Son aylarda Özgür Özel’in öncülüğünde gelişen eylemler, “örgüt” denilince koca yapılar olmadığını gösterdi. Yapıların içinde sabahtan akşama dek yan yatıp bekleyenler olmadığını da… “Haydi; yürüyelim arkadaşlar” derken de “oturmak yok, halkın yaşamına dokunacaksınız, onlarla duygudaşlık kuracaksınız” demiş olmuyor muydu? Bir yönetim oluşacak, içinde kadınlar/ gençler/ emekçiler “vitrin süsü” olarak bulundurulacak… Tüm kararlar bir/ iki kişinin yürüttüğü akılla gerçekleşecek… Nerede ensesi kalın işinsanı varsa, nerede derneklerin/ odaların değişmez isimleri varsa yönetimin içinde konuşlandıracak! Bu kangrenleşmiş yaranın sancısı yaşanmıyor mu şimdi?
“Biz yapılar olmasa da sokakta/ pazarda/ yurttaşın içinde bu yürüyüşü sürdüreceğiz” diyerek bugüne gelindi. Bugün “örgüt” denilince sokak var, işçi var, emekli var, ev kadını var, gençlik var, ekonomik piyasanın çarkında ezilen dargelirli var, girdi çıkmazından toprağını ekemeyen üretici var; olmalı da! Yaşamın oluşturduğu kaygıları yaşayanlar “örgüt” içinden soyutlanırsa geriye ne kalır ki? Koca koca yalanlar, koca koca algı oluşturacak söylemler, koca koca süslü sözler/ süslü gösterişler…
***
“Örgüt nasıl çalışır” sorusunun yanıtını bir/ iki yıldır yaşıyoruz… Bir yandan Özgür Özel’in yurttaşın yüreğine ektiği “umut” fidesi, bir yandan Adana’da Anıl Tanburoğlu’nun gösterdiği eşgüdüm… Bunu azımsamayın; eğer şu an Adana’da gelişen toplumsal olaylara karşı bir duyarlılık oluştuysa, belediyelere yapılan soruşturmalara yurttaş “tek yürek” alanları doldurduysa, seçilmiş Anakent Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın Silivri günleri bir gün olsun gündemden düşmediyse, bunlarda il örgütünün başkanı olarak Tanburoğlu’nun yaptıkları yadsınamaz.
Ama başka bir şeyi daha biliyoruz aslında… Yıllardır il/ ilçe örgütlerinde şunu gördük: yönetime gelenler, dernek ya da oda başkanları gibi yurttaştan uzak durdular. Kutlama günlerinde yönetimin sayısını aşmayan törenlerde bulundular. Halkın içindeymiş gibi kendilerini gösterseler de yürüdükleri yerlerde “iz” bırakmadılar. “Örgütü” yaptıkları kapalı salonlardaki yarım saatlik konuşmalarla sınırlı tuttular. Yurttaşın politikaya bakışına kuşku kattılar, apolitik bir kuşak yetişmesine aldırmadılar…
***
Yeni Parti’de il/ ilçe yönetimleri için gün sayılırken bunları düşündüm; alışılmış eksiklerle dolu bir örgüt yapısı mı yaşama geçirilecekti, yoksa halkın arasında olmayı görev bilen isimlerin seçilmesine mi özen gösterilecekti? Bunu şunun için söylüyorum: sokağa çıktığında, yurttaşla bağ kurmaktan, onunla söyleşmekten, dokunmaktan uzak olan biri kim olursa olsun yurttaşla ne öykü yazabilir ne de yurttaşın gönlünü kazanabilir. En dingin bellek bile, bugün Özel’in çabasının nereden nereye geldiğini değerlendirirken bunu açıkça görür.
Geçtiğimiz yıllardaydı… Bir merkez ilçe örgütüne gitmiştik bir arkadaşımla. Başkanın, arkasında koşuşturan iki genç, odadan odaya gidiyorlar, aralarında bir şeyler konuşuyorlar, telefon üzerinde bir şeyleri gösterirken kimi zaman onaylıyorlar, kimi zaman olumsuz tavır gösteriyorlar… Bu koşuşturmaları yarım saat sürdü. Sonra sorduğumuzda başkan anlattı; belediyenin bir etkinliğine gitmişler, orada birkaç kare fotoğraf çektirmişler, onları sosyal medya üzerinden paylaşırken “ne yazacaklarını” tartışıyorlarmış! “Büyük işmiş” dedim! Anladığını sanmıyorum! Adamlar ilçe örgütü denilince “yurttaşa dokunmak” diye bir şey duymamışlardı ki, o gün orada başkana “Sölev’i okununuz mu” diye sorduğumda “o da nereden çıktı” der gibi gözlerime bakmıştı!
***
Yeni Parti’nin il/ ilçe örgütleri oluşturulurken unutulmaması gereken bir şey var: illerde Anıl Tanburoğlu gibi isimler genel başkanın tamamlayıcısı olduğunca, ilçelerde de Tanburoğlu’nu tamamlayacak duruşta isimlerin öne çıkarılması/ ilçede görev verilmesi zorunluluktur! Genel başkan yurttaşla iyi bir bağ kurabilir, il başkanı da ona uyumlu olabilir, ilçe örgütleri “taban” anlamına gelir ki aynı elin parmakları gibi düşünülmelidir.
Sözde demokratlık, sözde insan sevgisi, sözde emek dostu olmakla neler olduğunu biliyoruz. Bugün yaşanan ekonomik sıkıntıların, bugün yaşanan yazgıcı kararların, bugün yaşanan hukuk dışı uygulamaların temelinde “örgütlerin” seçiminde yapılan yanlışlar olduğunu bilelim. Yeni Parti’de bunu en aza indirmek, elden gediğince sıfırlamak kaçınılmazdır! Özel’in, Tanburoğlu’nun çabalarını anlamlı bulduğum kadar, ilçe örgütlerinin de aynı nitelikleri barındırmasını önemsiyorum. 280726






























