Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Soner Çetin’i Genel Sekreter Yardımcılığı görevine getirmesine yönelik eleştirisini okudum.
Bu konuda Sayın Karalar’a katılmamak olası değil.
Karalar, Halk TV yazarı İsmail Saymaz’a yaptığı açıklamada son derece net konuşuyor:
“Bir seçim önce başka partiden aday olan birisi, daha bir yıl geçmeden değerlendirilirse bu doğru olmaz, yanlıştır.”
Bu cümlenin altına sadece CHP’liler değil, siyasette parti sadakatine önem veren herkes imza atabilir.
Çünkü burada tartışılan konu sadece bir atama değildir.
Tartışılan konu, siyasal tutarlılık, parti aidiyeti ve emek veren örgütlerin vicdanıdır.
Soner Çetin, CHP’den yeniden aday gösterilmeyeceğini anlayınca rotasını İyi Parti’ye çevirmişti. Ardından televizyon televizyon dolaşıp CHP’nin seçimi kaybetmesi için çalışacağını açıkça dile getirmişti. Sadece aday olmakla kalmadı; CHP’ye karşı yürütülen siyasi mücadelenin aktif isimlerinden biri olmuştu.
Bugün ise aynı kişi, hiçbir şey yaşanmamış gibi CHP’nin en üst yönetim kadrolarından birine getiriliyor.
İşte itiraz edilen nokta tam da burasıdır.
Adana’da siyasetle ilgilenen herkes bilir ki Soner Çetin’in belediye başkanlığı döneminde CHP tabanından ciddi eleştiriler yükselmişti. Belediyedeki kadrolarda İyi Parti’ye yakın isimlerin tercih edildiği yönündeki iddialar uzun süre kamuoyunda konuşuldu. Seçim öncesinde yapılan bazı personel alımları ve ücret artışları da yeni yönetimin hareket alanını daraltmaya yönelik adımlar olarak yorumlanmıştı.
Hatta, kimi CHP’lilerin Soner Çetin’in “Ben Meral Hanımın adayıyıym” dediğini bile iddia etmişlerdi.
Bütün bunlar hafızalardayken, CHP’ye rakip olmuş, seçim sürecinde CHP’nin kaybetmesi için çalışan bir siyasetçibib bugün parti yönetiminde önemli bir göreve getirilmesi doğal olarak örgütlerde rahatsızlık oluşturuyor.
Siyasette elbette küslükler sona erebilir.
İnsanlar hata yapabilir.
Partiler eski yol arkadaşlarıyla yeniden bir araya gelebilir.
Ancak bunun da bir usulü, bir zamanı ve en önemlisi bir vicdan ölçüsü vardır.
Yıllardır CHP’nin bayrağını taşıyan, en zor günlerde partisini savunan binlerce partili varken; daha düne kadar rakip safta yer alan bir kişinin böylesine kritik bir göreve getirilmesi, örgüt emekçilerine verilmiş yanlış bir mesajdır.
Siyasi partiler sadece genel merkezlerden ibaret değildir.
Asıl güçleri il ve ilçe örgütleri, mahalle temsilcilikleri, sandık görevlileri ve gece gündüz çalışan gönüllüleridir.
Onların emeğini, sadakatini ve fedakârlığını görmezden gelen her tercih, parti içinde yeni kırgınlıkların kapısını aralar.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu kararı hangi gerekçeyle aldığı elbette kendi takdiridir.
Ancak doğru siyaset, sadece hukuken mümkün olanı yapmak değildir; tabanın vicdanını da dikkate almaktır.
Bu nedenle Zeydan Karalar’ın yaptığı uyarı kişisel değil, siyasal bir uyarıdır.
CHP Genel Merkezi’nin bu eleştiriyi dikkate alması, özellikle Adana ve Çukurova örgütlerinin görüşlerini dinlemesi ve söz konusu görevlendirmeyi yeniden değerlendirmesi parti içi birlik açısından çok daha uygun olacaktır.
Bazen bir atama, onlarca konuşmadan daha fazla mesaj verir.
Ve bazen o mesaj, parti tabanında beklenenden çok daha derin izler bırakır.






























