Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




Oktay EROL
Oktay EROL

Yeni Parti’nin logosu konuşulurken… 

Bir kez “algı” konusu gündemin yere düşmeyen konusu olursa demek “hep” böyle oluyor! Açlıkla sınanan yurttaşın gözünün içine bakarak “sabret/ biat et/ şükret” diyerek “yokluğu” kalıcılaştırıyor. Sınava ganyan atları gibi hazırlanan öğrencilerini “sorularında” gözü olan doymazlar “kirli oyunları” başarının adı yerine koyuyor. Aldığı aylıkla geçinmeyi, mevsimsel meyveleri/ sebzeleri tüketmeyi bir yana koyun kirasını ödeyemeyen dargelirliye “enflasyon altından kimseyi ezdirmedik, ezdirmeyeceğiz” yalanını yinelemekten bıkmıyor, usanmıyor!

“Devenin hörgüçleri” gibi gündem, yaşananlar… Neye elini atsan, neyi kendine “danışılan” etsen, neyi “yaşamının” nedeni olarak düşünsen “algılar” üzerine abanmaktan uzak durmuyor. Biraz “salsalar” insanları, biraz kendine bıraksalar, biraz kendini dinlemesini sağlasalar, inanıyorum güzel şeyler olacakta; izin vermiyorlar! Sürüklendiği yoksulluğun, içinde bulunduğu açlığın dışına çıkar diye korkuluyor! O korku olmasa bunca sindirme/ silkeleme eyleminin karşısına çıkıp göğsünü gerer diye korkuluyor! “Bir canım kaldı, başka da yitirecek bir şeyim yok, al beni ne yapacaksan yap” denilmesinden korkuluyor! Toplumun bu çığlığı atmasını düşünebiliyor musunuz?

***

Özgür Özel’in yurttaşla aylardır yazdığı öykü, birbirinin soluklarını duyabilmesi/ dokunabilmesi anlamlı… Birkaç gün önce bir söyleşide anlatıyordu Özel… Kalabalıkta birkaç kez parmağını tuttuklarını, kimi zaman omuzuna çöktüklerini dile getirirken “bunun nedeni yaşadıklarımı gör, çektiğim acıları bil, demek” diyor. Kurulacak olan partinin zorunluluğunu, adını bile yurttaşın koyduğunu “yeni partiyi ne zaman kuracaksın, gecikme” diyenin de yurttaş olduğunu söylerken içtendi, bunu Adana’ya gelişinde de gördüm!

Yeni Parti kuruldu… Logosu da yapıldı, duyurusu yapıldı… Beyaz taban üzerine, iri büyük harflerle kırmızı renkli “YENİ”, altında kırmızı yay çizer gibi bir denge ya da gülümsemeyi andıran bir çizgi, onun da altına küçük puntolu/ büyük harfle siyah renkli “PARTİ”… Bu bir parti logosu; ille de bir yanında bal/ petek, diğer yanında içi açık kitap sayfalı ampul, bir diğerinde ay/ yıldız/ balık/ güneş/ yaprak/ ağaç … Yeni Parti’de de yalnız harfler; olmaz mı?

***

Bir logoya bakarken önce “ne anlatmak istediğini” anlamaya çalışmak gerek! İçinden “e” harfini çıkararak, “i” harfini onun yanına koyarak “bunun Ekrem İmamoğlu ile bağlantısı var” demek erdemli insanın yapacağı bir şey değil! “Yeni” bir yanda dursun, “eski” sözcüğünü alın; aynı harfler orada da var, onu da oturup tartışalım? Ayrıca Ekrem İmamoğlu ile ilişkisi varsa ne olacak? Soruşturma açılmasını gerektirir bir “hak” mı doğacak? Birinin birine “gönül bağı” ile tutunması ne zamandan beri konuşulur oldu, ne zamandan beri bu “bağ” suçlama konusu oldu!

Logoyu “basit” bulabilirsiniz, neden başka karakterde harfler kullanılmadığını da sorabilirsiniz! Ancak “Yeni Rakı” benzetmesini yaparken biraz durmalısınız! Ne olmuş “rakıya”? Başında “yeni” olması, benzerlik için yetiyor mu? O zaman “yeni Türkiye”, “yeni gündem”, “yeni gün”, “yeni bakış”, “yeni yaşam” derken de aynı “yeni” sözcüğü kullanılmıyor mu? “Yeni” sözcüğünü mü kaldıralım “rakıda” geçiyor diye? Biliyor musunuz, “rakının” üzerinden alınan vergilerle aylıklarının ödendiğini unutuyorlar!

***

Logo üzerinden yapılan suçlamaları yurttaşa sorma gereği duysalardı olmaz mıydı? O zaman, yurttaşın yaşamına saldıkları “korku” anlam bulmayacaktı, yaydıkları “algı” işlerine yaramayacaktı belli ki… Aradan kısa süre geçmesine karşın, kime sorsanız yaşananların belleklerinde yer ettiğini söyleyecektir. Bu yurdun geleceğine harflerle, renklerle, çizgilerle “tutu” koyduklarını kanıksamamış olmalıydılar! Yurttaşın sofrasına konulan ekmek, üreticinin toprağa attığı tohum, emeklinin ay sonunu nasıl getirdiği, gençlerin yarına nasıl baktığı hiç bu denli sorgulanmaz nedense…

Logoda aranan “gizli anlamlar”, yaşamın içinde de aransa olmaz mıydı? Bir harfin ardına düşüldüğü kadar, bir çocuğun geleceği de sorgulansaydı; bir çizginin ne anlattığı tartışıldığı kadar, toplumun neden yoksullaştığı da konuşulsa… O zaman renklerden önce yoksulluğu, çizgilerden önce hukuku, sözcüklerden önce insanı konuşuyor olurduk; haksız mıyım? İşte o zaman daha yaşanılır olurdu dünya… 290726

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER