“Mutsuzluğun” büyümesi acı verici…

ABONE OL
19 Şubat 2020 20:56
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

 

Neye bakacağız; “iktidarın” dediklerine mi, yoksa TÜİK’in verilerine mi?

Eğer “iktidarı” dinler, “iktidarın” söylediklerini benimsersek ülkede her şey tıkırında…

Cumhurbaşkanlığı sistemi iyi işliyor,

Ekonomik beklentiler istenen gibi,

Faizler düştü,

Onsekiz yıldır süren çabanın sonunda da büyük adımlar atıldı!

Tüm bunlar doğru mu?

***

Veriler “yalan” söyler mi?

Özellikle TÜİK…

Veri tıpatıp şöyle:

“Yaşam memnuniyeti araştırmasına göre, mutlu odlunu açıklayan onsekiz ile üzeri yaştaki bireylerin oranı, ikibinonsekizde yüzde elliüç ilen, ikibinondıkuz yılında elliiki’ye düştü! Mutsuz olduğunu belirtenlerin oranı da oniki’den onüç’e yükseldi!”

Pazara inip dört kişilik bir aile için gerekli olan harcamayı belirleyen,

Hangi aylık kazanımın “açlık sınırı” olduğunu söyleyen,

Tüm bunlara karşın, “iktidar/sistem” yanlılığını ortaya koymak için “asgari ücret/emekli maaş” açıklamalarında “ne olması” gerektiği konusunda açıklama yaparken “emekçiyi” açlıkla sınayan TÜİK bunu söyleyen!

***

Burada “Mutluluğun” tanımını geçmişte birkaç kez irdelemiş, kısaca “bireyin gereksinimlerini karşılaması” denilebileceğinin de altını çizmiştik.

Patronları, bankaları kazançlı kılarken…

Çalışan büyük çoğunluğu işsizliğin/ doyumsuzluğun içerisine sürüklerseniz, burada “mutluluk” olmadığı gibi, “sağlıklı” bir toplumdan da söz edemezsiniz!

Buna bir kaçını daha eklersek;

Sağlıklı ekonomiden,

Sağlıklı gelecekten,

Sağlıklı bireylerden de söz edemezsiniz!

Değil “yüz” üzerinden, “bin” üzerinden bile “mutsuzluğun” büyümesi acı vericidir!

***

Yurttaş ne “iktidarın” ne de “TÜİK’in” verilerine dayanarak kararını verecektir!

Hani “ışık” göründü, diyorlar ya;

Yurttaş pazardan hangi gereksinmelerini alabildiğini biliyor.

Proteinli besinleri edinemeyişinin acısını yaşıyor.

Ne bankaların kazanç büyütmesi, ne faizlerin düşmesi, ne de “iktidarın” oldu/bitti sevinçleri “alım gücü” her gün biraz daha yiten yurttaş için “anlaşılabilecek” konu değil!

Çünkü “gereksinmesini” karşılayamayan da yurttaş, büyüyen “mutsuzluğun” bir parçası olan da yurttaş!

 

TEMSA’DA HİÇBİR ŞEY OLMASA BİLE…

O ünlü tümceyi anımsayalım;

“Hiçbir şey olmasa bile, kesinlikle bir şeyler oldu!”

Geçtiğimiz aylarda üretim araçlarına “alacaklı” bankaca el konulan TEMSA’da, yeni gelişmeler var!

Yapılan açıklama şöyle:

“Skoda Transportation’ın Türkliye’ye olan güveni ile, Sabancı Topluluğu’nun ülkesine olan sorumluluğu nedeniyle, Temsa Ulaşım Araçları’nın yeniden üretime başlaması, yeni bir büyüme ivmesi yakalaması amaçlanmaktadır.”

İşin özü; Skoda ana ortağı PPF, Sabancı Topluluğu Temsa Ulaşım Araçları’nı yüzde elli/ elli almak için “niyet” mektubu imzalamışlar!

Öncesinde yaşanan alım/ satım işlemi, bankanın el koyması, yaklaşık binbeşyüz “kalifiye” çalışanın orta-yerde bırakılması…

“İktidarın” bir şeyler yapıyor görünümü…

“Hiçbir şey olmasa bile, kesinlikle bir şeyler oldu” da; yüzlerce çalışan, etkisi binlerce sayıya ulaşan emekçileraşkına bu sorunu çözün…

Salt Adana için değil, ülke için de önemli bir ekonomik güç olan TEMSA’yı yeniden işler duruma getirin…

Bu hem ülke, hem Adana, hem de “kalifiye” çalışanlar için bir sevinç olacaktır!

Bu “sevince” herkesin gereksinmesi var.

 

GÜNEY ROTARY KULÜBÜ SESSİZ…

İki gün önce, Güney Rotary Kulübü’nün kuruluşunun yirmibeşinci yıl kutlaması nedeniyle basına servislenen fotoğraflardan söz etmiştim. Gerek Web sitelerinde verilen telefonları aramam, gerekse bülten gönderen adrese “konuyu” açmam sonuçsuz kalınca köşeye taşımış, şunu yazmıştım:

Dört mavi çizgiden oluşan karenin “her köşesinden” dört ayrı renk olarak çıkan “kolların” ne anlama geldiğini öğrenmek isterdim doğrusu. Hemen altında “Rotary dünyayı birleştirir” diyor! Fotoğraftaki amblem, bildiğimiz “Nazilerin simgesi”, faşizm çağrışımlı gösteri yapanların taşıdıkları bayrak…

Güney Rotary Kulübü’nün kutlamasında çekilen tüm fotoğrafların arkasında yer alan sembolün bu denli “benzerliği” ile dört mavi çizgiden oluşan karenin köşelerinden uzatılan “dört ayrı renk çizginin” olmamasının nasıl bir “eksiklik” olabileceğini de sormuştum…

Semboldeki “her” kolun renklerinin/ biçimlerinin bir anlamı olmalı…

Yanılıyor muyum?

180220

 

 

 

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP