Oktay EROL
Çin merkezli Sinovac şirketinin geliştirdiği koronavirüs aşısı CoronaVac için elli milyon dozluk sözleşme imzalanmasının ardından, oluşacak her hangi bir soruna ilişkin Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Fatih Altaylı’ya şunları söylüyor:
“Beğenmezsek ödeme yapmayacağız bu aşıya. Bu şekilde aşı anlaşması yapabilmiş tek ülkeyiz. Siparişimizi verirken bunu anlaşmaya koyduk. Bizdeki sonuçlar yeterince etkin olmaz ise aşıları iade etme ve beş kuruş bile ödememe hakkımız var. Böyle bir anlaşmayı, herhangi bir aşı firması ile yapabilmiş başka ülke yok.”
“Beğenmezsek ödeme yapmayacağız!”
Sanıyorum, Sinovac şirketi tüm güvenceyi vermesine karşın, özellikle “denek süresinin” zamanlaması göz önünde tutularak yurtiçinde oluşan “paranoyanın” nedeni bu!
Neyi beğenmeyeceğiz?
Çin malı plastik oyuncak mı, Çin malı beyaz eşya mı, Çin malı araç mı, Çin malı cep telefonu mu?
Beğenilmeyen “şey” bunlardan birisi olsa, “paketi” geldiği yere geri gönderirsiniz de; konu aşı olunca, aşı kullanılmaya başlanınca, “gösterdiği” etki beğenilmediğinde…
“Beğenmezsek ödeme yapmayacağız!”; korkunç bir şey!
***
Cumhuriyet’ten, İpek Özbey’de İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı, İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Öğretim Üyesi, İstanbul Tabip Odası Başkanı Pınar Saip’den şu soruların yanıtını istiyor:
“Gerçekte kaç kaybımız var? Covid-19’da farklı verilerin perde arkası… İthal aşıdaki riskler… Yerli aşının tarihi… İlaçlar hasar bırakıyor mu? İşte endişe nedenleri… Bu kadar belirsiz bir ortam varken hayata geçirilen acil kullanım izninin sırrı… Meslekten yılmalar ve kaçışlar… İlliyet bağı… Meslek hastalığında son perde… AKP genelgesi bir kandırmaca, bir algı yönetimi mi?”
İstanbul Tabip Odası Başkanı Pınar Saip’in verdiği yanıtlardan bir kaçı şöyle:
*Başından beri kaynaklar salgına ayrılması gerekirken gelecekte salgınların artmasına neden olabilecek ekolojik dengeleri bozan Kanal İstanbul’a yatırım yapılmaya çalışılıyor.
*Bilim Kurulu danışmanlık veriyor, yetki iktidarda. Oysa görev, yetki ve sorumlulukları tam tanımlanmış bir bilim kurulu olmalı. İktidardan bağımsız, özerk bir kurul olmalı.
*Yerli aşı için süre ile ilgili konuşmak için erken olduğunu düşünüyorum. Zaman ilerledikçe binlerce hastalanmamış ve aşılanmamış gönüllü bulmak da zorlaşacaktır.
* Sağlık, bir hak olmaktan çıkarak tüketilen bir meta haline geldi. Bu nedenle birçok gelişmiş olduğunu düşündüğümüz ülke bile sınıfta kaldı.
*Faz 3 çalışma aşaması zor bir süreç. Binlerce gönüllü ile yapılması gerekiyor.
Kanımca Akılcı İlaç Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık’ın şu sözleri de önemli:
“Normalde en az 4-5 yıl süren bulma-geliştirme-faz çalışmaları süreci, Kovid-19 aşısı için 10-12 aya sığdırıldı.”
***
İki gün “hayat eve sığar” denilerek hapsolunup, pazartesi sabahı “kuyruk” oluşturmak için koşuşturma başlayacağını bilince; ev içeresinde bol bol düşünme, okuma, neden böyle olunduğunu sorgulama, yönetenlerin neler yaptığını izleme, kimin nerede/ nasıl yanlış yaptığını bilme, Toros Dağlarının doruklarına dek uzanan kızma…
“İktidar” iyi “işler” yaptığını söylese de, “hayat eve sığar” da olanları/ yaşananları soran öyle çok tanıdıklarım var ki…
Sağlık Bakanı’nın akşamları “bilindik” açıklamalar yapmasını, önemli kararları “bakanlar kurulu toplantısı sonrasında açıklanacak” demesini, şimdi de “aşıyı beğenmezsek ödeme yapmayacağız” sözlerini sözcük sözcük irdeliyor “iki gün evde kal” denilenler; üçüncü gün neler olduğunun bilinmeyişine kızıyor!
***
“Aşı” deniliyor ya; yine testte olduğu gibi, “kuyruklar” oluşacağı şimdiden öngörülüp, şimdiden kentlerin belirli noktalarına “aşı istasyonları” kurmak kimsenin aklının ucundan geçmiyor demek ki!
Üstelik bu uygulama “yeni” de olmayacak! Geçtiğimiz günlerde İtalya boy boy görselleriyle, “aşılamanın” nerelerde yapılacağını dünyaya duyurdu! Tıpkı, covid 19’un görülmeye başlandığı ilk günlerde Wuhan’ın “sahra hastanelerin” duyurduğu gibi…
Aralık ayının sonu geldi, ayın başında geleceği söylenen “Çin aşısı” konusunda açıklayıcı bir bilgi yok, gelmişse de “olgu sayıları/ güncel veriler” gibi gizlemek yeğleniyor!
“Normalde en az 4-5 yıl süren bulma-geliştirme” süreci sıkıştırılarak “faz çalışmaları süreci covid-19 aşısı için 10-12 aya sığdırıldı” ya, umutta verildi ya, “kurutuluş” aşıda denildi ya…
Yeni yıldan önce kullanılmaya başlanacak, yeni yılın ilk yarısına dek ülke nüfusunun yarısında çoğuna uygulanacak olan aşılar, “kuyrukta” saatlerce beklemenin ardından “yeni” acılar oluşturularak mı yapılacak?
“Hayat eve sığar” ortamında gel de bunları düşünme!
211220































YORUMLAR