Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




Ömer ALPDOĞAN
Ömer ALPDOĞAN

Hangisine oy vereceksiniz?

Türkiye, siyasal parti enflasyonunun yaşandığı ülkelerin başında geliyor. Yargıtay kayıtlarına göre bugün Türkiye’de tam 189 siyasi parti faaliyet gösteriyor. Evet, yanlış okumadınız; yüz seksen dokuz parti.

Elbette bu partilerin tamamı seçimlere girme hakkına sahip değil. Ancak sayı yine de küçümsenecek gibi değil. Yüksek Seçim Kurulu’nun 25 Mart 2026 tarihli kararıyla seçimlere katılma yeterliliğine sahip parti sayısının 41 olduğu açıklandı.

Eskiden çocuklar kırk bir kere maşallah denirdi. Şimdi siyaset için demek gerekiyor. Seçim girme hakkı olan, sadık önümüze geldiğinde bizden oy isteyebilecek olan partiler şunlar:

  1. Adalet Birlik Partisi
  2. Adalet Partisi
  3. Adalet ve Kalkınma Partisi
  4. Anadolu Birliği Partisi
  5. Anahtar Parti
  6. Anavatan Partisi
  7. Ana Yol Partisi
  8. Bağımsız Türkiye Partisi
  9. Büyük Birlik Partisi
  10. Cumhuriyet Halk Partisi
  11. Demokrasi ve Atılım Partisi
  12. Demokratik Sol Parti
  13. Demokrat Parti
  14. Doğru Yol Partisi
  15. Emek Partisi
  16. Gelecek Partisi
  17. Genç Parti
  18. Güç Birliği Partisi
  19. Hak ve Özgürlükler Partisi
  20. Halkın Kurtuluş Partisi
  21. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi
  22. Hür Dava Partisi 23. İyi Parti
  23. Merkez Sağ Parti
  24. Millet Partisi
  25. Milliyetçi Hareket Partisi
  26. Milli Yol Partisi
  27. Ocak Partisi
  28. Saadet Partisi
  29. Sol Parti
  30. Teknoloji Kalkınma Partisi
  31. Türkiye İşçi Partisi
  32. Türkiye İttifakı Partisi
  33. Türkiye Komünist Hareketi
  34. Türkiye Komünist Partisi
  35. Vatan Partisi
  36. Yeniden Refah Partisi
  37. Yenilik Partisi
  38. Yeni Türkiye Partisi
  39. Yerli ve Milli Parti
  40. Zafer Partisi

Liste abecesel sıralamayla açıklanmış.

Bu partilerin tamamı seçime girerse ve bunlara bir de Özgür Özel’in partisi eklenirse sayı kırk iki olacak

Yani sandık önümüze geldiğinde (şimdilik) bizden oy isteyebilecek tam kırk bir siyasi parti bulunuyor.

Bir insanın kırk bir çeşit peynir arasından seçim yapması bile zorken, kırk bir parti arasından ülke yönetecek kadroyu seçmesi bekleniyor.

Listeyi okuyunca insanın başı dönüyor.

Adalet isteyen için parti var.

Kalkınma isteyen için parti var.

Birlik isteyen için parti var.

Yol isteyen için iki tane var.

Sağ isteyen için var.

Sol isteyen için var.

Milliyetçi isteyen için birkaç tane var.

Komünist isteyen için de bir kaç tane var.

Yerli ve milli isteyen için var.

Teknoloji isteyen için bile parti kurulmuş.

Neredeyse “Uzaylılarla Dostluk Partisi” eksik kalmış.

Bu tablo, bu arada tabii,  Türk siyasetinin ilginç bir gerçeğini ortaya koyuyor. Yıllardır vatandaşlara sanki iki ya da üç seçenek varmış gibi bir siyasi iklim sunuluyor. Oysa resmi rakamlar bunun tam tersini söylüyor. Sandıkta seçmenin önünde onlarca farklı tercih bulunuyor.

