Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




Oktay EROL
Oktay EROL

Bayramda “mutlak butlan”…

Bayram dinlencesi başlamamıştı daha… Siyasetçilerden art arda “iyi dilekli” bayram kutlamaları gelmeye başlanmıştı bile… Emeklinin, dargelirlinin “bayramı” nasıl geçirecekleri “çok” önemliymiş gibi… Sanki geçmiş bayramlardan “daha iyi” yaşamaları için çaba harcamışlar gibi… Bayramın içtenlikle yaşanmasını “temenni” etmişlerdi! Yurdun büyük bir katmanı ellerinde parmaklarını ovalıyordu o sıra; çocuğuna alamadığı bayramlığı düşünüyordu, bayram hazırlığına yapacak gücü olmamasına kızıyordu! “Kime” neyse artık!

İnsanlar neden bu denli bayramı “coşkusuz” karşılıyordu, neden “sevinecek” yerleri işlevini yitirmişti düşünen yoktu ki… Aylardır konuşulmuş olsa da, böylesine/ bayram öncesine denk getirilmesi beklenmiyordu CHP’ye “mutlak butlan” kararı… İşin içinde olan üç/ beş kişi dışında bilen/ öngören var mıydı? Sanmıyorum! Özgür Özel’in aylardır/ yorulmadan ortaya koyduğu eylemlerin ivme kazandırdığı “umut”, yok olmadı/ ancak kanatlarını yere indirdi!

***

Yurttaşın sofrasındaki küçülen ekmekten, üreticinin girdi kaygısından, gençliğin en verimli yıllarını yitirmesinden dolayı kendini sorumlu sayan bir “iktidar” yok ortada… Her şeyi hallaç pamuğu gibi attıran, bayram coşkularını ortadan kaldıran, umudu yurttaşa “yasak” saydıran bir anlayış bugün siyaset… “Mutlak butlan” kararı, sığ bir parti içi yetki çekişmesi miydi? Hayır! doğrudan doğruya sandığın istencine, hukukun güvenirliğine karanlık bir gölge… Düşünün bir kere; halkın seçtiği, onayladığı yönetimler, aylar/ üstelik yıllar sonra yerel mahkeme salonlarında bir kalemde yok sayılabiliyor; bu da bir bayram öncesinde yurttaşın önüne koyuluyor!

Geçmişe dönük bu iptal kolaycılığı, yarın ülkedeki tüm seçimleri, tüm devlet işleyişini bir gecede kökünden sarsabilecek, geriye dönük koca bir boşluk oluşturmayacak sanki! Ne oldu şimdi? İyi “temennide” bulunduğunuz bayramın bile üzerine karabasan çöktürdünüz, o günden bu yana piyasayı salladınız, yatırımcıyı belirsizliğin içine sürüklediniz, yurda “kurtuluş” coşkusu yaşatan partiye “kirliliklerinizi” bulaştırdınız, “birleştirici/ kaynaştırıcı güç” dediğiniz bayramın içini boşalttınız! Daha iyi misiniz?

***

Yurttaşın önüne koyulan “siyasetçinin yükümlülükleri” arasında, “bayram coşkusunu” karaya bürümek yoktur! Bunun adı “yurttaşa komplo” gibi başka bir şey… İlk yükümlülük halkın “yaşamını” kolaylaştırmaktır… Daha doyasıya bayramı yaşatmaktır… Üreticinin dört gözle beklediği hasatta, onu yeni ekim dönemleri için özendirmektir… Halktan toplanan vergilerle, yine halkın kamusal gereksinimlerini sağlamaktır… “Bana yakın/ benden uzak” ayrımına gitmeden herkesin ulusal gelirden yararlanmasının önünü açık tutmaktır… Toplumsal çıkarı öne çıkarmaktır…

Bunların hiçbiriyle uğraşmadan, bunların hiçbirinin iyileşmesi için çaba harcamadan, üstelik halkın “yaşam sevincini” kırarak aylıklarını bir güzel alıp tüketiyorlar; biliyor musunuz? Buğday hasadının ardından taban fiyat onaltıbinbeşyüz lira olarak belirlendi. Üreticinin son bir yılda girdilerine gelen zam yüzde elliye yaklaşırken, taban fiyat yüzde yirmiiki de bırakıldı! Mayıs ayı enflasyonu açıklandı, açlık sınırı otuzbeş lirayı geçerken; emekli yirmibin lirayla, çalışan yirmisekizbin lirayla sınanmayı sürdürüyor! Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de “mutlak butlan” sancısını koyun insanların yaşam alanına; sonra da tutun “bizim önceliğimiz halkımızın mutluluğu” deyin! Yalancının…

***

Bayram öncesiydi, şimdi bayram da geçti! Günler “iktidarın” suskunluğuyla geçerken, yandaşları/ kanalları “mutlak butlanı” görev bildiler, düne değin ağızlarına almamak için direndikleri Kemal Kılıçdaroğlu’nu dillerine pelesenk ettiler! Ülkenin başka konusu yok! Ne tarımda yaşanan sıkıntılar, ne sanayinin düşüşü, ne dışalımda süren zorunluluklar, ne doymayanlar, ne “umutları” çöken gençlik… CHP için mahkemenin verdiği karar, YSK’nın karara bakışı, hukukçular arasında oluşan gerilim… “İktidarın” umurunda olmadığı gibi, “bizi ilgilendiren bir konu değil” saptırması… İnanıyor musunuz?

Bana inandırıcı gelmiyor örneğin! Sanki zamanında “silkeleyin” diyenler başkasıydı; şu an yaşananlar, “o gün” yapılması istenenlerden başka bir şeydi sanki! Yinelemek istiyorum; bayram öncesinde söz verilmesine karşın haklarını alamayan madencileri düşünen bir “iktidar” görüyor musunuz? Ya da yaşamlarının en zor koşullarıyla baş başa bırakılan “emekliyi” hoşnut edecek adımlar atacağına inanıyor musunuz “iktidarın”? “İktidar” ile Kılıçdaroğlu’nun arasında siyasal bir bağ olmadığını düşünüyor musunuz? Benim yanıtım belli… 040626

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER