Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




Selma ERDAL
Selma ERDAL

Sözler

Selma ERDAL

Ey Yurttaş!…

Bindiğin dalı kestin!… Kaynaklarını tükettin!… Hazıra hazine dayanmaz… Üretmeden, tüketenlerin; gün gelir karnı hiç doymaz!…

25 Haziran günleri bu ülkede kimileri KAZIM KOYUNCU adlı şarkıcının yasını tutmakta, ölümüne yanmaktadır.

Bu nedenle “Kazım Koyuncu” için söylenecek sözlerin en önemlisi; kanser-chernobil-nükleer santral… Geri kalan sözlerin her biri mantar…

Ve biliniz ki “Kazım Koyuncu” olabilirsiniz her biriniz; nükleer santrallara karşı çıkmazsa sesiniz!…

İngiliz Kraliçesi Victoria; sinema filmlerinde “duygusal” olarak tanıtılsa da… Baskıcı, acımasız, yetkede sınır tanımaz, eleştirilere katlanamaz, asil falan tanımaz… Alırmış kellesini…

İşte bu kadına karşı tepkisini, onun yönetim biçimini eleştiren, ama can korkusuyla suskun kalan Lewis Carol adlı koskocaman profesör adam; oturmuş sözüm ona çocuklar için bir kitap yazmış, Alice Harikalar Diyarında adıyla… Ve bu kitabın kahramanları arasına da bir “kötü kraliçe” kişiliği kondurmuş. Bu kötü kraliçe de Victoria’nın ta kendisi imiş…

Kıssadan hisse… Monarşiye bile kafa kaldıranlar bir yol, bir yöntem bulabilmişlerse…

Yaşadığı koşullardan yakınanların sunulur bilgisine…

Ve dahası

Osmanlı üç anakaraya yayılmış; Avrupa, Ön Asya ve Kuzey Afrika topraklarına…

Osmanlı küçüle, küçüle (ya da başkaldırılar sonucu çıkan çatışmalarda yenile, yenile) çekildikçe bu topraklardan… Özellikle Rumeli ve Balkanlar’dan bizler de düşünce Osmanlı’nın peşine… Yerleşmişiz sevine, sevine Osmanlı’nın ardılı Yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne…

Dedik ya Osmanlı yayılmış üç anakaraya… Bursa, Edirne, İstanbul derken; sonrasında Başkent denmiş Ankara’ya…

Sonuç olarak; bizler Selanik’ten, Saraybosna’dan, Sofya’dan, Üsküp’ten, Mamuşa’dan gelince oluyor da… Osmanlı’nın dünkü tebaasından Suriyeli Araplar ülkeye gelince neden olmuyor?…

Esad; haset bir şekilde Osmanlı’nın bu Arap torunlarını, Türkiye Cumhuriyeti halkına düşman etmişse de… Ki Rusya’da Lenin, Stalin dönemlerinde de en başta Kırgızlar olmak üzere, tüm Türk Cumhuriyetleri’nde yaşayanlar nasıl ki düşmanlık duymaktaydılar bizlere…

Lenin ve Kırgızlar’ın bizlere düşmanca duygularına örnek vermek gerekirse…

2000’li yılların başında… Uludağ Üniversitesi’nde öğrenci olan bir Kırgız genci… Yaptığımız söyleşi sırasında diyordu ki Timur nasıl da gezdirdi, Yıldırım’ı kafeste?…

Ben de “Dün gerilerde kaldı; bak bugün sen muhtaçsın Osmanlı’nın ardılı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin inayetine, okuyorsun sınavsız ve de ayrıcalıklı olarak Bursa Uludağ Üniversitesi’nde” deyivermiştim.

Bugün 5 Temmuz 2024 günü Kırgızistan’da darbe girişimi düşüverince gündeme anımsadım o konuşmamızı acılı bir gülümseme eşliğinde…

90’lı yılların ortalarında, rahmetli olmadan öncesinde Özal ve Türkeş; ülkemizde kurunca bir otağ… Ve onları da çağırınca şölene; tüm Sovyet ideolojisinin dogmaları saplanıverdi batağa… TURAN kavramı sözden, eyleme… Düşlerden, gerçeğe dönüştü. Bu durumda da; ülkemize gelen Suriyeliler’e, Osmanlı torunları diye yaklaşmak, onların değer yargılarını değiştirmek, toplumsal yapımızın içinde onları absorbe etmek/emilime uğratmak, eritmek, toplumsal yapımızla bütünleştirmek acaba olanaklı mı diye düşünmeden duramıyorum kendimce… İşin gerçeği hiç sanmıyorum onların bizlere uyum sağlayacağını ama onları bırakırsak kendi hallerine; pek yakında olur hepsi koynumuzda beslenen engerek diye düşünüyorum.

Aman her ne ise… Sıcaktan, enflasyondan, zamlardan kavrulduğumuz şu yaz günlerinde; olan bitene hiç aldırmayın, mültecilere ve de onları başımıza musallat edenlere hiç kızmayın, onları eleştirip canınızı sıkmayı. Unutmayınız ki sayelerinde BAŞKANLIK düzenine geçtik bir günde… Nasılsa her şeyi düşünen, bilen, karar veren TEK ADAM var her kavramın ve kurumun üstünde…

Kim bilir?… Tebdil mekanda ferahlık olduğu gibi… Bu düzen değişikliğinde de belki bir hayır vardır. Belli mi olur?…

Küresel İklim Değişikliği yaşanan bir dünyada; rejim değişmiş ne olur?… Olsa, olsa Lewis Carol’un  ALICE’i yerine, bizden de birileri oturur AYŞE ya da ALİŞ için bir kitap yazar bu masal düzenini gelecek kuşaklara anlatmak için…

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER