Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




Abdullah GÜRGÜN
Abdullah GÜRGÜN

Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıldönümü kutlu olsun

“Kıbrıs düşmanın elinde bulunduğu sürece, bu bölgenin ikmal yolları tıkanmıştır. Kıbrıs’a dikkat ediniz. Bu ada bizim için önemlidir”.

Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk

Kıbrıs Barış Harekatının 50. Yıldönümü nedeniyle BİR DAHA ASLA – YAVRUVATAN’DA TÜRK SOYKIRIMI kitabımızı yazmış O günkü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar’ın ve Kıbrıs Mücahidi, KKTC Cumhurbaşkanı Danışmanı Prof. Dr. Sayın Ata Atun’un önsözleriyle yayınlamıştık.

Kıbrıs hiçbir zaman Helen, Grek, Yunan olmamıştır. Kıbrıslılar Ön Asyalıdır. Anadoluludur. Ege adalarından ve bugünkü Yunanistan karasından, İtalya’dan sonradan gelenler olmuştur.

Ada 2. Selim zamanında 1571 yılında Venediklilerden alınarak Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Lala Mustafa Paşa komutasındaki 50 bin piyade, 6 bin yeniçeri ve süvariden oluşan 200 gemilik Osmanlı donanması, 15 Mayıs 1570’te Kıbrıs seferine çıktı. Temmuz başında Kıbrıs’a ulaşan Osmanlı donanması önce Lefteri Kalesi’ni, 9 Temmuz’da kuzeydeki Girne Kalesi’ni aldı. Ardından 50 günlük bir kuşatmayla Lefkoşa ele geçirildi.  Ardından Limasol, Larnaka ve Baf Osmanlı egemenliğine girdi. Magosa kuşatması tam on bir ay sürdü ve 1 Ağustos 1571’de düştü. Böylece Kıbrıs fiilen Osmanlı yönetimine geçti.

Venedik, 7 Mart 1573 tarihinde imzalanan antlaşma ile Kıbrıs’ın Osmanlı Devleti’ne ait olduğunu resmen kabul etti ve adadaki tüm haklarından vazgeçti.

Dikkat ediniz Kıbrıs Helen’den, Grek’ten, Yunan’dan, Rumdan alınmamıştır. (Hoş bunların ne oldukları belli değildir ama bu da apayrı bir yazının tartışma konusudur). Kıbrıs adası Venediklilerden alınmıştır. Diğer bir deyişle Kıbrıs tarihin hiçbir döneminde Yunan / Rum olmamıştır.

1 Temmuz 1878’e dek Türk toprağı olarak kalmış ve nüfusun çoğunluğu hep Türklerden oluşmuştur. Bu tarihte 2. Abdülhamid Kıbrıs’ı yıllık 22 bin 936 kese altın karşılığından “emaneten” İngiltere’ye bıraktı.

Kıbrıs Türk’ü o tarihten sonra türlü oyunlarla, zorla ve katliamlarla adadan silinmeye çalışıldı. Kıbrıs’ın bağımsız bir devlet olması bu baskıları durduramadı. Sistemli ve planlı bir soykırım uygulandı. Kıbrıs dışına taşınma olanakları verildi. Baskılar, katliamlar sürdü. Yıllarca havuç ve sopa siyasetiyle Kıbrıs Türkü adadan silinmeye çalışıldı.

Bardak Adayı Yunanistan’a bağlamaya çalışan Samson tarafından Makariyos’a karşı darbe yapılınca taştı. Ecevit hükümeti 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs’a barış harekatı gerçekleştirdi.

O tarihten bu yana Kıbrıs Türküne saldıran, zarar veren yok.

Ancak ünlü Bizans oyunlarının yerini şimdi ABD, NATO, Yunan ve İsrail oyunları aldı.

Gerek Doğu Akdeniz’de gerek Trakya’da bunlar birlikte manevralar düzenliyorlar. Hem KKTC’yi hem Türkiye’yi tehdit ediyorlar.

Türkiye sinik durumda. “Manevralara NATO, Yunanistan, bölge ülkesi olmayan ABD ve NATO üyesi olmayan İsrail katılıyor ama NATO üyesi olan Türkiye neden katılmıyor?” diyemiyor.

Doğu Akdeniz’den petrol, gaz arama gemilerimiz çekildi.

Türkiye’yi tehdit eden NATO’nun toplantısı Ankara’da yapılıyor. Hem de ne şaşalı.

Evler boyanıyor, taksi şoförleri, polisler cici bici giyiniyor, lokum dağıtıyor, evler boyanıyor.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Amerika Birleşik Devletleri Cumhurbaşkanı’nın koluna giriyor. Üstelik bu şahsın küçük kızlarla çekilmiş bir sürü ayıp fotoğrafı sosyal medyaya kadar düşmüşken.

Önceki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kıbrıs’ın bir kasa portakal bile satamadığını söyleyerek Kıbrıs’ın egemenliği konusunda KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a ders vermeye kalkmıştı. (1)

Şimdi Güney Kıbrıs’ı tüm Kıbrıs adına NATO’ya almak istiyorlar. Zaten şimdiden NATO hizmetinde bir sürü üs açılmış durumda. “Olmaz” demeyin, “olmaz” olmaz… Avrupa Birliğine nasıl üye olduysa NATO’ya da olur. İktidar, bu teslimiyetçilikle gıkını çıkarmaz.

Ama NATO aslında varlık nedenini yitirmiş durumda. Artık Varşova Paktı diye bir şey yok. Yerine yalan, sanal bir “Rusya – Çin – İran Düşmanlığı” yarattılar

Muhalefet ise bölük pörçük. İktidarı doğru siyasetlere itemiyor; “bizim düşmanımız Rusya – Çin – İran değil; NATO, ABD, Yunanistan, Güney Kıbrıs, İsrail, İşte sınırlarımızdaki tanklar ve bayrakları” diyemiyor…

İki yıl önce, Barış Harekatı’nın 50. Yılında yazdığımız kitabı şu tümcelerle bitirmiştik:

“Kıbrıslı Türklerin tasfiyesi planlarında, Kıbrıs’ın Helenleştirilmesi stratejisinde ve havuç ve sopa taktiğinde ısrar sürerse Yavruvatan Anavatan’la birleşir. Yeni bir dünya kurulur. Yeni Türkiye yeni dünyada onurlu ve saygın yerini alır.”

Artık bunun zamanı geldi de geçiyor.

KIBRIS BARIŞ HAREKATI’NIN 52. YILDÖNÜMÜ KUTLU OLSUN!

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/ab-den-tarih-icin-bizi-feda-ettiler-38595447

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER