Bunu “bekliyor muydun” diye sorsalar, hiç kuşkusuz “bekliyordum” diyebilirim… Yıllardır öylesine sindirilmiş, öylesine kabuğundan büsbütün kurtulamamış civcive döndürülmüştü ki basın “azarlanınca” susuyordu, “yalan söylense” başını eğiyordu, sorusu kesilse aldırmıyordu… Bir tür “ayarlanmış”, ne diyeceği önceden belirlenmiş kuklalar gibiydi! Şimdi kızılması da ondan… “Nasıl bu denli kışkırtıcı konuşursun” diye suçlanması, elleri/ kolları indirilmiş olmamasına tepki gösterilmesi ondan…
Ne olacaktı biliyor musunuz? Konuğun karşısına herkes dizilecekti. Sırası gelen ellerinde yazılı/ önceden bilinen soruları tane tane kağıttan okuyacaktı, öğrenci/ öğretmen düzeni korunacaktı… Yirmibeş yıldır bu işin içinde olan, yaşları yarım yüzyılı dolduranların başka gördüğü/ bildiği olmadığı için haklılar elbette! Gazetecinin “doğaçlama” soru sormasına tanık olmamışlar ki! Politikacının karşısında “tamam” demekten, yurttaşı bilgilendirmekten daha çok Haldun Taner’in bir yapıtına da isim olan “gözlerimi kaparım, görevimi yaparım” gibi… Sözcü Tv’de, mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığı koltuğunda oturan Kemal Kılıçdaroğlu’na soru yönelten gazetecilere tepki göstermeleri ondan…
***
Seksen kuşağı bu nedenle şanslı, her ne denli “yitik gençlik” olarak söz edilse bile! Uğur Mumcu ile Nazlı Ilıcak’ın aynı izlencede yer aldığını, birinin soruları dikleşirken diğerinin “o soruların” üzerine giderek konuğu sıkıştırmasını düşünsenize… Alanda “ananı da al git” denilmesini savunacak biri çıkmaz, çıksa da “savunduğuna” pişman olurdu! Sonraki yıllarda bile kimse “yazar kasa” fırlatan esnafa tepki gösteremedi, bir yaşanmışlık vardı! Bugün olduğu gibi, bakan “enflasyonun nedeni emekliler” derken, basın not tutarak ya da fotosunu çekerek ödevini yapmış sayılmazdı!
Günlerdir konuşuluyor, günlerdir CHP’nin kapısına dayanan polisi/ tomayı/ biber gazlı karşı koymayı konuşuyor! Özgür Özel’in gittiği yerde, yürüyerek yurttaşın arasına karışması konuşuluyor, miting alanlarında katılımcıların “hayın” çığlıkları konuşuluyor… Gazeteci, Kılıçdaroğlu’na “size hayın denilmesi, partiye polis zoruyla girilmesi, sokağın size tepkisi sizce ne anlama geliyor” diye sorulmamalıydı mı? Yargı kararıyla, üstelik anlaşmalı olarak oraya geldiği verdiği yanıtlardan anlaşılan Kılıçdaroğlu “el bebek/ gül bebek” mi karşılanacaktı? Yapmayın!
***
Aslına bakarsanız, Kılıçdaroğlu’nu hiç bu denli yalnız, hiç bu denli “arkasından itelenerek” getirilmiş gibi görmedim! Sanki bir zorlama, sanki bir kendinden olmamış şeyler var gibiydi! Örneğin konuşurken hem tedirgindi hem de sinirli… Birçok soruyu “neden sordunuz” der gibiydi! Örneğin dokunulmazlık, örneğin yeni anayasa, örneğin “mutlak butlan/ kesin geçersizlik”, örneğin kurultay, örneğin sokakla ilgili soruları yanıtlarken birbiriyle çelişen yanıtlar veriyordu! Üzüldüm doğrusu…
Bir Merdan Yanardağ sorusu vardı, Barış Terkoğlu’nun… Yanardağ, Kılıçdaroğlu ile yaptığı söyleşi gerekçe gösterilerek tutuklanmış. Kılıçdaroğlu’na bu sorulduğunda “doğrusunu söylemem gerekirse, bununla suçlandığını yeni öğrendim” diyor. Bir de 2017 referandumu için hem “iktidar, yargıyı sopa gibi kullanarak yasal süreci ve evrensel hukuk ilkelerini çiğnedi; milletvekillerini apar topar gözaltına alıp tutukladı” diyor. Ardından da “pişman değilim” diyerek, yeni anayasaya ışık yaktı! Gerçekten, o an içinde bulunduğu duruma üzüldüm, yüz kaslarının belirginleşmesine üzüldüm…
***
Sözcü Tv’den gazeteciler Senem Toluay Ilgaz, Barış Terkoğlu ile Aslı Kurtuluş Mutlu’nun sorularının böyle olabileceğini öngörüyordum! Günlerdir “iktidara” yakın kanallardan, geçmişte/ şimdi dost oldukları kanallar için ne dediklerini bilmeyen yok haklı olarak! Ama bugün o kanalların kapılarının neden aralandığını düşünmekten de uzaklar! O “uzaktan” kendine “muhalif” olan kanallara ilişkin sözlerini hem düşünün hem de bunlardan birinin Sözcü Tv olduğunu da unutmayın! En önemlisi de, yurttaşların öğrenmek istedikleri çok sayıda sorunun yanıtını da…
Ilgaz, Terkoğlu, Mutlu sokağın aklına takılan soruları sormak, CHP’nin başına örülen çorabın nedeni öğrenmek zorundaydı! Gazeteciler, sosyal medya üzerinden kendilerine ulaşan soruları Kılıçdaroğlu’na sordu. Bunu tüm gazetecilerin, kim olursa/ olsun yapmasını beklerim! Unutmadan, iki sorumdan birini Terkoğlu sordu, Kılıçdaroğlu onu da yalanladı! Olsun, ona değil de, alışık olmadığımız duruşuna üzüldüm! 210626






























