Bu sütunlarda ve Çukurova Barış Gazetesi’nini internet sitesi ile olaynet.net haber portalında 1 Haziran günü çıkan “Büyükşehir’den sahte tarih!” başlıklı yazım ile ilgili olarak Adana Büyükşehir Belediyesi bir açıklama göndermiş.
Adana Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı adıyla imzası olarak yapılan açıklamayı önce aynen yayınlayıp, ardından yanıtımı da ekleyeceğim.
İşte, Adana Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Daire Başkanlığı’nın “Kamuoyu Bilgilendirme Notu” başlıklı açıklaması:
“Son günlerde bir internet sitesinde yayımlanan köşe yazısında, Adana Büyükşehir Belediyemiz tarafından hayata geçirilen “Kadeş Barış Yolu Kültür Rotası” projesi ve Gençlik Meydanı’ndaki panolarda yer alan kimi bilgilerin “uydurma, sahte ve popülist” olduğu iddia edilmiştir.
Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi ve Adana’mızın tarihsel mirasına sahip çıkılması adına aşağıdaki bilimsel ve teknik açıklamanın yapılması zorunluluğu doğmuştur.
Kraliçe Puduhepa ve Kizzuwatna Tanımlaması Hakkında
Söz konusu yazıda, bilgi panolarımızda Kraliçe Puduhepa’nın popülist bir yaklaşımla “Adanalı” ilan edildiği iddia edilmiş; belediyemizin onu “Kizzuwatnalı Kraliçe” olarak tanımlaması gözden kaçırılarak: önemli bir tarihi figür olan Puduhepa’yı sahiplenilmesinin yanlış olduğu iddiasına anlam verilememiştir.
Oysaki panolarımızda son derece bilimsel bir dille “Kizzuwatnalı Kraliçe Puduhepa” ifadesi kullanılmıştır. Hitit döneminde “Kizzuwatna”, bugünkü Çukurova (Adana ve çevre illerini) kapsayan antik bölgenin adıdır. Nitekim yazarın kendisi de yazısında Kizzuwatna bölgesini tanımlarken bu bölgenin Adana’yı kapsadığını açıkça ifade etmiştir. Puduhepa, bu bölgede bir rahibin kızı olarak doğmuş, ardından Hitit Kralı III. Hattuşili ile evlenerek imparatorluğun en yüksek kadın otoritesi olan “Tavananna” (Kraliçe) unvanını almıştır. Tarih literatüründe şahsiyetler tarihe yön verdikleri en üst unvanla anılırlar. Dönemin İki Büyük gücü olan iki devlet arasındaki (Hitit-Mısır) ilk yazılı barış antlaşması olan Kadeş Antlaşması’na kendi mührünü basan bu tarihi figürün “Kizzuwatnalı Kraliçe” olarak anılması, uluslararası tarih metodolojisinin bir gereğidir.
Söz konusu yazıda, Puduhepa Adana’lı değildir” iddiası ile neyin murat edildiği:ya da bu önemli Tarihi kişilik olan Puduhepa’yı sahiplenmenin nesinin yanlış olduğu anlaşılamamıştır!
Rota Haritası ve “Kültür Rotası” Kavramı Çelişkisi
Yazar, Hitit ordularının Kadeş Savaşı’na giderken Adana şehir merkezine uğramadığını, askeri yolun kuzeyden geçtiğini iddia ederek haritanın “sahte” olduğunu öne sürmüştür. Bu iddia, “askeri intikal yolu” ile “kültür rotası” kavramlarının birbirine karıştırılmasından ibarettir. Belediyemizin yürüttüğü çalışma bir askeri lojistik yolu canlandırması değil, bir Kültür Rotası işaretleme projesidir. Kültür rotaları; belirli bir tarihsel temanın ve bölgesel kültürel değerlerin turizme kazandırılması amacıyla bütüncül bir hat olarak tasarlanır. Adana, Hitit İmparatorluğu’nun egemenlik sahasının ve Kadeş’e uzanan genel etki alanının tam merkezindedir.
Projemiz; tarihi kentlerin, kırsal yerleşimlerin, antik kalıntıların ve tekil tarihi yapıların aynı güzergâh üzerinde görülebileceği, bu rota oluşturmaktan ibarettir.
Kültür Rotalarının Ulusal ve Yasal Mevzuattaki Yeri
Türkiye’de bu tür kültür rotalarının oluşturulması tescilli ve yasal bir turizm modelidir. Ülkemizde ilk olarak 1999 yılından bu yana kullanılan Likya Yolu tescillenmiş; 2025 yılı itibarıyla da ülkemizde işaretlemesi ve tanıtımı yapılan toplam 22 resmi güzergâh kullanılmaktadır. Belediyemizin yürüttüğü çalışma da bu ulusal ağın ve vizyonun bir parçasıdır.
Tarihsel Bilgilerin Doğruluğu
Bilgi panomuzda yer alan; Kadeş Savaşı’nın nedenleri, orduların yapısı, antlaşmanın dönemin diplomasi dili olan Akadça ile yazılması, kil tablet kopyasının Hitit başkenti Hattuša’da bulunup İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenmesi ve dünya barışını temsilen bir kopyasının New York’taki Birleşmiş Milletler Binası’nda asılı durması gibi tüm bilgiler küresel tarih literatürünce kabul görmüş mutlak gerçeklerdir.
Sonuç olarak; Adana Büyükşehir Belediyesi “sahte bir tarih” yazmamış; aksine Çukurova topraklarının dünya tarihindeki merkezi rolünü kültürel dokusunu ve tarihsel kimliğini Adana halkına ve dünya turizmine bir tema çerçevesinde gururla sunmuştur. Kelime oyunları ve sığ tartışmalar üzerinden kentimizin turizm potansiyeline ve kültürel mirasına zarar verilmesi kabul edilebilir değildir.
“Kadeş Barış Yolu kültür Rotası” ve bilgi panolarımız, Adana’mızın tarihsel zenginliğini tanıtmaya yönelik bir projenin uygulamaya konulmasından ibaret olup; Adanamızın tarihi, kültürel ve turizm değerlerinin bu ve benzeri projelerle tanıtılmasına devam edilecektir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

ADANA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ
KENT TARİHİ, TANITIMI ve TURİZM DAİRE BAŞKANLIĞI”
**
AÇIKLAMAYA YANITIM
Açıklamayı, Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtımı ve Turizm Daire Başkanı İlhan Taş mı, Kent Tarihi ve Müzeler Şube Müdürü Rabia Uç Karalar mı, ya da bir başka daire görevlisi mi yaptı bilmiyorum ama, benim yazımı dikkatler okumadıkları açıklamanın her satırından belli.
Onların yaptığı gibi tek tek yanıt vereyim..
Kraliçe Puduhepa ve Kizzuwatna Tanımlaması Hakkında
Büyükşehir’in açıklamasında, Kraliçe Puduhepa’yı popülist bir yaklaşımla “Adanalı” ilan ettiklerini ifade ettiğim; Belediyenin onu “Kizzuwatnalı Kraliçe” olarak tanımlamasını gözden kaçırdığım ileri sürülmüş.
Halbuki yazıda, “Adanalı Puduhepa” yalanının kazıbilimini (arkeolojiyi) poülizme kurban eden bir akademisyene ait olduğu, Kadeş Barış Antlaşmasıyla ilgili tabela diktiren düşüncenin o popülist akademisyenin etkisinde kaldığını düşündüğümü ifade etmiştim.
Yani Puduhepa’yı Adanalı yapan popülist yaklaşımın popülist akademisyene ait olduğu vurgulamış, Büyükşehir’in o popülist ifadesinin etkisinde olduğunu dile getirmiştim.
Açıklamayı yapanlar, önemli bir tarihi figür olan Puduhepa’ya sahiplenilmesinin yanlış olduğu savına anlam veremediklerini belirtmeleri, “tabelada kullanılan “Kizzuwatnalı kraliçe” ifadesinin son derece bilimsel olduğu iddiası; açıklamayı yapanların arkeolojü ve tarih konusunda en azından Puduhepa ve Hititler ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmadıkalarını gösteriyor. Uluslararası tarih metodolojisinin gereği, Puduhepa’nın tabelada yazıldığı gibi açıklamada son derece “bilimsel ifade” olarak nitelendirilen “Kizzuwatnalı kraliçesi” olarak değil “Hitit Kraliçesi” olarak ifade edilmesini gerektirir.
Bu arada benim, “Kizzuwatnalı kraliçe” tanımlamasını gözden kaçırdığımı söyleyenler, her nedense aynı kişi için Hitit kaynaklarında kullanılan “Kummani kentinin kızı’”, ” Lawazantiya rahibi Bentipşarri’nin kızı”, “Rahibin kızı”, “Lawazantiya şehri İştar’ının hizmetkârı (rahibesi)” tanımlamasını gözden kaçırdıklartını unutmuşlar sanırım.
“Kizzuwatna ülkesinin kızı” yazısını Kizzuwatnalı kraliçe” diye okuyup anlatanların, Develi ile Hanyeri arasındaki Fraktin Kaya Kabartmasındaki “Puduhepa, büyük kraliçe, Kizzuwatna ülkesinin kızı”, Mısır kaynaklarında da, Kadeş Barış Antlaşmasını içeren gümüş tabletin arka yüzünde Puduhepa’yı gösteren kadın figürü yer almakta ve figür “Puduhepa Hatti’nin Prensesi, Kizzuwatna Ülkesi’nin kızı”, Kummani kentinin kızı’”, ” Lawazantiya rahibi Bentipşarri’nin kızı”, “Rahibin kızı”, “Lawazantiya şehri İştar’ının hizmetkârı (rahibesi)” ifadelerini görmemeleri ya da görmezden gelmeleri çok ilginç,
Açıklamada, Kizzuwatna için, “Hitit döneminde “Kizzuwatna”, bugünkü Çukurova (Adana ve çevre illerini) kapsayan antik bölgenin adıdır” deniliyor ve yazımda Kizzuwatna bölgesini tanımlarken bu bölgenin Adana’yı kapsadığını açıkça ifade ettiğim, Kizzuwatna’nın bugünkü Çukurova’yı kapsadığı görüşlerine bir anlamda dayanak olarak gösterilmek isteniyor. Oysa, Kizzuwatna, Büyükşehir bürokratlarının ya da açıklamayı yazanların bildiklerinden çok daha geniş bir alanı kapsamakta. Alanya’dan Malatya’ya dek uzanan geniş bir alan Kizzuwatna sınırları içindedir. Elbette, savaşlarla zaman zaman sınırlar daralsa ya da büyüse de Kizzuwatna, açıklamayı yapanların belirttiği gibi sadece Çukurova (Adana ve çevresini) içine alan bir yer değil.
Bilgi olsun diye Kizzuwatna içindeki dönemin kentlerinin bir kısmının adını da yazalım:
Anamušta, Arana, Aruna, Adaniya, Azpišna, Hulašša, Irima, Kummanni, Lamiya (Lawazantiya ) Luwana, Niriša, Paduwanta, Pitura, Šaliya, Šerigga, Šinamu (-…, Tarša, Terušša/Tiruša, Turpina, Turutma ,Ura, Urauna, Urika, Urušša Uda, Waššukanna, Zaparašna Dağı, Zazlipa, Zilapuna, Zinziluwa ve Zunahara, Uksu, Partanta, Huddu, Iyaninna ve Lallatta. Lamiya, Paduwanda, Šerigga Ulisum / Ulusila
Söz konusu yazımdaki “Puduhepa Adanalı değil” gerçeğinin (açıklamacılar iddia demiş) neyin murat edildiğini, tarihi bir kişilik olan Puduhepa’yı sahiplenmenin nesinin yanlış olduğu amlayamadıklarını ifade etmişler. Hemen belirtelim. Dünyadaki ilk yerleşim yerlerinden biri olan ve zengin bir tarih ve arkeolojik geçmişe sahip olan Adana’nın Adanalı olmayan birine sahiplenilmesine gereksinimi yoktur. Büyükşehir’in Kent Tarihi, Tanıtımı ve Turizm Daire Başkanlığı, görevini layıkıyla yapıp biraz araştırsa Adana’yla özdeşleştirilecek, sahip çıkılacak çok sayıda kişilik olduğunu göreceklerdir.
Daire yöneticilerinin gözünden kaçmıştır; “Adanalı Puduhepa” ifadesinin gerçeği yansıtmadığını bilimsel kanıtlarla ortaya koyan bir dizi yazım yine gazetede ve internette yayımlanmıştı. O yazıları okurlarlarsa muradımın ne olduğunu net biçimde görebilirler.
Rota Haritası ve “Kültür Rotası” Kavramı Çelişkisi’ne gelince:
Açıklamayı yapanlara göre, Hitit Ordularının Kadeş Savaşına giderken Adana kent merkezine uğramadığı, askeri yolun kuzeyden geçtiği görüşümü iddia olarak nitelendirmişler. Oysa, Hitit tarihini incelerlerse, söyledikleri gibi iddia değil gerçek olduğunu göreceklerdir.
Askeri intikal yolu ile kültür rotasın kavramlarına birbirine karıştırmışım, oysa bunlar Kültür Rotası işaretleme projesi yapmışlar!..
Kültür rotalarının belirli bir tarihsel temanın ve bölgesel kültürel değerlerin turizme kazandırılması amacıyla bütüncül bir hat olarak tasarlandığı açıklamasından sonra da Adana’nın Hitit İmparatorluğu’nun egemenlik sahasının ve Kadeş’e uzanan genel etki alanının “tam merkezinde” olduğu iddia etmişler.
Yazımdaki ifadelere iddia diyenler, asıl iddiayı kendileri yapmışlar ve Adana’yı Hitit İmparatorluğu’nun egemenlik sahasının ve Kadeş’e uzanan genel etki alanının tam merkezi olarak göstermişler. Adana’yı Hitit İmparatorluğunun egemenlik sahasının ve Kadeş’u uzanan genel etki alanını tam merkezi yapılmasının bilimsel hiç bir dayanağı yoktur. Büyükşehir Belediyesinin Kent Tarihinden sorumlu bürokratların bu iddiaların kanıtlayacak bilimsel çalışmaları açıklamaları açıklamalarını bekliyorum. Bakalım, Adana onların dediği gibi bir merkez mi değil mi, Adanalı görsün!.
Açıklamanın tamamen doğru tek paragrafı ise, Tarihsel Bilgilerin Doğruluğu ara başlıklı “Bilgi panomuzda yer alan; Kadeş Savaşı’nın nedenleri, orduların yapısı, antlaşmanın dönemin diplomasi dili olan Akadça ile yazılması, kil tablet kopyasının Hitit başkenti Hattuša’da bulunup İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenmesi ve dünya barışını temsilen bir kopyasının New York’taki Birleşmiş Milletler Binası’nda asılı durması gibi tüm bilgiler küresel tarih literatürünce kabul görmüş mutlak gerçeklerdir.” bölümüdür.
Eğer, bir kurum, yanlış ya da sahte bilgi üzerine bir proje geliştirir ise o projede yanlış ya da sahte olarak nitelendirilebilir.
Adana ve Çukurova’nın dünya tarihindeki merkezi rolünü kültürel dokusunu ve tarihsel kimliğini Adana halkına ve dünya turizmine bir tema çerçevesinde sunmak istenirse, Kadeş’ten önce Kummani, Agusta Antik Kenti, Magarsus, Misis Höyük, Sirkeli Höyük, Ayas Antik Kenti ile pekala bunlar gerçekleştirilebilir.
Açıklamada belirtildiği üzere Adana’yla ilgisi olmayan kültürel ve tarihsel varlıkları Adnaa’ya mal ederek hazırlanacak benzeri projelere de Kadeş Barış Yolu Projesinde olduğu gibi karşı çıkıp, gerçekleri yazmaya devam edeceğim. Açıklamaya yapan değerli belediyeciler, Kadeş Barış Yolu ile ilgili projeye, 2024 Temmuz’unda Zeydan Karalar’ın başlattığı “Yarını Adanası için beş yıllık strateji planı” nın içinde, “Puduhepa Kültür Yolu Haritalandırma ve İşaret Çalışması” adlı bir çalışmayla ilgili eleştirimi de okumadıkları belli. 23 Temmuz 2024’te gazete ve internet sitesinde yayımladığım “Puduhepa Kültür Yolu gerçeğe ve tarihe aykırı” başlıklı yazımda, bugün Kadeş Barış Yolu adıyla yaşama geçirilen “Puduhepa Kültür Yolu projesinin yanlışlığını akademik/açıklamacıların sevdiği biçimiyle bilimsel kaynaklarla anlatmış, “Yani, “yarının Adanası”nda Puduhepa Kültür Yolu diye absürd bir yol da olacakmış..” demiştim.
O yazıyı da okuyup incelemerini kolaylaştırmak için linkini de veriyorum:
O yazımda, sayın Zeydan Karalar’a Puduhepa Kultür Yolu projesi için çalışmalara başlamadan aşağıdaki kaynakçayı incelemesini önerdiğim kaynakçının listesinin aşağıda veriyor ve aynı öneriyi Kent Tarihi, Tanıtımı ve Turizm Dair Başkanlığı ile açıklamanın yayınlanması için gazete ve internet haber portalı yöneticillerine telefon açan basın görevlisine de yapıyorum:
KAYNAKÇA:
Arş. Gör. Mehmet Cevher, “Hitit Ülke Savunmasında Tampon Bölgeler”, International SocialSciencesStudiesJournal, Cilt 5 Sayı 34, 2019
Derya Alemdar, “Kizzuwatna Memleketi ile Hitit Devleti Arasında Yapılan Antlaşmalar, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Eski Çağları ve Kültürleri Bölümü (Hititoloji) Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2006
Diana Vanes Diaz Martinez, Hitit Dini, Tapınakları ve Kadın Görevlileri, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Eskiçağ Tarihi Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Mart 2017, Ankara
Doç. Dr. İlyas Gökhan, Başlangıçtan Kurtuluş Harbine Kadar Maraş Tarihi, Ukde Kitaplığı 99, Kasım 2011, Kahramanmaraş
Doç. Dr. K. Serdar Girginer, “Tatarlı Höyük’ten Geç Hitit Çağına Ait Bir ‘Sürme Kutusu’”, Mersin Üniversitesi Kilikia Arkeolojisi Araştırma Merkezi Yayınları, OLBA XXIX Ayrıbasım, Mersin 2021, s. 109-136
Esma Reyhan, “Hitit Arşivlerinde Kizzuwatna Kökenli ‘Tanrıları Çağırma Ritüelleri’”, TAD Cilt 35 Sayı 60, 2016, s.1-38
Fevziye Eker, “Kahramanmaraş’ın Tarihi Coğrafyasına Bir Bakış”, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 10 Sayı 2 Yıl 2013, s. 25-38
Murat Aydın, Hitit Devleti’nde Kizzuvatna’nın Yeri ve Önemi, Adnan Menderes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Aydın 2014,Savaş Özkan Savaş, “Kizzuvatnalı Büyük Hitit Kraliçesi Puduhepa’nın Evlilk Anıtı ve Ölüm Anıtı”, InstitutFrançaisd’EtudesAnatoliennes- Georges Dumezil (VariaAnatolica 13) 2001, s. 95-114
Özlem Uysal, “Çivi Yazılı Belgeler Işığında Hitit Dualarına Bir Bakış”, gorgondergisi.com, e-dergi 11. Sayı, s.1-26
Prof. Dr. Ahmet Ünal, “Adana’da Kizzuwatna Krallığı/ Taş Devrinden Hitit Devleti’nin Yıkılışına Kadar Adana ve Çukurova Tarih”, Efsaneden Tarihe, Tarihten Bugüne Adana: Köprübaşı, Haz. Doç.Dr. Erman Artun- M.Sabri Koz, YKY Yayınları, İstanbul 2000
Prof. Dr. Ahmet Ünal, “Eski Çağlarda Çukurova’nın Tarihi Coğrafyası ve Kizzuwatna (Adana) Krallığı’nın Siyasi Tarihi”, ÇÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi (Arkeoloji Özel Sayısı, Cilt 15 Sayı 3, 2006, s. 15-44
Prof. Dr. Ahmet Ünal, Paylaşılamayan Kraliçe Puduhepa ve Memleketi Kayıp Kent Lawazantiya, Her Yönüyle Osmaniye Stratejik Kalkınmada Kent Değerleri Sempozyumu Bildiriler Kitabi. Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Yayını, Osmaniye 2016
Prof. Dr. Rukiye Akdoğan, “UruLa(hu)wazantiya ‘La(hu)wazantiya Şehri’”, IX. Uluslararası Hitit Kongresi Bildirileri, Haz. Aygül Süel, Cilt 1 Çorum 2019 s. 1-48
Sidney Smith, “Kizzuwatna ve Hiti Coğrafyası Sorunu. AlbrechtGoetze’ninFotoprafı (Yale Oriental Series, Researches, XXII) New Haven, 1940”, Cambridge Üniversitesi Kraliyet Asya Topluluğu Dergisi, Cilt 74 Sayı 1, s.61-66
Şeyma Yıldırım, Eskiçağ’da Anadolu’nun Savaş Kapıları, Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Eskiçağ Tarihi Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Denizli, Haziran 2006
Tolga Pehlivanoğlu, M.Ö. İkinci Binyılda Kizzuwatna’nın Tarihi ve Tarihi Coğrafyası, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bıiımler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalı Eskiçağ Tarihi Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2017
Tolga Pehlivanoğlu, “La(hu(wazantiya: Ticari ve Dini Bir Merkezin Tarihçesi ve K,Lokaziasyonu”, ArchivumAnatolicum (ArAn), Cilt 13 Sayı 2, 2019, s. 145-172
Turgut Yiğit, “Eski Anadolu Kentlerinden Luhuzatia/Lawazantiya’nın Tarihi ve Lokalizasyonu Üzerine”, Türk Tarih Kurumu Belleten Dergisi, Cilt LXI Sayı 230, Nisan 1997, Ankara
Tülin Cengiz, Hitit Çağında Anadolu’da Anaerkil İzler, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih (Eskiçağ Tarihi) Anabilim Dalı Doktora Tezi, 2014, Ankara
31. Kazı Sonuçlar Toplantısı 3. Cilt, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Ankara 2010
29. Araştırma Sonuçları Toplantısı 2. Cilt, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Ankara 2012
34. Kazı Sonuçları Toplantısı 1. Cilt, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Çorum 2013
35. Kazı Sonuçları Toplantısı 2. Cilt, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Muğla 2014
36. Kazı Sonuçları Toplantısı 2. Cilt, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Ankara 2015
37. Kazı Toplantısı Sonuçları 2. Cilt, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Ankara 2016
38. Kazı Sonuçları Toplantısı 2. Cilt, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Ankara 2017
39. Kazı Sonuçları Toplantısı 2. Cilt, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Bursa 2018
40. Kazı Sonuçları Toplantısı 3. Cilt, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Ankara 2019
41. Kazı Sonuçları Toplantısı 4. Cilt, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Ankara 2020
Beni kelime oyunları ve sığ tartışma yapmakla suçlayanları, açıklamalarında ne denli kelime oyunları yaptıklarını gözden geçirmelerini öneririm.
Bir başka önerim de, Hititler, Puduhepa, Kadeş Barış Yolu, Hurriler, Luviler temalı projeler ve açıklamaları dünyanın tanınmış Hititologlarından, Tatarlı Höyük’te kazılarda bulunmuş ve danışmanlık yapmış, Adana’da bir çok konferans vermiş Prof. Dr. Ahmet Ünal, Çukurova Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rukiye Akdoğan, Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Fatih Erhan, Ankara ve İstanbul Üniversiteleri Hititoloji bölümlerinin akademisyenlerinden görüş almaları olacaktır.
Adana’nın Antik çağlardaki tarihi ile ilgili yazılarımın linkleri:
https://olaynet.net/2021/12/adanali-puduhepa-masali-1/
https://olaynet.net/2021/12/adanali-puduhepa-masali-2/
https://olaynet.net/2022/03/adanali-puduhepa-kuyruklu-yalan/
https://olaynet.net/2022/06/cetini-de-kandirmislar/
https://olaynet.net/2022/06/kultur-bakanligina-acik-cagri/
https://olaynet.net/2024/07/agusta-magarsus-kultur-yolu/
https://olaynet.net/2024/07/puduhepa-kultur-yolu-gercege-ve-tarihe-aykiri/
https://olaynet.net/2024/11/puduhepa-yalanina-devam/#google_vignette
https://olaynet.net/2025/01/nedir-adananin-sahte-tarihcilerden-cektigi/
https://olaynet.net/2026/02/tatarli-hoyuk-kazisi-ve-model-proje/
https://olaynet.net/2026/03/adana-a-kultur-baskenti-olmak-yakisir/
https://olaynet.net/2026/06/buyuksehirden-sahte-tarih/






























