Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




Oktay EROL
Oktay EROL

Özel’in, fırtına” öncesi Adana yürüyüşü…

“Fırtınalı” bir süreçten geçildiğini yazmıştım birkaç gün önce. Ardından da Adana’da bu “umursamazlığın” kalıtsal bir hastalık gibi insanların üzerine çöktüğünden söz etmiştim! Hem “fırtınalar” yaşanacak, hem Adana’nın yaşadıkları ya da “yaşatılanlarına” karşı sessiz kalınacak… Sizce de “hastalık” değil mi? İşin düşündürücü yanı da nedir biliyor musunuz? Yıllardır “hep” aynı isimler etrafında öbeklenilmiş, “yeni” birinin önüne duvarlar örülmüş, “eskiler” bir deneyim olarak adlandırılırken “yenilerin” taze kan olabileceği savsaklanmış!

Kendini yenilemediğinde, “eskiyi” deneyim sayarak öbeğin ortasında koruduğun ne oluyor ne kazandırıyor peki? Adana için düşünüldüğünde koca bir hiç! Üstelik toplumu kemiren bir canavar durumuna gelmiş! Yurt geneli için söylüyorum; son on ya da yirmi yılı ele alın, isterseniz biraz daha öncesine de gidin! Bir/ iki dönem milletvekili olmak yetmiyor sanki çorak tarlalara su taşımış, kuruyan dalları yeşertmiş, yeni kuşağa umut olmuşlar gibi… Yok arkadaşım, verimli toprakları kurutmuşsunuz, gençliği yazgısına terk etmişsiniz, güzelim ülkeyi ıslanmış da çekmiş “kaput bezi” gibi küçültmüşsünüz, kaygılarına yenilerini katmışsınız…

***

Tamam; “deneyim” boşa harcanmayacak denli önemlidir. İlle de “o koltukta” olması gerekmiyor kimsenin… “Deneyimin” en önemli ödevlerinden biri de “yenileri” topluma kazandırmaktır, unutmayalım! Böyle ne oluyor görüyorsunuz… On yılı aşkın CHP’nin başında durmuş, süre boyunca partinin içinden bir “çatlak” ses çıkıp da “nesin” diye tepki göstermemiş! Yalan mıyım? “Yenilen güreşçi” örneği, “hep benim olsun” desin! Onca yıl arkasında duran “seçmenin” sesine kulak vermekten uzak dursun! Yakışıyor mu bu tutum Kılıçdaroğlu’na? Tutuklu komedyen Deniz Göktaş’ın “CHP’yi salın” demesini de anlamlı buluyorum bunun için…

Olanlara bakın… Yaşamınızdan hoşnut musunuz ya da bugünü dünden, yarını bugünden “daha iyi” olduğuna inanıyor musunuz? İçtenlikle soruyorum! İnsanlar dünden daha “iyi” mi doyuyor, yurttaşın alım gücü “düne” göre artmış mı, daha az mı kavga oluyor, daha mı az insan öldürülüyor; soruları istediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz! Kanımca böyle bir şey söylesem kargalar bile güler! “İyi” denilecek bir şey varsa, o da “teknoloji” çok hızlı ilerliyor, “doymazlar” daha iyi kazanıyor, silah tüccarları eskisinden daha güçlüler… İki günlük NATO toplantılarında görmediğinizi söylemeyin! Burada halkımızın kazandığını, ülkeye değer kattığını da söylemeyin! Başkan Trump’ın söyledikleri yenilir/ içilir türden değildi!  Rahip Branson için söylediklerini bir yana not edin derim…

***

Şöyle olduğunu düşünün; çok “yaşanılmaması” gereken olaylarla karşılaşıyoruz, haksız mıyım? İşte bunların nedeni de “deneyim” diyebilir miyiz, ya da düşünülerek geri bıraktırılmış ülkelerde “deneyim” denilen olguyla korunmuştur, desem… Peki, NATO toplantılarının amacı salt savunma mıydı yoksa dünyayı daha “kanlı” günlere hazırlamak mıydı? Ankara’da toplantıların başlayacağı gün komşumuz İran’a saldırılıyor! Bunun anlamı yok mu sizce? Trump, “güzel şeylerle” geleceğini günler öncesinden söylemişti biliyorsunuz, demek ki “ilki” İran’a saldırıymış! Dünyanın neresinde olursa/ olsun, saldırı yapılmışsa karşılığını da bekliyordur mutlaka! Önce saldır, sonra da “saldıracak” diye “savunmada” olduğunu söyle! Bunun adı da mı deneyim?

***

Yarın CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı, “kesin geçersizlik/ mutlak butlan” kararıyla görevden uzaklaştırılıp genel merkezden dışarı atılan Özgür Özel Adana’ya gelecek… Adana’nın politikacılarından kimler katılacağı konusunda şu ana dek tek bildiğim seçilmiş/ görevden alınmış İl Başkanı Anıl Tanburoğlu… Tanburoğlu’nun gösterdiği tutarlılığı Adana milletvekillerinde göremedik nedense; ne çekinceleri olduğunu da bilmiyorum gerçekten. Yılmamasını, sesini yükseltmesini, eylem severliğini her zaman belirtiyorum Tanburoğlu’nun; yinelemeyi de gerekli görüyorum. Siz olmalısınız…

Daha önce de yazmıştım: ülkemize Özgür Özel gibi yurttaşla öyküler yazan/ kucaklaşan/ duygudaşlık kuran politikacılar gerek. Aynı biçimde Zeydan Karalar gibi gittiği yerde “iz” bırakan belediye başkanları gerek. Yine aynı biçimde örgütlerin başında Anıl Tanburoğlu gibi halkı birbirine kenetleyen/ susmayan/ bırakmayan eylem severler gerek. Bu bir miting olmayacak, biliyorum. Özel’in “yürüyelim arkadaşlar” sloganının tüm yurtta oluşturduğu “fırtına” öncesi yürüyüşü olacak… Haydi bakalım… 090726

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER