Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




Oktay EROL
Oktay EROL

Bir uzun yazı ya da kesin geçersizlik…/4 

İlk bölümlerde küresel güçlerin kendilerine uygun uysal yönetimler oluşturma arayışını, yargı baskısını, yeraltı kaynaklarımızın sömürgeci anaparadarlarca yağmalanmasını ele almıştık. Bu kirli ekonomik talanın, emek hırsızlığının toplum tarafından sorgulanmadan kabullenilmesi, sömürü düzeneklerinin kalıcı olması adına en sinsi basamak eğitim alanında atılmaktadır. Sömürgeci akıl, fabrikadaki işçinin hakkını aramasını, köylünün toprağına sahip çıkmasını engellemek için öncelikle toplumsal belleği yok etmek ister.

Ulusal bilinçten yoksun, tarihsel köklerinden koparılmış kuşaklar yetiştirmek, Barrack’ın özlediği o “merhametli monarşiler” düzeninin geleceğini güvenceye alma çabasıdır. Okullarda sorgulayan, eleştiren kafa yapısı yerine, her söylenene boyun eğen, biat eden uysal bireyler üretilmek istenir. Eğitimin bu biçimde sömürgeci amaçlara göre dönüştürülmesi, ulusun geleceğini bütünüyle karartan, toplum vicdanında “kesin geçersizlik” niteliğinde bir kültürel saldırıdır.

***

Eğitim dizgesinin bilinçli biçimde çökertilmesi, genç beyinlerin sığ gündemlerle saptırılması, sömürgeci yapının yerli işbirlikçiler eliyle yürüttüğü en büyük operasyondur. Bunu son yıllarda okullara yerleşen cemaat yapılanmalarında, bilimsel derslerden uzak durulmasında açıkça görüyoruz. Sınav merkezli, ezberci, bilimsellikten uzak öğretim modelleriyle, gençlerin düşünme, hak arama, sorgulama yetileri bütünüyle köreltilmektedir. Kendi ülkesinin sorunlarına yabancılaşan, emeğin değerini bilmeyen, yalnızca günü kurtarmaya çalışan bir gençlik, küresel çetelerin en çok istediği edilgen toplum model.

Ders kitaplarından bağımsızlık savaşımının onurlu izleri, Mustafa Kemal Atatürk’ün sarsılmaz devrimci ilkeleri silinerek, yerine “hanedanlık” öykünmeleri yerleştirilmek istenir. Kültürel sömürgecilik, bir toplumun dilini, kimliğini, tarihsel birikimini sinsice aşındırarak onu yabancı buyruklarına tutsak etme sürecidir. Gençliğin geleceksizliğe sürüklenmesi, nitelikli öğretim hakkının ellerinden alınması, sömürü çarkının tıkır tıkır işlemesi adına yapılmış planlı bir geleceksizleştirme tasarımıdır.

***

Kültürel alandaki bu yozlaşma dalgası, kitle iletişim araçlarıyla, derinliği olmayan yapay tartışmalarla toplumun her katmanına yayılmaktadır. Kitap okumayan, sanattan uzaklaştırılan, kendi dilinin varsıllığını yitiren kitleler, buyurgan yönetimlerin gece yarısı aldığı kararları sorgusuzca benimsenmeye hazır duruma getirilir. “Muhalefet” istencinin bütünüyle kırılması için yürütülen bu kültürel kuşatma, okulları birer öğretim yuvası olmaktan çıkarıp, güdümlü ideolojilerin üretim merkezine dönüştürmüştür.

İşçinin açlığını, yoksulluğun tırmanışını, doğanın yağmalanmasını dert edinmeyen, yalnızca bireysel tüketime odaklanmış bir kuşak tasarlanmaktadır. Oysa köksüzleştirilen, belleksiz bırakılan bir toplum, sömürgeci odakların sinsi çıkarlarına koşulsuz bağlılık gösterecek uysal bir pazar olmaktan öteye gidemez. Eğitimin niteliğini düşürerek halkı bilgisizlik kıskacında boğmak isteyen buyurgan anlayış, emperyalizmin bölge tasarımlarına doğrudan hizmet etmektedir.

Köy okullarının bütünüyle kapatılması, taşımalı öğretim adı altında çocukların köksüzleştirilmesi bu geniş kuşatmanın başka bir ayağıdır. İnternet ağları üzerinden pompalanan sığ içerikler, genç beyinleri üretkenlikten uzaklaştırarak bütünüyle tüketime köle etmektedir. Gençlerin yurt dışına gitme hayalleri kurması, kendi topraklarında bir gelecek görememesi, eğitim dizgesinin bilinçli çökertilişinin en somut toplumsal sonucudur. Öğretmen yetiştirme düzeneklerinin bozulması, atanamayan binlerce eğitimcinin çaresizliğe itilmesi, toplumun düşünen gücünü bütünüyle felç etme girişimidir. Bu bilinçli yoksullaştırma, emperyalist odakların ekmeğine yağ süren bir çürüme sürecidir.

****

Sonuç olarak, okulları güdümlü yapılarla kuşatarak ulusal belleği sileceğini sanan sömürgeci akıl, bu toprakların devrimci birikimi karşısında bütünüyle yanılmaktadır. Aydınlanma savaşımının küllerinden doğan bu cumhuriyet; gençliğini küresel anaparadarların eline, “uysal hanedanlık” özlemcilerinin kirli amaçlarına asla teslim etmeyecektir. Tarlada, fabrikada, sokakta yükselen hak arama istenci, bilimin ışığıyla birleştiğinde sömürgeci aklın çizdiği bu yapay oyun alanını bütünüyle yerle bir edecektir.

Egemenliği yabancının istencinde, kültürel çürümede arayanların yazdığı tüm buyruklar, bağımsızlık karakteri olan onurlu yurttaşların bilincinde “kesin geçersizlik” anlamındadır. Gerçek “meşruiyet”, sömürgeci öğretim kalıplarında değil, sorgulayan, hakkını arayan, ülkesine sahip çıkan özgür kuşakların sarsılmaz istencinde yükselmektedir. Özgür istenç, en büyük tarihsel dayanaktır.

Sürecek…

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER