Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




Mekin ŞAHİN
Mekin ŞAHİN

Halksız devlet; İnançsız parti olmaz!

Emperyalizm sömürge zincirine taktığı ülkelerde, keyfine göre yolculuk yapar. Halkı devletsiz; devleti halksızlaştırır. İster ki önüne tuzak olacak bir çalı dikeni dahi kalmasın. Başarılı da olur. Çünkü işbirlikçileri onun isteklerini oya örer gibi yerine getirir. Oysa devlet-halk ilişkisi o coğrafya da yaşamın değişmez ana aktörleridir. Birbirini tamamlar. Birinin varlığı, diğerinin de varlığı demektir.

Her örgüt parti değilse parti olan örgütün önemli özelliği var.

Örgüt sadece mesleki ya da kuruluş hedefine dönük faaliyet yapar. Çalışma alanı sınırlı ve insan yaşamının sınırlı evrelerini hedefine alır. Parti tam aksine insan yaşamanın tüm evrelerini içine alır ve tüm faaliyetleri bu evrelerin tümünde çözüm sunar. Çözümün tutarlılığı, onu sunanların inancının etkinliğine bağlıdır. Tıpkı devletin halksız olamayacağı gibi çözümü inancına dayanmayan örgüt parti olmaz.

Faşizmin temel özelliklerinden biri soyut devleti her şeyin üzerine koymasıdır. Halkın yaşama koşullarının çürümesi, adaletin ve hukuk sisteminin soyut devletin isteğine göre varlaştığı düzlemde; halksız devleti fetişleştirir. Görünürde zorlu bir sınav gibi gösterilir ama halksız soyut devleti savunmak çok kolaydır.

Devrimcilerin zorluğu bu noktadır! İçinde halkın olduğu bir devleti tam bağımsız, halkını özgür yapma ikilemini iç içe geçirerek savunur. Bu savunma hattını kurmak ve hedefe ulaşmak sabah fırına giderek ekmek almaya benzemez. O yolda cefanın her türlüsü var. Her tür saldırı var. Her tür ihanet ve iki yüzlülük var. Öyle ukala tipler karşına çıkar ki seni çileden çıkarır. Ümüğünü sıkmak istersin ama sorumluluk hemen önüne geçer. Bedel kapının önünde seni bekler.

O yüzden devrimciler halkına ve ülkesine sevdalıdır! O yüzden içinde halkı olmayan ‘’soyut’’ devleti sevmezler.

Tıpkı faşizm gibi kendini soyut düzlem içinde parti ilan eden ama inancı olamayan eksen üzerinde ideolojik, siyasi ve örgütsel birliği olmayan örgüt parti değildir. Bu yüzden feodal siyasetin hükümleri her şeyi belirler. Halkçı siyaset yerine bireyin çıkarları her şeyin üstünde tutulur. Tıpkı halksız devletin fetişleşmesi gibi ‘’üstün ırkın temsilcisi’’ birey de fetişleştirilir. Onun söylediği yalan ve iftiralar dahi doğru kabul edilir ve desteklenir.

Her iki durumda halk yerine birey var.

Maalesef Türkiye bunu yaşıyor.

Türkiye’de kendini parti olarak ilan eden örgütleri sıralayalım. AKP, CHP, MHP, DEM, İYİ Parti, Zafer Partisi, İşçi Partisi ve diğerleri. Bu örgütlerin hangisinde ideolojik, siyasi ve örgütsel birlik var. Yok!

Tümünde gücü kendinden keramet başkanlar var.

Hangisinin aklınızda kalan ve içinde halk olan bir çözüm projesi var?

Her iki durumda da halkın yerini birey alır. Devlet halktan koparılır, parti ise ilkelerinden. Maalesef Türkiye’nin yaşadığı temel sorunlardan biri budur. Bugün kendisini parti olarak tanımlayan örgütlere baktığımızda; ideolojik, siyasi ve örgütsel bütünlüğün ne ölçüde korunduğu ciddi bir tartışma konusudur.

Liderlerin, programların ve kurumsal yapıların önüne geçtiği; siyasetin halkın sorunlarından çok kişisel güç mücadeleleri etrafında şekillendiği yönündeki eleştiriler giderek artmaktadır.

Peki yurttaşın hafızasında yer etmiş, halkın günlük yaşamını kökten değiştirmeyi hedefleyen, uzun vadeli ve tutarlı kaç çözüm projesi vardır?

Kaç parti, üyelerinin ve yöneticilerinin kişisel hesaplarından bağımsız olarak ortak bir siyasal hedef etrafında birleşebilmektedir?

Çünkü parti; yalnızca seçim dönemlerinde çalışan bir organizasyon değil, halkın geleceğine ilişkin ortak bir inancın örgütlü ifadesidir.

İnancı olmayan örgüt partiye, halkı olmayan devlet de devlete dönüşemez.

CHP’nin bugün yaşadığı krizin özünde varoluş nedenlerini terk ederek, inancın yerine egoyu taşımak var.

Gerçek kimliğine dönüşü her alanda ortak dil’i yaratmak ve yaşatmakla olacak.

Emeği en yüce değer yapan tabanın söz ve karar sahibi olacağı sistemi yeniden inşa etmeyi başkalarına havale etmeden; verilecek mücadeleyle elde etmek daha anlamlı olacaktır!

 

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER