Özgür Özel’in Genel Başkan seçilmesiyle birlikte, girdiği ilk seçimde “yenilgiye” uğramasını “iktidar” ne denli istemişse, Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın isimler de istedi; belki de daha çoğunu! O zaman “bizim partimiz” demediler, o zaman “genel başkanlar değişse de bu bizim baba ocağımız” demediler… Anımsayın, “kazanırsa gazeteciliği bırakırım” demeyi bile göze alacak denli çarklarına çomak sokulanlar vardı! Özel bir yandan “iktidarın” baskılarına direnirken, bir yandan da bunların “sindirimsizliklerine” karşı koymaya çalıştı!
Bir yerel seçim yaşandı… Seçim sürecinde neredeydiler; düşünün… İsim isim vermeyeceğim… Şunu biliyorum ki; Özel’in yanında değillerdi, CHP’nin adaylarının çalışması için parmaklarını bile kaldırmadılar… Ancak tüm karamsar bulutları dağıtmak için elinden geleni yaptı Özel’le arkadaşları! Hiç kimsenin, benim bile öngöremeyeceğim bir başarının altına imza atarak yıllardır başları eğik olan seçmeninin yüzünü güldürdü… CHP’li seçmenin yüzünün gülmesini bile “çok” görenler, oniki yıl boyunca “yüz güldürmeyen” Kılıçdaroğlu’ndan “gelecek” umuyor ya; asıl düşündürücü konu bu!
***
Özgür Özel ilkesiz de Kılıçdaroğlu ile yanındakiler ilkeli mi? Bana soran olursa, her ikisinin de “ilkesizlikleri” var… Ancak Kılıçdaroğlu’nun “o” bilinen/ “o” dilinden düşürmediği/ “o” kendini iyileyen ilkesizlikleri dururken Özel’i çok daha tutarlı/ içten buluyorum. Şu an “iktidarın” özene/ bezene gerçekleştirdiği “silkeleme” eyleminin ardından gelen “kesin geçersizlik/ mutlak butlan”, Özgür Özel’e sunulsaydı bunların hiçbirini yapmazdı! Ne “seçilmiş” başkanı yerinden “iktidarın” gücüyle kaldırırdı, ne partiyi bu denli yıpratırdı, ne de düne değin çıktığı kanallarda boy gösterirdi; yapmazdı!
Bunu “seçilmiş” genel başkanlığı sürecinde birçok kez yaşadık! Doğrudur, Özgür Özel alışıldık bir siyasetçi değildi! Yağmurda yürümesi gerektiğinde arkasında şemsiyeci gezdirmiyordu! Yine yağmurda ıslanılması gerekiyorsa sırılsıklam olmayı göze alıyordu! Kendine bakan gözlere “selam” veriyordu, gözyaşlarını tutamayıp ağlayabiliyordu, ne bileyim bulunduğu ortama “iz” bırakacak öyküler yazıyordu! En önemlisi de “alışıldık” yöneticileri yerinden oynatmak için geliyordu!
***
Günün her saatinde, “kesin geçersizlik/ mutlak butlan” konusunda olanları duyuyoruz! Yılın yarısı biterken emeklinin, ücretli çalışanın durumuna el atmayı düşünen, gündemde yer tutmasını isteyen yok! Kılıçdaroğlu ile arkadaşları bir yandan, “iktidara” yakın olan isimler bir yandan… Bir de şu yalanı söylüyorlar; biz CHP’nin iç işlerine karışmayız, karışmıyoruz da! Herkes de bir güzel inandı! “Silkele” direktifinde bulunan başkaydı sanki! Neyse; konumuz kurulması düşünülen parti… Kılıçdaroğlu ile arkadaşları Özel’le arkadaşlarından arınacak, “onlar” da bir başka parti kuracaklar ya… Ya da belirli aralıklarla kurultay yapamadığı için CHP’nin seçime girememe gibi bir olasılığı da var ya…
Gazeteci Selahattin Önkibar; Özgür Özel’in, Ekrem İmamoğlu ile Mansur Yavaş’ın böyle bir girişimlerinin olduğunu, üstelik bazı görüşmelerin de yapıldığını ileri sürdü. Kurulacak partinin illerde/ Anadolu’nun birçok kentinde yerleri, örgüt kadroları belliymiş. Öngörüye göre, CHP’den ayrılacak olanlar “yeni partiye” katılacakmış. Örgütlenmek de yıldırım hızıyla gerçekleşecekmiş… Gelişmenin yönü böyle!
***
Sokağa bakıyorsunuz, alanları izliyorsunuz, parti içindeki desteği biliyorsunuz… Özel bu durumda “ne yapmalı” sizce? “İktidarın” kanallarında boy gösteren “çığlıkçıların” ipe/ sapa gelmez kurgularıyla yüzyıllık partinin neler yaşadığına bakın! Bu arada “iktidarın” dörtbir yandan kuşattığı Özel’le arkadaşlarına uygulanan baskılara da… Partiyi gün ışığına çıkaracak olan “kurultay” kararından uzak duruyorlar, “arınmak” gerekçesiyle suçları kanıtlanmamış isimleri “bir başına” bırakmanın yollarını arıyorlar! “Yeni parti” amaç olmasa da, bir “zorunluluk” olarak bir kıyıda duruyor!
Kılıçdaroğlu ile arkadaşları kurultay kapılarını bütünüyle kapatır, partiyi seçime giremez duruma sürüklerse bu yeni parti seçeneği elbette en güçlü çıkış yolu olarak masadadır. Ancak şu da bir gerçek ki; Özgür Özel’le ekibi başka bir “parti” arayışında değil! Bu yurdun “kuruluş” öyküsünü yazan CHP’nin, böyle bir çıkmaza sürüklenmesini istemediğini her alanda dile getiriyor! Alanlarda “yürüyelim arkadaşlar” demesiyle coşan yurttaşları yazgısına terk etmek istemiyor! Bu durum, “parti” arayışının bir köşede durmasını zorluyor! 140626






