Dahası, toplumun önemli bir kesiminin mevcut iktidardan da ana muhalefetten de memnun olmadığı artık sır değil. Yapılan kamuoyu araştırmalarında kararsızların oranı dikkat çekici seviyelerde seyrediyor. Zafer Partisi’nin yüzde 7’lere, Yeniden Refah Partisi’nin yüzde 5’lere ulaşan oy oranları da seçmenin yeni adres arayışının bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.

Çünkü, kararsızlar hâlâ dev bir kitle oluşturuyor. Bunun tek nedeni var: Vatandaş yeni adres arıyor. Mevcut siyasal aktörlerin önemli bir bölümü artık seçmende heyecan oluşturmuyor. Bir kısmı iktidara gelince verdiği sözleri unuttu. Bir kısmı muhalefette kalmayı meslek hâline getirdi. Bir kısmı da seçimden seçime ortaya çıkıp kaybolan yazlıkçılar gibi davranıyor. Seçim zamanı geliyor, afişler asılıyor, vaatler havada uçuşuyor. Seçim bitiyor, parti genel merkezinin ışıkları bile sönüyor. Dört yıl kimseyi gören yok. Sonra yeniden ortaya çıkıp: “Bu kez kesin geliyoruz.”diyorlar. Sanki önceki seçimler fragmanmış gibi…

Sokakta konuştuğunuz insanların büyük bölümü ne iktidardan memnun ne de ana muhalefetten. Bir taraf yıllardır iktidarda olmasına rağmen çözülmeyen sorunlardan şikâyet ediyor. Diğer taraf ise yıllardır muhalefette olmasına rağmen bir türlü iktidar olamayan muhalefetten şikâyet ediyor.

Yani memnun olan pek kimse yok. Fakat seçim zamanı geldiğinde aynı insanlar yine dönüp dolaşıp aynı partilere oy veriyor. Sonra da kahvede oturup: “Bu memleket niye düzelmiyor?” diye soruyor.Sanki ülkeyi Norveç’ten gelen turistler yönetmiş gibi…

Aslında bu durum demokrasinin doğal sonucudur. Vatandaş mevcut partilerden memnun değilse yeni arayışlara yönelir. Kimi milliyetçi bir çizgide kendine yakın bir parti bulur, kimi muhafazakâr, kimi sosyal demokrat, kimi liberal ya da sosyalist bir hareketi tercih eder. Önemli olan seçmenin kendisini temsil ettiğine inandığı bir siyasal adres bulabilmesidir.

Yüksek Seçim Kurulu’nun açıkladığı listeye baktığımızda sağdan sola, milliyetçiden muhafazakâra, merkezden sosyalist hareketlere, sosyal demokratlardan kürtçü hareketlere dek oldukça geniş bir yelpaze görüyoruz. Bu nedenle artık “Mecburen şu partiye oy veriyorum” savunmasının eskisi kadar geçerli olmadığı kanaatindeyim.

Kendi adıma konuşacak olursam; listeyi ilk incelediğimde oy verebileceğimi düşündüğüm beş parti belirledim. Şimdi onları izliyorum. Söylemlerini, kadrolarını, projelerini ve özellikle de eylemlerini takip ediyorum. Zaman içinde bu sayı muhtemelen azalacak ve sandık günü geldiğinde içlerinden birine karar vereceğim.

Çünkü demokrasi sadece oy vermek değil, oy vereceği partiyi araştırmak ve sorgulamaktır. Siyasetçilerden hesap sormak, vaatlerini takip etmek ve gerektiğinde tercih değiştirebilmektir.

Belki de önümüzdeki dönemin en önemli siyasi gelişmesi budur: Seçmenin artık kendisini iki kutup arasında sıkışmış hissetmemesi. Kırk bir partilik bir listede herkesin dünya görüşüne, beklentisine ve önceliklerine uygun bir seçenek bulması mümkündür.

Şimdi asıl soru şu:

Bu listedeki kırk bir partiden hangileri size yakın geliyor?

Hangisinin Türkiye’nin sorunlarını çözebileceğine inanıyorsunuz?

Ve en önemlisi, sandık günü geldiğinde oyunuzu gerçekten inanarak verebileceğiniz bir parti bulabildiniz mi?

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER