Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




Ömer ALPDOĞAN
Ömer ALPDOĞAN

Kendiliğinden ve kolay arinma

Yargının kesin geçersizlik kararı sonrasında yeniden CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu’nun ilk mesajlarından biri “arınma” olmuştu. Kılıçdaroğlu, partiyi yeniden kuruluş ilkeleri doğrultusunda toparlayacaklarını ve bu kapsamda gerekli adımların atılacağını ifade etmişti.

İlk etapta bazı milletvekilleri, il ve ilçe yöneticileri hakkında disiplin süreçlerinin işletilmesi, parti içinde uzun ve sancılı bir dönemin başlayacağı yorumlarına neden oldu. Ben de açıkçası bu sürecin kolay ilerlemeyeceğini düşünüyordum.

Ancak beklenen olmadı.

Arınma sürecine konu olabilecek isimlerin önemli bir bölümü, Özgür Özel’in etrafında toplanarak CHP’den ayrılmayı tercih etti. Böylece parti yönetiminin uzun disiplin süreçleri yürütmesine gerek kalmadan ayrışma büyük ölçüde kendiliğinden gerçekleşmiş oldu.

Bu noktada tartışmaların odağındaki isimlerden biri de Özgür Özel’di. Eleştiriler, genel başkanlığı döneminde yaptığı tüzük değişiklikleriyle CHP’yi kuruluş felsefesinden uzaklaştırdığı yönündeydi. Bu görüşü savunanlara göre, tam bağımsızlık anlayışı üzerine inşa edilen Atatürk çizgisi yerine Batı merkezli siyasi yaklaşımlar öne çıkarıldı.

Özgür Özel’in, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Terörsüz Türkiye” çıkışı sonrasında yaptığı değerlendirmeler de bu eleştirilerin bir parçası oldu. Özellikle “Barış içinde iki devlet ümit ediyoruz.” şeklindeki ifadesi, kamuoyunda farklı yorumlara yol açtı.

Bir diğer tartışma ise CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun geçmişte dile getirdiği sözler üzerinden yaşandı. Tanrıkulu’nun, “Irkçılığa dayalı Atatürk milliyetçiliğine son vermek için CHP’deyim.” ifadeleri uzun süre kamuoyunda tartışıldı.

Atatürk’ün kurduğu partide görev yapan bir siyasetçinin, partinin temel ilkelerinden biri olarak kabul edilen Atatürk milliyetçiliğine yönelik böyle bir değerlendirme yapması, birçok CHP seçmeni tarafından da tepkiyle karşılandı. Bu sözler, parti yönetimiyle ideolojik uyum konusunda ciddi soru işaretleri doğurdu.

Bu açıdan bakıldığında, hem Özgür Özel’in hem de Sezgin Tanrıkulu’nun, Kılıçdaroğlu’nun sözünü ettiği arınma sürecinin ilk sıralarında yer alması gerektiğini düşünenlerin sayısı az değildi.

Fakat süreç farklı gelişti.

İhraç mekanizmaları işletilmeden, yollar fiilen ayrıldı. Böylece aylarca sürebilecek parti içi mücadele yaşanmadan, CHP’deki ayrışma büyük ölçüde kendiliğinden gerçekleşmiş oldu.

Bugün gelinen noktada artık herkes kendi politik yolunda ilerliyor. Ayrılan isimler yeni siyasal oluşumlarda veya farklı platformlarda görüşlerini özgürce dile getirebilir. CHP ise kendi içinde nasıl bir kimlik ve siyaset inşa edeceğine karar vermek zorunda.

Belki de en dikkat çekici gelişme budur.

Bazen en zor görünen tasfiye, uzun disiplin süreçleriyle değil; insanların kendi tercihleriyle yollarını ayırmasıyla gerçekleşir. CHP’de yaşanan süreç de tam olarak böyle oldu. Kılıçdaroğlu’nun “arınma” olarak tanımladığı süreç, beklenenden çok daha az sancılı, büyük ölçüde kendiliğinden tamamlandı.

 

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER