Yurdun içine sürüklendiği durum yalnız bizde konuşulmuyor, dünyanın her yerinde gündem olmuş durumda… Bunlar arasında ülkemizin dostu da var, daha kötüye gitmesi için ellerini havaya kaldırıp yakaranları da… Bir yandan “iktidarın” bükemediği bileği bu denli “silkeleme” eylemi, bir yandan oniki yıl boyunca “orada” olmaya/ her seçim sonunda partilinin boynunu bükmeye doymamış bir “yüzü gülen/ içi kara”… Olanlardan, kırılan umutlardan, yurttaşın yüreğine serpilen ilkyaz sevincinden, dökülen camlardan, orta yere saçılmış çiçek saksılarından, devrilen kapılardan, gözü dönmüş/ önünü görmez gelişmelerden hoşnut musunuz?
Yıllardır oradaydınız… Tüm yanlışlarınızı hoş görüp yanınızda duran, bugüne değin anlam verilemeyen birçok sözünüze/ duruşunuza/ çıkışlarınıza karşın bir gün bile arkasını dönmeyen, seçim zamanı ortaya koyduğunuz “kibri”/ korkuyu/ akıllara durgun getiren karmaşayı gözlerden ırak tutan arkadaşlarınız, sizi omuzlarda taşıyanlarınız değil miydi oradakiler? Ne yaptılar, kumpas mı kurdular, uydurup videolarla “teröre” yandaş mı gösterdiler, onüç kez kazanamadığınız/ çoğunda kazanmaktan korktuğunuz seçim sonrasında kapınıza mı dayandılar; ne yaptılar da bunları yaşattınız?
***
Bir sıkıntı vardı, doğru; ama bunun baş sorumlusu “doymazlıktı”, altını çizelim! Tartışmaları sürse de, mahkeme Kılıçdaroğlu’nun yitirdiği kurultayı iptal etmiş, yeniden genel başkan olarak görevlendirilmişti. O gün unutulmamalı… Sabahın erken saatlerinde polis kordonuyla çevrilmişti partinin genel merkezi. Bir gün önce “buradan çıkmayacağım” diyen Özgür Özel geceyi burada geçirmişti! Merkez etrafında garip giyimli, garip bakışlı olanlar vardı! genel merkezin dışı gergindi, kentlerinden toplantı için gelen il başkanları merkez dışında tedirginlik yaşıyordu. Özel’le Kılıçdaroğlu görüşmüşler, belirledikleri ikişer ismin saat ondörtte görüşmesine karar verilmişti.
Ankara Valiliği, ondörtte yapılacak olan görüşmeyi beklemeli miydi, Özel’le Kılıçdaroğlu’nun bu beklentisine uyulmalı mıydı, işin içinde başka gelişmeler mi vardı? Bunlar, bugün için karanlık! Öyle ki, merkez dışında güvenlik sürekli artıyor, toplumsal karşı koyma araçları diye bilinen tomalar yerlerini alıyor, içeride olası bir duruma karşı önlemler alınıyor… Bu yurdun insanları, burada yaşayıp bu yurdun yazgısını üleşenleri bunlar; ne Suriye’den sınırları parçalayarak geldiler, ne de sınır duvarlarını aşarak Afganistan’dan…
***
Söğütözü’nde bulunan genel merkezin boşaltılması öncesinde, belirlenen saatte yapılan görüşme sonrasında Murat Emir güzel şeyler söylüyordu. İçişleri Bakanı ile yapılan görüşmenin son derece yararlı olduğuna vurgu yaparken, “icra talebinin usule aykırı olarak Genel Merkezi’mize yapılmış olmasıdır. Önce usulü işlemler tamamladır, ihtiyaç duyulursa icra memuru gelebilir. Bizim avukatlarımızın dosyayı incelemelerine bile izin verilmedi” açıklamasını yaptığı sırada, “icra memurlarının” otoparktan giriş yaptığı, kapı önündeki araçların çekicilerle kaldırıldığı belirtildi…
Öyle de olmuştu… Genel Merkezin garaj kapısı kırılmış, polis ekipleri parti merkezine giriş yapmış, koridorda bekleyenlerin üzerine plastik mermi/ göz yaşartıcı gaz sıkılmış, çığlıklarla birlikte öksürmeler yükselmiş, gerilim üst aşamaya ulaşmış! Merkezin içi duman dolmuştu, göz gözü görmüyordu, soluk almak zorlaşmıştı… Bunca olan neden, bu acıya bulananlar kim, acıya bulayan kim, bundan yarar çıkaracaklarını sananlar kim?
***
İçişleri Bakanı ile yapılan görüşme neden amacına ulaşmamıştı, neden genel merkez “icra memurları” ile birlikte boşaltılmıştı, neden partililer/ gazeteciler dışarı çıkarılmıştı? Özgür Özel, kapkara dumanların yükseldiği merkezin önüne çıktığında, dışarısı kalabalıktı. Neler yaşanmıştı, neler yaşanıyordu böyle? Yaşananlara tepkisini dile getirdi. Sonra da “Şimdi tüm örgütümüzle, milletvekillerimizle birlikte halkın egemenlik makamına, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yürüyoruz. Kavgayı sokakta, tarlada, fabrikada, meclis kürsüsünde büyüteceğiz” dedi.
Yolun altı kilometre olduğu belirtiliyordu. Özgür Özel, yanında onlar/ binlerle yürüdü… Kalabalık yolda daha da artıyordu! Geçen araçlardan korno sesleri, kimilerinden alkışlar yükseliyordu… Havada tam bir yağmur karartısı; öyle de oldu! Kimse yağmuru düşünmüyordu. Özel’in üzerindeki beyaz gömlek vücuduna yapışmış, saçları öne saçılmış; düşünmüyordu! Kaç kişiydi kalabalık? Yağmurdan kaçmıyordu, bir sundurmanın altına sığınmıyordu, yürüyordu… Sıkça “öykü yazmak” diyorum ya; alın size en akılda kalıcı örnek… 250526































