İsveç’te soykırım anıtı dikmek isteyen belediyelere karşı Avukat Sadık Kutlu’nun kazandığı zaferleri kutluyoruz.
Sözde soykırım kararlarına İsveç’te bir kez daha hukuk kazandı. Bir belediyenin aldığı soykırım anıtı dikme kararı daha İsveç’te yaşayan değerli Avukat Sadık Kutlu’nun sabırlı hukuk mücadelesiyle çöpe atıldı. Kutlu Sadık’ı bir kez daha kutluyoruz. Teşekkür ediyoruz.
İSVEÇ MECLİSİ’NİN REZALET KARARI
Herşey İsveç Parlamentosu Riksdagen’de 11 Mart 2010 tarihinde 130’a karşı 131 oyla sözde soykırım tanınma kararıyla başladı. O, tek bir oy farkının nedeni Türk kökenli milletvekili Mehmet Kaplan’ın oylama yapılacağı sırada salondan çıkmasıydı.
İsveç Parlamentosunun kararı diğer ülke parlamentolarının kararlarına göre daha geniştir. Bu kararda yalnız Ermenilerin değil Asurî, Süryani, Keldani ve Pontus Rumların da soykırıma uğradığı ileri sürülmektedir. Ayrıca soykırımın İsveç hükümeti tarafından kabul edilmesi soykırım savlarının Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Birliği (AB) tarafından kabul edilmesi için çalışması istenmektedir.
Karara İsveç hükümeti karşı çıktı. Çünkü bu karar sadece bir görüşü ifade etmektedir. Yasa hükmünde değildir. Hükümeti bağlamaz.
Türkiye’nin bu karara tepkisi gene göstermelik oldu. Başbakan Erdoğan İsveç’e yapacağı ziyareti iptal etti, Stockholm Büyükelçimiz Zergün Korutürk Ankara’ya çağrıldı. Ama birkaç hafta sonra Stockholm’e döndü.
İsveç Hükümeti de karara karşı olduğuna göre, iki ülke ilişkileri normalleşebilirmiş.
O sıralarda İsveç Türk Düşünce ve Kültür Derneği başkanıydım. Bu kararı protesto ettik. Ondan sonraki yıllarda 11 Mart tarihlerinde kararın geri çekilmesi için gösteriler yaptık.
Ne var ki Türkiye’nin tavrı teslimiyetçiydi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül kararın yıldönümünde iki yüz kişilik İsveç’i ziyaret etti. Büyükelçilik Türk yurttaşlarının yollarda “sayın cumhurbaşkanı”mızı alkışlamasını istedi. Biz gene protestomuzu yapınca ben basın toplantısına alınmadım ve gene kara kaplı deftere geçtim ve büyükelçiliğin etkinliklerine çağrılmadım.
Abdullah Gül İsveç Parlamentosu Riksdagen’de konuştu. “Soruları yanıtladı”. Bu sorular masum sorulardan çok hesap sorma biçimindeydi. Hele Süryani kökenli Yılmaz Kerimo’nun soykırım konusundaki hesap sorma sorusu…
Ne yazık ki, Türkiye Cumhuriyeti HARİCİYESİ bu konuda sınıfta kalmıştır. Emekli Stockholm Büyükelçilerimizden Kaya Türkmen Devlet Terbiyesi diye bir kitap yazmış. 1915 olaylarına, “soykırım” diyecek; diyemiyor. Mahkeme kararı olmadan, hukuken soykırım denemeyeceğini o kadar üzgün belirtmiş ki… “ Zergün gibi, Türkmen gibi, Kuneralp gibi büyükelçilerle bu kararlar önlenebilir mi?” sorusunu sormadan edemiyoruz.

BELEDİYELERİN ANIT DİKME KARARLARI
Belediyeler daha karar alınmadan anıt dikme girişimlerine sahne oldu. Örneğin Süryanilerin yoğun olduğu Södertälje Belediyesi’nin 13 meclis üyesi tarafından 2007 yılında “Seyfo [kılıç] anıtı” adı verilen bir anıtın dikilmesi önerisi ve meclis kararı engellenmişti. Karar Emekliler Partisi Milletvekili Sten Johan Lundin ve Avukatı Sadık Kutlu tarafından yerel mahkemeye taşınmış ve mahkemece karar reddedilmişti.(Dikkat edin bir tek Türk karşı çıkmıyor, zor zahmet bir İsveçli bulunuyor) Lundin, soykırım konusunun uluslararası hukuk kapsamında tartışmalı bir konu olduğunu ve Türkiye tarafından kabul edilmediğini gerekçe göstermişti. Planlanan anıtın İsveç – Türkiye ilişkilerine fayda sağlamayacağı aksine zarar vereceği belirtilmişti. Ayrıca sadece birçok İsveçli siyasetçinin değil İsveç’teki birçok Süryaninin ve Türkiye’deki siyasetçi ve uzmanın da söz konusu tartışmalı konuların bilim insanları ve tarihçiler tarafından incelenmesi gerektiği görüşündeydi.
SOYKIRIM HUKUKÇULARIN KONUSU
Bana göre kesinlikle siyasetçilerin ve tarihçilerin değil hukukçuların tartışacağı bir konudur. Çünkü soykırım ceza gerektiren bir suçtur. Yerel ya da uluslararası bir mahkemede görüşülerek karara bağlanması gerekir. Ne parlamentolar ne de üniversiteler bu konuyu karara bağlayabilir. Bugün soykırıma karşı görüş bildirmeyi bile yasaklamaya kalkan bir ortamda özgür bir bilimsel tartışma yapılabilir mi? Soykırımı kabul etmeyenlerin baskı hakaret gördüğü bir ortamda tartışılabilir mi? Satın alınan ya da kafaya alınan tarihçilerin sözüne güvenilebilir mi? Türk tarihçiler arasında bile kendi tarihimizi Batı merkezli, Helenci tarihe çevirmek için elinden geleni yapan tarihçi az mı? Hele Batı’da… Yılların Türk düşmanlığı ortadayken güvenilir mi bunlara?
Örnek mi? İsveç’in en ünlü tarihçisi bugün Lund Üniversitesi Tarih Enstitüsü Profesörlerinden Dick Harrison’dur. Harrison’un Osmanska Riket (Osmanlı İmparatorluğu) kitabının 236 – 239 sayfalarını okuyun. “1900’lü yılların ilk ve en kapsamlı soykırımı” diye başlıyor masala. Sen gel bununla soykırım tartışması yap. Harrison sadece bir örnek. Çoğunluk Türk düşmanı. Tarafsız tarihçi bulmak kolay değil.
Kaçaznuni’nin kitabını İsveççeye çevirip yayınlattık; okumak bile istemiyorlar.
Ama hukukçular gene de yasalara uymayı yeğliyorlar.
Sonuçta belediyenin anıt dikme kararı Emekliler Partisi Milletvekili Sten Johan Lundin tarafından yerel mahkemeye verilmiş ve mahkeme belediyenin kararının üzerini karalayıvermiştir.

NORRKÖPING’DE DE REDDEDİLMİŞTİ
Belediye Başkanı ve meclis üyelerinin çoğunluğu Sosyal Demokrat olan Norrköping Belediye Meclisi’nin 20 Nisan 2015’te anıt dikme kararı almıştı. Karara göre, Norrköping kent merkezindeki bir parka sözde “soykırım heykeli” dikilecekti. Norrköping’de yaşayan sevgili dostum Kenan Gündoğdu ve Avukatı Sadık Kutlu böyle bir karar alınmasının belediyeler yasasına aykırı olduğunu ve söz konusu anıtın bir azınlığı ilgilendirdiğini, anıtın dikilmesinin planlandığı yerin herkese ait kamusal bir alan olduğunu belirterek itiraz etti. Yüksek İdari Mahkeme bu itirazı onayladı. Yüksek İdari Mahkeme kararlarına itiraz edilemediği için artık İsveç’te hiçbir belediyenin sözde Ermeni soykırım anıtına izin veremeyeceği ortadaydı
SÖDERTELJE İNADI
Son zamanda gene benzer bir “anıt” çekişmesi yaşandı. İsveç’teki hiçbir belediyenin soykırım anıtı dikmeye yetkisi olmadığı, Kenan Gündoğdu’nun ve Avukatı Sadık Kutlu’nun itirazı ile İsveç Yüksek İdari Mahkemesi tarafından karara bağlanmış olmasına karşın gene anıt dikmede inat etti.
Södertälje Belediyesi 16 Haziran 2025 tarihinde, Turingelunden Parkı’nda bir soykırım anıtı dikilmesini öngören bir karar daha aldı. Södertälje’de oturan Türk Cafer Demirkıran ve Avukatı Sadık Kutlu dava açtı. Sonuçta belediyenin sözde soykırım anıtı dikme kararı, Stockholm İdare Mahkemesi tarafından 5 Haziran tarihli kararıyla hukuka aykırı bulunarak iptal edildi.
Mahkemeye göre, belediye bu anıtı dikerek 1915 olaylarının soykırım olarak kabul edilmesi yönünde siyasi ve dış siyasi tavır alıyor. Bu tavır alma yetkisi devlete aittir.
ANIT SOYKIRIM PROPAGANDASI
Dikilmesi planlanan anıtın üzerinde yer alması düşünğlen yazı şöyle:
“1915’te şimdiki Türkiye’nin yerinde olan Osmanlı İmparatorluğu Hristiyanlara (Asuri/Süryani/Keldani, Ermeni ve Pontus Rumları) karşı yapılan soykırımın anıtı”
Ne var ki, Mahkeme, bu ifadelerle belediyenin tarihî gerçek bir olayı değil tartışmalı bir konuda tavır aldığını belirtiyor.
PERİNÇEK KARARI BELİRLEYİCİ
28 Ocak 2013’te de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Perinçek – İsviçre Davasında son kararını vererek sözde soykırım davasında Doğu Perinçek’i haklı bulduğunu karara bağlamıştır.
İsveç’te Yüksek İdare Mahkemesi kararı da AİHM’in Perinçek – İsviçre Davasındaki kararlarının Avrupa’da bağlayıcı kararlarda kullanılmaya başlandığını göstermektedir. Belediyelerin soykırım anıtı dikmesinin önüne geçen bir karardır.
BELEDİYE İTİRAZ EDECEK
Södertälje belediyesinden yapılan açıklamaya göre, karara İkinci Derece Temyiz Mahkemesi Kammarrätten’e itiraz edilecek.
Södertälje’de otuz bin kadar Süryani yaşıyor. Önceleri Türkiye yurttaşı pekçok Süryani az sayıdaki soykırım tüccarını umursamıyordu. Ancak baskı ve propaganda o denli arttı ki, şimdi karşı çıkabilen neredeyse yok.
Birçok Süryani /Asuri grup soykırım ve soykırım anıtı dikme mücadelesini kendilerini Süryani, Asuri, Keldani gibi Hıristiyan grupların birleşmesi ve ayrı bir devlet kurma çabalarının güçlenmesi için araç olarak kullanıyor.
1970’li yıllarda İsveç Televizyonu’nda bir tartışma izlemiştim. Süryanileri temsilen konuşan kişi bugün bile güldüğüm bir talepte bulunmuştu: “Batı Yahudiler Filistin’i verdi bize de madem Türkiye’de, Ortadoğu’da yer verilsin.”
Tartışmayı yöneten gazeteci şaşkın: “Ama Süryaniler hep İsveç’e kaçıyor. Türkiye’de, Ortadoğu’da iyice azaldılar.”
Süryani temsilcinin yanıtı: “O zaman Södertälje bize verilsin.”
İyi mi?
Bir de İsveç Asur Federasyonu yayın organı Hujado’da bir yazı yayılanmıştı. 1. Dünya Savaşında Batılılara yardım ettiklerini, Batılıların kendilerine bugün Kürdistan ya da Ermenistan toprağı gibi gösterilen yerlere Asuristan kurma sözü verdiklerini anlatıyordu.
Yazını başlığı şuydu “BATI’NIN HAYIR DEDİĞİ AN”…
BATI’YA GÜVENİLİR Mİ?






























