Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




Ömer ALPDOĞAN
Ömer ALPDOĞAN

Macaristan seçimleri-1

Macaristan’da Sandık Devrimi mi, Brüksel Operasyonu mu?

Macaristan’da 16 yıllık Viktor Orban ve Fidesz dönemi, Pazar günü yapılan seçimlerle resmen kapandı. Peter Magyar liderliğindeki Tisza Partisi, yüzde 69,35 gibi ezici bir oy oranıyla parlamentoda anayasal çoğunluğu (138 sandalye) elde ederek iktidara yürüdü. Ancak bu sonuç, sadece bir hükümet değişimi mi yoksa uzun süredir kurgulanan bir “rejim restorasyonu” mu? İşte asıl mesele burada başlıyor.

Orban Neden Hedefteydi?

Viktor Orban, son yıllarda Brüksel’in adeta “baş belası” haline gelmişti. AB’nin sığınmacı politikalarına direnen, Ukrayna’ya silah yardımını veto eden ve yüzünü Batı’dan Asya’ya, özellikle de Türk Dünyası’na dönen bir lider profili çiziyordu. Macaristan’ın Türk Devletleri Teşkilatı’ndaki gözlemci statüsü ve “Hun kökeni” vurgusu, Avrupa merkezli emperyalist odakları ciddi şekilde rahatsız etti. Orban, AB sistemini içeriden tehdit eden bir aktöre dönüşmüştü.

“Parlatılan” Yeni Lider: Peter Magyar

Peki, bu devi deviren Peter Magyar kim? İlginçtir ki, kendisi “babadan Fideszli”. Çocukken yatağının başında Orban’ın portresiyle büyümüş, sistemin içinden gelen bir isim. Ancak istifasının ardından, kısa sürede bir “tabela partisinden” dev bir iktidar alternatifi yaratıldı.

Bu yükselişin “bedelsiz” olduğunu düşünmek saflık olur. Magyar, kampanya sürecinde AB’ye “uysal üye” olma sözü verdi. Karşılığında ise devasa bir medya desteği ve fon akışıyla karşılaştı. Brüksel, Orban’ın elindeki veto silahını almak için, yine Orban’ın siyasi kültürüyle yetişmiş genç bir ismi “parlatarak” sahaya sürdü.

Türkiye İçin Doğru Okuma

Türkiye’de bazı çevreler, Macaristan’daki bu değişimi hemen iç siyasetle benzeştirme gayretine girdi. Oysa Macaristan’daki tablo bir otoriter rejim yıkılışı değil, AB çıkarlarına aykırı hareket eden bir yapının, AB güdümlü bir figürle değiştirilmesidir.

Magyar’ın ajandası net:

Sığınmacı politikalarında AB ile tam uyum.

Ukrayna-Rusya savaşında Brüksel’in talimatlarına göre hareket.

Türk Dünyası ile ilişkilerde “soğuma” ve Batı eksenine geri dönüş.

Bir “Rejim Değişikliği” mi, Yoksa Teslimiyet mi?

Magyar, yaptığı ilk açıklamada bunun bir “hükümet değişimi değil, rejim değişikliği” olduğunu iddia etti. Hatta devlet kademelerinde geniş çaplı tasfiyeler yapacağının sinyalini verdi. Ancak unutulmamalıdır ki; Macaristan parlamentosu şu an üç farklı sağ tonlamadan oluşuyor. Magyar’ın liberal-merkez sağ çizgisi ile tabanındaki milliyetçi unsurlar arasındaki çatışma kaçınılmazdır.

Sonuç olarak; Macaristan’da sandıktan çıkan sonuç, Macar halkının iradesinden ziyade, Brüksel’in iki yıldır ilmek ilmek dokuduğu bir stratejinin zaferidir. Orban’ın “Türk Dünyası” vizyonu, Batı’nın “uysal Macaristan” arzusuna kurban edilmiştir. Şimdi izleyip göreceğiz; Peter Magyar borcunu Macaristan’ın egemenliğinden taviz vererek mi ödeyecek?

Ankara- Budapeşte hattında ne olacak?

Macaristan’da yaşanan bu tarihi değişim, sadece Budapeşte-Brüksel hattında değil, Ankara-Budapeşte hattında da yeni bir dönemin habercisi. Viktor Orban’ın 16 yıllık iktidarının ardından Peter Magyar liderliğindeki Tisza Partisi’nin anayasal çoğunlukla ($138/199$ sandalye) başa geçmesi, Türk dış politikası için hem riskler hem de yeni diplomasi gereklilikleri barındırıyor.

İşte bu tablonun Türk dış politikasına muhtemel etkileri:

  1. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) ve “Gözlemci” Statüsü

Orban döneminde Macaristan, kendisini “Batı’daki en doğulu, Doğu’daki en batılı” ülke olarak konumlandırmış ve Türk dünyasıyla entegrasyona büyük önem vermişti.

Risk: Peter Magyar’ın “yüzünü tamamen AB ve NATO’ya dönme” vaadi, Macaristan’ın TDT içindeki aktif rolünü sembolik bir düzeye çekebilir.

Sonuç: Ankara, Budapeşte’yi Türk dünyasına bağlayan “ideolojik köprünün” zayıflamasıyla karşı karşıya kalabilir.

  1. Avrupa Birliği ve Vize Serbestisi Süreci

Orban, AB içinde Türkiye’nin üyeliğini ve vize serbestisini en yüksek sesle destekleyen liderlerden biriydi.

Değişim: Magyar, AB ile uyumlu bir politika izleyeceğini taahhüt etti. Bu durum, Türkiye için “aykırı ama güçlü bir müttefikin” kaybı anlamına gelse de, Macaristan’ın AB içindeki itibarının artması, rasyonel bir düzlemde Türkiye lehine kararlar alınmasını (örneğin Gümrük Birliği güncellemesi) kolaylaştırabilir.

Ancak: Magyar’ın sığınmacı politikalarında AB merkezli bir tutum takınması, Türkiye üzerindeki sığınmacı yükü ve geri kabul anlaşmaları konusunda Ankara’yı daha sert bir Brüksel ile baş başa bırakabilir.

  1. Savunma Sanayii ve Enerji İşbirliği

Türkiye ve Macaristan arasında özellikle zırhlı araçlar (Ejder Yalçın/Gidran) ve enerji hatları konusunda stratejik bir ortaklık kurulmuştu.

Süreklilik: Magyar ekonomik olarak liberal bir çizgi izlediği için, halihazırda karlı olan savunma sanayii sözleşmelerini iptal etmesi beklenmiyor. Ancak enerjide Rusya’ya bağımlılığı azaltma hedefi, Türkiye’nin bir “enerji merkezi” olma rolünü, Azerbaycan ve Hazar gazının Avrupa’ya taşınması noktasında daha da kritik hale getirebilir.

  1. Pragmatik Diplomasi İhtiyacı

Orban ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki kişisel dostluk, ilişkilerin motor gücüydü.

Yeni Dönem: Türkiye’nin şimdi Peter Magyar gibi “sistemin içinden gelip sistemi yıkan”, pragmatik ve AB yanlısı yeni nesil bir liderle sıfırdan bir ilişki zemini kurması gerekecek. Magyar’ın 16 yıl önceki “liberal Orban”a benzetilmesi, Ankara için pragmatik iş birliklerine kapı aralayabilir.

Özetle;

Macaristan artık “Brüksel’e karşı Ankara’nın kalesi” olmayacak, ancak “AB içinde rasyonel ve güçlü bir ortak” olma potansiyelini koruyacaktır. Türkiye için asıl meydan okuma, duygusal/ideolojik bağlardan ziyade, stratejik ve kurumsal bir iş birliği modeline geçiş yapmak olacaktır.

Macaristan seçimlerinin Macar milliyetçileri açısından değerlendirilmesini, Mi Hazank aleyhine seçim kampanyası boyunca yürütülen karalama kampanyasını da yarın ele alacağım.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER