Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




Oktay EROL
Oktay EROL

Atatürk’le yaşamak…

Mustafa Kemal Atatürk, Türk ulusunun sonsuz sevdası, canı, can damarı, çarpan yüreği… Daha ötesi de var… Çöken imparatorluktan yepyeni, ışıl ışıl, tam bağımsız bir ülke kurmuştur. Ulusunu karanlık tutsaklıktan çekip çıkarmış, bütünüyle özgür kılmıştır. Saltanatı büsbütün sonlandırmış, egemenliği doğrudan doğruya özgür yurttaşlara vermiştir. O, yalnızca büyük bir komutan değildir; bilgedir, sıcacık bir yol göstericidir. Bilimi, usun aydınlığını kılavuz edinmiştir. Yazı devrimiyle okuryazarlığı artırmış, Türk kadınlarına haklarını erkenden vererek koca toplumu geleceğe taşımıştır. Eğitimi, sanatı, ekin yaşamını canlandırmıştır.

Atatürk’ü sevmek, onun açtığı aydınlık yolda büyük bir coşkuyla durmaksızın yürümektir. Cumhuriyete yürekten sahip çıkmaktır. Bıraktığı değerleri hem korumak, hem de ileri taşımaktır. Çünkü o, yurttaşın içini ışıtan sönmeyen ışıktır. Yolları aydınlatan sonsuz bir güneştir. Geleceğe onurlu bir gelecek bırakmıştır. Onun düşünceleri, ilkeleri günün koşullarıyla yenilenerek yaşayacaktır. Saygıyla, derin bir sevgiyle ulusal günlerin dışında bile anılacaktır. Ulusa kattığı değer, ulusun var olması/ işbirlikçi güçlere karşı konulabilmesi için ortaya koyduğu üretim bilinci her zaman yol gösterici olacaktır…

***

Dün yirmiüç Nisan’dı… Ancak kutlamalar alabildiğine sönüktü, geçtiğimiz ya da son yıllarda olduğu gibi… Çocukluğumuzdan belleğimizde yer eden o coşkulu, cıvıl cıvıl günlerden ne kaldı ki; hiç! Bu yurdun kimi siyasetçilerinden, geçtiğimiz hafta yaşanan olaylar öne sürülerek “kutlanmasın” diyenler bile vardı, yine geçtiğimiz yıllarda/ tören günü hastalanıp yatağa düşenler olduğu gibi… Çeşitli yerlerde Atatürk resmi kullanmadan, yalnızca “kutluyormuş” gibi yapanlara bile tanık olduk.

Oysa yirmiüç nisan, bir çocuk bayramından öte; ulusal istencin şahlandığı, egemenliğin doğrudan doğruya halka verildiği, “kulun” yurttaş olduğu günün adıydı. Bu anlamlı günü ulu önderden ayrı düşünmek, köklerinden koparmaya çalışmak bu yurdun yurttaşına ne kazandıracağını düşünüyorlardı acaba? Oysa geleceğe bırakılacak en büyük kalıt, onların bu coşkuyu iliklerine dek duyması, özgürlüğün değerini bütünüyle kavraması olmalıydı. Göstermelik törenlerle, sinsi unutturma çabalarıyla bu bilincin söneceğini düşünenler var demek ki!  Demek ki sarsılmaz bir inançla, dipdiri duygularla sarılanları görmüyor olmalılar!

 

***

Sosyal medyada görmeyen yoktur sanırım; ulu öndere çirkin birtakım saldırılarda bulunanların sayısı her geçen gün ürkütücü biçimde artıyor. Belli ki görünmez biçimde başlarını okşayanlar, bu saldırıların aralıksız sürmesini isteyenler var! Bunun dışında ülkeyi yönetenlerin her yanlışında, her yönetsel beceriksizliğinde doğrudan doğruya Kemalizm’e, laik düşünceye ya da Atatürk’ü sevenlere dil uzatanları görmek de olası artık! Geçtiğimiz hafta Kahramanmaraş’ta bir okulda yaşanan, dokuz kişinin yaşamını yitirdiği açıklanan olayın arkasından “laik eğitimi/ Kemalizm’i” suçlayan oldu, sanki çeyrek yüzyıldır cemaatlere/ tarikatlara ödün verilerek içi boşaltılmamış gibi…

Her fırsatını bulduğunda ulu öndere, laik sisteme karşı duruş gösterenler bu gücü nereden alıyorlardı ki?  Anayasaya göre “laikliğe karşıt” eylemler büyük bir suç değil mi? Suçsa, bu kişiler nasıl oluyor da özgürce laikliğe dil uzatabiliyorlardı? Ortada bir boşluk olduğu açık… Toplumsal barışı kökünden sarsan bu çirkinliklere karşı Atatürkçü düşünceyi savunanların, laikliği korumak için dimdik duranların varlıkları unutuluyor demek ki?

***

Bütün bu karanlık oyunlara, bilinçli unutturma çabalarına karşın umut asla yitirmemeli… Çünkü cumhuriyeti yaşayan kuşakların yol göstericisi usun aydınlığıdır, Atatürk’ün sarsılmaz ilkeleridir. Çirkin diller ulu öndere ne denli uzanırsa uzansın, onun sevgisini yüreklerden söküp atmaya yetmeyeceğini Anıtkabir’de yaşananlardan dolayı çok iyi bilir. Bu ulusun yurttaşı onun gösterdiği çağdaş uygarlık yolunda/ büyük bir coşkuyla yürümeyi sürdürür…

Kim ne derse desin, hangi karanlık güçten destek alınırsa alınsın; Atatürk’ün yaktığı o ışık söndürülemeyecektir… Her yirmiüç Nisan’da, her ulusal günde olduğu gibi/ her zaman en içten coşkuyla yeniden doğulacak. Onun düşünceleriyle yarınlar aydınlatılacak. Bu topraklarda Atatürk sevgisi hep yaşayacaktır… 230426

 

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER