Geçtiğimiz hafta Türkiye’nin farklı bölgelerinde bulunan altı beldede yapılan ara seçimler, siyasi partiler açısından dikkatle incelenmesi gereken sonuçlar ortaya koydu. Her ne kadar bu seçimler nüfus olarak küçük yerleşim birimlerinde gerçekleştirilmiş olsa da, ortaya çıkan tablo siyasetin genel seyri açısından bazı ipuçları veriyor.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, seçimler öncesinde bu oylamaların “erken seçimin provası” niteliğinde olduğunu ifade etmişti. Eğer bu değerlendirmeyi esas alırsak, ortaya çıkan sonuçların en fazla muhalefet cephesini düşündürmesi gerekiyor. Çünkü altı beldeden dördünde AK Parti, birinde MHP, yalnızca birinde CHP sandıktan birinci çıktı.
Sonuçlara daha yakından bakıldığında Cumhur İttifakı’nın özellikle bazı bölgelerde oldukça yüksek oranlara ulaştığı görülüyor. Tokat’ın Almus ilçesine bağlı Bağtaşı beldesinde AK Parti yüzde 94,5 gibi dikkat çekici bir oy oranına ulaşırken, Reşadiye’nin Yolüstü beldesinde yüzde 82’lik destek aldı. Gümüşhane’nin Tekke beldesinde yüzde 65, Nevşehir’in Mustafapaşa beldesinde ise yüzde 52 oy oranı elde edildi. Yeşilyurt’a bağlı Kuşçu beldesinde de MHP yüzde 60 oy oranıyla seçimi kazandı.
Belki de en dikkat çekici sonuç Tokat’ın Çevrecik beldesinde ortaya çıktı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan’ın yalnızca 12 oy aldığı bir yerde AK Parti’nin ara seçimde 803 oya ulaşması, seçmen davranışının ne kadar hızlı değişebildiğini göstermesi bakımından önem taşıyor. CHP seçimi kazanmış olsa da iki parti arasındaki fark yalnızca 59 oyda kaldı.
Elbette bu sonuçlardan hareketle Türkiye genelinde yapılacak bir seçim için kesin hükümler çıkarmak olası değil. Ancak aynı şekilde bu seçimleri tamamen önemsiz görmek de doğru olmaz. Çünkü siyasal partiler, toplumdaki eğilimleri yalnızca büyükşehirlerden değil, küçük yerleşim yerlerinden gelen mesajları da dikkate alarak okuyabilir.
Kimi çevreler, “Bu beldeler Türkiye’nin genelini temsil etmez” değerlendirmesini yapacaktır. Kuşkusuz bu görüşün haklı yönleri vardır. Ancak ülke gündemini belirleyen birçok kamuoyu araştırmasının iki bin ila üç bin kişiyle yapıldığı düşünüldüğünde, on bini aşkın seçmenin oy kullandığı ara seçimlerin de siyasal analizlerde dikkate alınması gerektiği açıktır.
Bu nedenle ara seçim sonuçlarını sadece kazananlar açısından değil, kaybedenler açısından da değerlendirmek gerekir. Özellikle muhalefet partileri ortaya çıkan tabloyu dikkatle incelemelidir. Seçmenin beklentileri, öncelikleri ve tercihleri doğru okunmadan yapılacak siyasi hesapların başarı şansı düşük olacaktır.
Başta CHP olmak üzere muhalefet partilerinin kendi iç tartışmalarını ikinci plana bırakarak seçmenin gündemine yönelmesi gerekiyor. Ekonomiden yerel hizmetlere, sosyal politikalardan güvenlik konularına kadar vatandaşın günlük hayatını etkileyen meseleler üzerinde daha güçlü ve ikna edici politikalar geliştirmek zorundalar.
Ara seçimler tek başına bir genel seçimin sonucunu belirlemez. Ancak siyasete önemli uyarılar gönderir. Bu uyarıları zamanında okuyabilenler avantaj sağlar; görmezden gelenler ise seçim gecesi sürprizlerle karşılaşabilir.
Şimdiden anımsatmış olalım.






























