Sonda söyleyeceğimi baştan söyleyeyim: Koltuk kavgası ile Kurtuluş Savaşı aynı şey değildir.
Siyasette benzetme yapmak güçlü bir anlatım yöntemidir. Ancak bazı benzetmeler vardır ki hem tarihsel belleği hem de ulusun ortak değerlerine zarar verir. Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesini, parti içi siyasi çekişmelerle aynı düzlemde değerlendirmek de bunlardan biridir.
CHP’de yargı kararı sonrasında yaşanan genel başkanlık tartışmaları devam ederken, hem Kemal Kılıçdaroğlu’na destek verenler hem de Özgür Özel’in yanında saf tutan isimler konuşmalarında sık sık Atatürk’e ve “Atatürk’ün kurduğu parti” vurgusuna yer veriyor. Atatürkçülük neredeyse her cümlenin vazgeçilmez ifadesi haline geliyor.
Ancak asıl soru şudur: Atatürk’ün adını anmak, gerçekten Atatürk’ü anlamak anlamına gelir mi?
Geçmişte yaptıkları açıklamalar ve paylaşımlarıyla Atatürk’ün temel ilkeleriyle çelişen görüşler ortaya koyan sezgin Tanrıkulu, Canan Kaftancıoğlu, Orhan Sarıbal gibi bazı adların kamuoyunun belleğinde duruyor. Bu nedenle “Atatürkçülük” iddiasının yalnızca sözle değil, kullanılan dil ve ortaya konulan anlayışla da değerlendirilmesi gerekir.
Bu noktada CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut’un, Özgür Özel’in Adana programı öncesinde yaptığı çağrı dikkat çekicidir.
Barut, perşembe günün kamuoyuna servis ettiği açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Ulu Önder Atatürk’e Ulusal Kurtuluş Mücadelesi’nde ilham veren Adana’da yine kurtuluş fişeği yükselecek.”
Ardından ise Kurtuluş Savaşı’nın ruhunu taşıyan Adana’dan söz ederek, CHP Genel Başkanı’nın Adana’daki halk buluşmasına katılım çağrısı yaptı ve bu buluşmayı “kurtuluş” kavramı üzerinden tanımladı.
Tam da itiraz edilmesi gereken nokta burasıdır.
Kurtuluş Savaşı; bir siyasi partinin iç hesaplaşması değildir.
Kurtuluş Savaşı; bir genel başkanlık yarışı değildir.
Kurtuluş Savaşı; bir kongre, bir mahkeme kararı ya da parti yönetimini ele geçirme mücadelesi hiç değildir.
Kurtuluş Savaşı; emperyalizme karşı verilen, milletin topyekûn var olma mücadelesidir. İşgal altındaki bir vatanın yeniden ayağa kalkmasıdır. İmparatorluğun küllerinden bağımsız bir devletin doğmasıdır. Cumhuriyetin kurulmasıdır. Türk milletinin tarih sahnesinden silinmesini engelleyen büyük direniştir.
Böylesine kutsal bir mücadeleyi, bugün bir siyasi partinin kendi içindeki liderlik kavgasına benzetmek ya da aynı söylem içerisinde kullanmak, en hafif ifadeyle tarihsel ölçüyü kaybetmektir.
Elbette her siyasi parti kendi mücadelesini verir. Demokrasi içerisinde miting de yapılır, kongre de yapılır, mahkemeler de karar verir. Bunların hepsi siyasetin doğal parçasıdır.
Ancak bunların hiçbiri, bir ulusun bağımsızlık savaşıyla aynı kefeye konulamaz.
Adana’nın Milli Mücadele tarihindeki yeri tartışılmaz. Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Bende bu vekayiin ilk hiss-i teşebbüsü bu güzel memlekette, Adana’da vücut bulmuştur.” sözü de bunun en önemli tarihî belgelerinden biridir. Ancak bu tarihî mirası, güncel siyasi mücadelelere benzetmenin aracı yapmak, o mirasın ağırlığını hafifletir. Aynı zamanda Atstürk’ün anlamadıklarının da gösterir.
Atatürkçülük, yalnızca Atatürk’ün adını sık sık anmak değildir.
Atatürkçülük; onun kurduğu Cumhuriyet’in değerlerini doğru anlamak, Milli Mücadele’nin anlamını doğru kavramak ve o mücadeleyi günlük siyasi hesapların malzemesi yapmamaktır.
Bugün CHP’de yaşanan tartışmalar bir parti içi iktidar mücadelesidir. Bunun adı budur. Buna farklı anlamlar yüklemek, “kurtuluş” söylemiyle tarihsel simgeler üretmeye çalışmak ise Kurtuluş Savaşı’nın büyüklüğünü gölgeleyen bir yaklaşımdır.
Çünkü koltuk mücadeleleri gelip geçer.
Ama Kurtuluş Savaşı, bu milletin ortak hafızasında sonsuza kadar yaşayacak bir destandır.
İkisini aynı cümlede eşitlemeye kalkışmak ise ne tarihe ne de Atatürk’e hak ettiği saygıyı göstermektir.
Ayhan Barut kullandığı ifadelerle, Atatürk’ün imparatorluk enkazından yeni bir devlet çıkardığı, cumhuriyeti kurduğu, Türk ulusunu yok olmaktan kurtardığı, bağımsız başı dik bir halk yarattığı Kurtuluş Savaşını ilham aldığı kent olan Adana üzerinden, CHP içindeki koltuk kavgası düzeyine indirip, bir halkın var olma savaşı ile bir grup siyasetçinin koltuk kavgası düzeyine indirp, onunla eşitliyor.
Ulusal Kurtuluş Savaşı ile bir koltuk kavgasını eşitleyenler ise asla Atatürkçü olamazlar.






























