Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




Oktay EROL
Oktay EROL

Kılıçdaroğlu “sana söz” derken şimdi nerede… 

Politikacıların “duyarsız olduğu” konuların başında, “geçmişte söylediklerini/ verdikleri sözleri unutmak” gelir! O/ bu diye ayırmıyorum! Al birini/ vur ötekine… “Benim adamım daha az yalan söyler” diyerek hiçbirini savunmaya geçmeyin! Neden biliyor musunuz? Yurttaşın, geleceğinin bunca kaygılı olmasının nedenidir bu da ondan! Eğer yolunda yoldaş olmuşsanız, gecelerin karanlığında dağlara sloganlarını yazmışsanız, uğruna tanıdığınızla/ yakınınızla/ bildiğinizle tartışmışsanız “yüzüne” vuramıyorsunuz bir türlü! Size haksızlık değil mi bu?

Düşünsenize; her şey “bir oyunuzu” almak için yapılıyor! Ya sonra? Arkası yok! Onların sizin “vekiliniz” olduğu söylenir! Now’da Selçuk Tepeli’nin de sıkça vurguladığı gibi, “patron sizsiniz”; haksız da değil… Ama yaşanana baktığınızda “patron” olmayı bırakın, “çalışanı” bile değilsiniz, “bir oyu” için olmadık yalanlarını dinleyen kalabalık… Bunu Marx’a sorsalardı büyük olasılıkla “yabancılaşma” benzetmesini yapardı.

Bugün yaşananlara bakın… Bu yurdun yurttaşı bunların hangisini hak etmiş olabilir? Emekli yaşayamadığı yılları mı, ücretli çalışan alamadığı emeğinin karşılığını mı, üretici ekemediği verimli toprağının durumunu mu, gençlik en verimli yıllarının eriyip gitmesini mi, çocuklar okula aç gitmeyi mi, akıl almaz vergi yükünün altında her geçen gün biraz daha ezilmeyi mi, politikacıların “gerçekleşmeyen” verdikleri sözlerini mi? Hiçbirini hak etmiyor ne bu yurt ne de bu yurdun yurttaşı…

Politikacılar “geçmişte” verdikleri sözü anımsamak istemese de, köşe yazarlarının bu ödevlerinden biridir… On yılı aşkın süredir günlük köşe yazarken arada bir de “geriye” gitmek, “geride” neler bırakıldığını görmek gerekiyor…

Bugün gündemin konusu “kesin geçersizlik/ mutlak butlan” olunca, Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu akla geliyor… Bugün “tepki” gösterdiğimiz Kılıçdaroğlu için geçmişte yazdıklarımızı anımsıyoruz. “Bir zamanlar ‘umut’ diyordunuz, bugün bunları neden söylüyorsunuz” diyorlar ya; sanki o dönem “iktidara” karşı duruşu hiç önemli değilmiş ya da “iktidarın” tepkileri üzerinde olması anlamsızmış gibi! Bugün aynı “iktidarın” kollaması, Kılıçdaroğlu’nun da bunu bir “güç” olarak değerlendirmesi yakışıksız değilmiş gibi…

Bir kanıtım olsun, bakın üç yıl önce “tek/ bir yazıda” Kılıçdaroğlu için ne yazmışım:

***

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, seçim kampanyası başlamasıyla birlikte medyada gösterilen videolarını izlerken “güzel şeyler söylenmiş” demeden duramadım… Videonun girişinde yer alan “Sana söz, yine baharlar gelecek/ Sana söz, umut bitmeyecek/ Söz, söz…/ Sana söz, birbirini incitmeyen, farklı olanı olduğu gibi seven, sayan; uzaklaşan değil, kucaklaşan bir Türkiye/ Karnı tok, gönlü bol, yaşamayı seven bir Türkiye/ Bilime, sanata, geleceğe inanan, ayakları yere sağlam basan, uzmanlığa saygı duyan bir Türkiye” sözlerinin içindeki duyguyu kim özlemedi ki?

***

Böyle güzel sözler duyunca birden umutlanıyoruz ister/ istemez! Başka da bir şey gelmiyor ki elden! Bu sözlerin gerçekleşmesi için ne yapılır, nasıl bir yol izlenmesi gerekir, kimin kapısı çalınır; hepsini unuttuk! Sözler veriliyor, sonra karşımıza bir liste çıkarılıyor, “altına evet mührünü bas, bunlar senin vekilin” deniliyor! Sonra mı? Birbirini bilmeyen/ tanımayan bir durum oluşuyor! Ne seçmen “vekile” doğru/ düzgün soru sorabiliyor, ne de “vekil” seçmenin sorusunu umursuyor!

Geçtiğimiz yıldı, çok iyi anımsıyorum, bir “vekile” Adana CHP örgütü içerisinde yaşanan bazı olgularla birlikte, Kozan, Feke, Saimbeyli, Tufanbeyli ilçe örgütleriyle ilgili bir soru sorduğumda, “bırakın bu parti içi muhalefeti” demişti! Öyle ya, nasıl olsa seçilmişti, “vekil” sayılıyordu, yurttaşa istediği “ayarı” verme özgürlüğü vardı değil mi? O gün, aynı kanıda olmadığımı belirtmiş, bir daha da “o vekille” bir arada olamayacağımızı anlamıştım!

***

Kılıçdaroğlu’nun “sana söz, yine baharlar gelecek/ Sana söz, umut bitmeyecek/ Söz, söz” demesini anlamlı bulduğum kadar, milletvekili sıralamasında “partiliye” sorulmamasını “sorun” sayıyorum!

Genel Merkez kurmaylarının değil de, “partilinin” oluşturduğu listelerde Kozan bölgesinden “bir aday” listeye girerdi! Şimdi yok! Varsa/ yoksa Adana’nın içinde yaşamını sürdüren isimler…

 

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER