneyimli; şimdi sıra bize geldi.

Nasıl ki

Kapitalist sömürgenler gittiklerinde,

Kara adamın Afrika’sına ve de Kızılderili’nin Amerika’sına

Tutuşturdular onların eline birer İNCİL

Onlar için olmalıydı uhrevi yaşam en birincil

Ve onlar dua ederken “Baba-Oğul-Kutsal Ruh” adına,

Sömürgenler acımasızca eşelenip durdular topraklarında…

Şimdi sırada ne var?

Anadolu’nun bereketli toprakları…

Öyleyse olmalı Anadolulu; külliyen dindar.

Onlara artık Muhammed yetmez, yeni bir peygamber de gerek

Kitap da yeniden devşirilmeli ve de yorumlanmalı ki

Dindarlarla-dinciler ve de üfürükçülerle-cinciler savaşmalı

Bu arada beyinler de dumura uğramalı, düşünceleri yavaşlamalı

Ve böylece dirhem, dirhem yutturulmalı; din afyonu

Büyük birader de amacına ulaşmalı; keyifle düzeltmeli şapkayla, papyonu…

Sonrasında “Vatan-Millet-Sakarya” diyenler için nasıl ki

Altı da bir, üstü de birse yerin

Ha altı, ha üstü; sen iman gücünle, tezden yerin altına gir

Dünya işleri senin ruhun için tehlikeli, karanlık ve de pis-kir

Bulaşma dünya işlerine, iman yolunda yürü

Takma kafanı, seçim zamanı yığılır kapının önüne taş kömürü

Çekil ayak altından, daha kolay gerçekleşsin sömürü

Allah’ın imtihan için vermiş sana bu ömürü

Uyu, uyan, et duanı;

Nasılsa ithal eden bulunur sofran için kuru soğanı…

Gerçekten de bunlar külliyen komünist; herkesten iyi okumuşlar Marx’ı…

Onun karşıt eleştirilerinden almışlar kendilerine göre en sağlam dersi…

Marx dedenin ilkelerinin tam tersi; her geçen gün güçlendiriyor iktidarlarını…

Didim, 6 Haziran 2026

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER