Emekçileri ulu-orta yazgısına terk etmek…  

ABONE OL
16 Temmuz 2019 18:31
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

“Üretmeyen toplumun, tüketim “hevesinin” başka sonu olması düşünülemezdi! Yurttaşa “senin” diye sunulan, aslında o malın “koruyucusu-kollayıcısı” olan, üstelik mala karşılık bir borçlandırılan bir yapı bu!

Öyledir! Bu ülke çok varsıllıdır!”

Dün yazıyı böyle bitirdikten sonra, ünlü bazı alışveriş merkezlerindeki mağazaların ard-arda kapatıldığını duyduğumda şaşırmayanlardanım…

Üretmeyen toplumun tüketim “hevesinin” yarını bundan başka ne olabilir; işyerleri tıka-basa dolacak, insanlar alış-veriş yapmak için yarışacak, işyeri sahipleri kirayı-masrafları çıkardıkları için, tüketici cebindeki parayı harcadığı için sevinecek!

Var mı böyle bir şey?

***

Medyadan duyduk hep!

Milyon dolarlık alışveriş merkezleri, sudan ucuz fiyatlarla satışının tevi reklamlarında duyurulduğu, yoğun müşteri portföyünün olduğu, üç-baş ayda tüm masrafların çıkabilme olasılığını, ünlü politikacıların açılışını yapacağını…

Bizde herkes “sazan” ya!

Koşan koşana, alan alana…

Tevilerin dedi-kodu izlencelerinde, belirtilen yerlerden işyerleri aldıklarını göğüslerini gererek anlatanları, daha üst katlardan “küçük daire” kiraladıklarını, tüm bunlara milyonlar ödediklerini öyle çok duyduk ki…

“Oradan” işyeri sahibi olmuştu ya; parmaklarımızı ısıralım!

Aptalca…

***

İstanbul’un ünlü bir alışveriş merkezinde, işyerlerinin kepenk indirmesi konuşuluyor ya…

Bir işyeri sahibi, yaptığı yüzbin lira dekorasyon, aydınlatma, su gibi harcamalarından söz edip, “artık dayanamıyorum” diyordu!

Düşünsenize, işyeri sahibi yaptığı masrafları cebinden veriyormuş gibi olsa da, sattığı malın kazancından çıkaracak! Bire alacak, iki masraf diyecek, üç de kazanç elde etmek için “altıya” satacak!

“Serbest piyasa ekonomisi”; vergisini vereceksen, kaça satarsan sat, diyor!

Satabilirsen…

Bizde “sazan” bu denli çok mu?

Alışveriş merkezlerindeki milyonluk mağazaların yaşamlarının uzun olmaması, “sazanın” kim olduğunu da kanıtlıyor!

***

Bu yurdun büyük bir çoğunluğu ya “asgari ücret”, ya da “açlık sınırı” denilen rakamın altında maaşla yaşamını sürdürürken, lüx mağazaların kapanmasına neden şaşıralım…

Adana’da E-5 üzerine yapılan, ancak bir türlü açılışı yapılamayan, açılışı yapılanın işyeri sahipleri de işlerden “hoşnut” olmadığını bilmeyen yok!

O alışveriş merkezi yapılan yerlerde bir zamanlar fabrikalar vardı, yılları yaşamış ağaçlar vardı, n’oldu biliyor musunuz? Daha çok kazanç sağlasın, denilerek fabrikalar yıkıldı, ağaçlar kesildi…

Alışveriş merkezinde yer alan işyerleri yeni “sahipler” aramasına karşın bulamadı!

Alışveriş merkezi kaç yıl geçti aradan, ne ses getirdi, ne kazanç getirdi, ne de kimilerine gelecek…

Alışveriş merkezinin her şeyde olduğu “atık suda” bile geleceği düşünülmediği de öğrenildi!

***

İşler durumdaki fabrikaları yıkıp, yerine “tüketim” odaklı merkezler yapan “bakış”, kentlerin göbeğinde yükselen betondan yapıları hep “övünç” kaynağı yaptı!

Öyle bir bakış ki, “zeytin ağaçları mı gerek, sanayi mi; elbette sanayi” diyen anlayış yurttaşın hem “alım gücünü” ortadan kaldırdı, hem de insanları “sazan” kılığına sokup sömürülmesinin önünü açtı!

Ülkenin geçmiş tarihini incelersek göreceğiz;

Kanımca hiçbir dönem bu denli işyerlerinin kapandığı, bu denli alım gücünün daraldığı bir süreç yaşanmamıştır!

En son ikibinbir krizinde, başbakanın önüne yazar kasa fırlatılmasına tanık olunmuş olsa da, “krizin” süreci ne bu denli uzun, ne de bu denli acılandırmıştı insanları…

Piyasa “kısa” sürede normal yaşamını sürdürebilir duruma gelmişti!

***

Biz neyin “hesabını” yapıyoruz, anlamış değilim!

Üretmeden, üretim yolları denenmeden, katma değerli ürünler sağlanamadan, her şeyden önemlisi de “özgürce düşünemeden” nasıl bir “kurtuluş” yolu denenmek isteniyor?

Salt sistemin köşe taşlarını tutmuş, çalışmadan-yorulmadan yaşamlarını sürdürmeyi alışkanlık yapan katmanı kurtarma yoluna gider, emekçileri ulu-orta yazgısına terk ederseniz “kurtuluşa” ulaşamazsınız!

Ne alışveriş mağazalarındaki işler çalışır duruma gelir,

Ne ard-arda inen kepenkleri önleyebilirsiniz,

Ne de “icra” dosyalarının büyümesini engelleyebilirsiniz…

Ortak “akıl” bu!

150719

 

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP