Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




Oktay EROL
Oktay EROL

Yaşamı “böyle” tıkamak… 

“Kesin geçersizlik/ mutlak butlan” konusundan sıkılmayan var mı? Üstelik hem konuşuluyor hem de bir arpa boyu yol alınmıyor! Bu ya da benzer konular anamalcıların “oyalama” alanı olmuştur hep! Bir şeyler var ortada; ama onu bilen de konuşur, bilmeyen de! Böyle bir gelişme olmalı mıydı? Şu an altı yıldır kurultay yapmamış sayılan CHP’nin yapılacak olan bir seçime girme hakkı var mıdır? Yoksa bu bir olağanüstü durum sayılıp böyle bir karamsarlığa düşülmemeli miydi?

Bu işin çözüleceği yer “hukuk” değil mi? Karşıt düşüncede olan hukukçuların bir araya gelmesiyle “olay” daha iyi anlaşılacakken; sistemin iteleyerek yorumcu yaptıkları konuşuyor! Konu içinden çıkılmaz biçimde karışıyor! Bilenin, bilmeyenle çıktığı bir yarışı düşünsenize; bilen, bildiğine kızmakla kalmayıp, onca yıl bilgi ardında dirsek çürütmesine kızıyor! Aynı ekran karşısında “hukukun” bir gün herkesin gereksineceği bir olgu olduğunu anlatamıyor! Bir sürü ipe/ sapa gelmez şeyler…

***

Tamam, yurdun kılcal dokularını ilgilendiren bir konu “kesin geçersizlik/ mutlak butlan”, bunu gördük, yaşıyoruz da… Konu, Kurban Bayramı öncesinde gündeme gelmesiyle birlikte sorunlar o denli kabardı, o denli yaşam yaşanılır olmaktan çıktı ki… Üreticinin buğday hasadını yapıp, verim iyi olsa da “niteliksiz” bulunup tüccara tutsak kaldığını dile getiren var mı, varsa da çözüm üretilebildi mi? Kimsede tık yok!

Adana’nın üç ay süren kış mevsimi yerini sıcaklara bıraktı bile… Emeklisi, emekçisi nasıl bir dinlence yapacak, yorgunluğu nasıl üzerinden atacak soran var mı? Haydi sorun isterseniz; emeklinin yirmibin, çalışanın yirmisekizbin lirayla yaşamını nasıl anlamlandıracağını düşünün! Aslında insanları darboğaza sürükleyip yaşamı yaşanmazlaştıran da, “kesin geçersizlik” tuzağına iteleyen de sistemin aynı güçleri; yinelemeye gerek yok kanımca! Sonuçta, sistem içinde “çıkmazlardan” beslenen, sorulduğunda “benim ilgi alanım değil” diyen bir “iktidar” anlayışı ülkeye egemen; haksız mıyım?

***

Bakmayın siz “yirmibin lira ile gül gibi yaşıyorum” diyen yaşam, hak, sevinç, emek, değer bilmezlere! Günlerdir Ankara yollarında, sonrasında yerin yüzlerce altında emeklerinin karşılığını alamayışlarının çığlığına neden olanlar ne denli “emeğe düşmansa”, bunlar da aynı! Açlığın ötesi var mı? Önünden geçilen vitrinler ardına dek dolu, ancak yanından geçemiyorsun! Pazar tezgahlarında Adana’yı, bu yurdun ürünlerini bırakın, tropik ürünlere ancak bakmakla yetiniyorsun! “Emeğinin karşılığı” denen, “yıllardır ödediğin primin sana verileni” denilen kazançla tok musun aç mısın belirsiz!

“Kesin geçersizlik” süreci başlayınca, “iktidarın” işi oldukça kolaylaştı! Kimse ne hasadı yapılan hububatı ne üreticinin yaşadığı çıkmazı ne emeklinin/ emekçinin yaşadığı çıkmazı saatlerce dillerine dolamıyor! Zaten, konuşarak bir yere varmak isteyen de yok! Her şeyin yapağıya dönüşmesini/ birbirine girmesini/ içinden çıkılmaz durum almasını istiyor bir anlamda! TÜİK’in açıkladığı veriler bile, beklentileri aştı! Yılın başında “çok çalıştık, işverenimizi de, işçimizi de zorda bırakmayacak bir asgari ücrette anlaştık” denilmesinin ardından pazar tezgahlarındaki, market raflarındaki ürünlere gelen zammı bilmeyen yok sanırım. İşte yılın yarısı bitti, aylıkların ne denli iyileştirileceğini bilen var mı?

***

Yok! Şunu yerine koyalım; tüm bu karanlığın ortasında, ana muhalefetin tüzük çıkmazıyla boğuşması rastlantı değildir! Ana muhalefet partisinin tüzük labirentlerinde yitip gitmesi tek bir gerçeğe işaret ediyor: Halktan bütünüyle kopuş! Ekranları kaplayan o ipe/sapa gelmez “kesin geçersizlik” tartışmalarının; asgari ücret soygununun, üretici emeğine kelepçe vurmanın arkasına gizlenen yapay bir perde olduğu bilinmeli!

Siyaseti halkın sofrasını büyütmek için değil, koltuk kavgası için araç kılanların oluşturduğu bu durağanlık, düzenci anaparadarı/ koltuk sevicileri korumaktan başka işe yaramıyor. Bu düzeneği kuranların tek çabası var: Sorunların sürelerini uzatmak, yurttaşı yılgınlığın içerisine sürüklemek, kendi şatafatlarından ödün vermeden açlıkla/ yoklukla sınamak… Yetmeyenle yetindirmek! Başka açıklaması olan var mı? 160626

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER