Bir kentin kaç “A Takımı” olur?

ABONE OL
6 Aralık 2019 18:31
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Yayaların, araçla geçenlerin dikkatini çekmek, özellikle de “tüketim/tanıtım” amaçlı donatılan reklam panolarına günümüzde “bilboard” denmektedir!

Başlarda ünlü markaların ürünlerini, ya da çok kazanan bankaların yeniliklerini, yabancı marka sigara markalarını duyurmak için kullandıkları bilboardlar, günümüzde yerel yönetimlerin “icraatlarını” tek tek gösterme platformuna dönüşmüş durumda…

Belediyenin yaptığı yol, döktüğü asfalt, dağıttığı halk kart, verdiği yemek…

Bundan başka etkinlikler, ulusal günler, anmalar, özel günler, toplumsal çalışmalar…

Bunların dışında “bir de” neden yapıldığı bilinmeyen, onlarca billboardda yer alan afişler…

***

Geçtiğimiz yerel seçim öncesinde kullanılan çok güzel bir slogan vardı, öylesine “güzeldi” ki; halkın arasında yaygınlaşmakla kalmadı, yurttaşın “umut” kapılarını da araladı!

“Her şey çok güzel olacak!”

O güne değin yaşananların, karşı-karşıya kalınan haksızlıkların, umursanmazlıkların, bilinmezliklerin karşısında göğsünü geren, “artık yeter” dedirten bir tümceydi!

Öyle şatafatlı billboardlar, kocaman afişler, reklamlarla harcama yapılmadan, yurttaşın yaşadıklarına “anlam” kazandırmalı ki, yediden-yetmişe herkesin diline pelesenk olmayı başardı!

Kentim Adana’da öyle bir hava vardı!

Zeydan Karalar’ın adaylığının belli olmasıyla birlikte, Adana’da Seyhan Belediyesi deneyiminin ardından “her şey çok güzel olacak” sözü reklam panolarında değil, billboardlarda değil, yurttaşın dilindeydi…

Kimse zorlamadan, kimse zorlanmadan…

“Her şey çok güzel olacak!” için…

***

İlk olarak yerel yönetimler için “billboardların” yararına bakıyorum…

Bir sabah uyandığımızda, araçla ya da yaya giderken trafik ışıklarını görmemize engel olması pahasına “her pazar günü Anavarza gezisi… Katılmak isteyenler başvuru için” diye başlayan bir duyuruyu görmek isterim…

Adana dışında olanlara özellikleri, tarihsel önemi en ince ayrıntısına varana dek anlatılan Anavarza’nın, Adana’da yaşayanların bilmesinin temel hakkı olduğunca, yerel yönetimin de “haftada bir gün, belli sayıda” katılımcıyı götürmesi “billboardlara” yapılan masraftan çok masraflı olmamalıydı.

Böyle bir etkinlik, yerel yönetimlerin bilindik “asıl” görevleri olan “icraatlarını”, renk-görüntü değiştirerek vermekten daha “verimli” sonuçlar elde edeceğe açık…

***

Doğrudur, “billboardlar” hoşuma gitmiyor!

Çevreci, toplumsal bakışım buna neden!

Kentlerin beton yapılarla bozulması yetmiyor gibi bir de “billboardlar”…

İki-üç dönümlük parkın kıyısı boyunca dikilen yirmibeş-otuz metre karelik reklam panolarına anlam veremem!

Mahallelinin temiz hava almasını mı sağlayacak, çocukların daha rahat koşmasına mı neden olacak, hayır; üç tane ağacın, on tane gülün, elli tane çiçeğin büyümesini engelleyecektir! Bir de haftada bir yapılan afiş değişimi nedeniyle bir yandan çevreye kirlilik verecek, bir yandan da yerel yönetime masraf!

***

Geçenlerde Adana “billboardlarında” yer alan bir afiş vardı. Medyada da yer buldu.

Öğretmenler günü nedeniyle “billboardlarda” yer bulan afişte “A Sınıfı” başlık yapılmıştı.

Altında onaltı isme yer verilmişti…

Yazın, sinema, müzik benzeri sanat dallarında yapıt vermiş isimler…

Hepsi onaltı kişi. Arasından herkesin çıkaracakları da var, yeni ekleyecekleri de…

Onaltı kişinin orada yer bulmasını eleştiren, kızan, neden gerek duyulduğu konusunda sorgulayan öyle çok tanıdığım var ki…

Bende “neden gerek duyuldu” diyenlerdenim!

Afişin en altında “en iyileri yetiştiren öğretmenlerimize saygıyla, öğretmen gününüz kutlu olsun” yazılıydı.

Neden Adana’nın “A Takımı” olarak belirlenen onaltı kişiyi yetiştiren öğretmenlere; ya diğerleri, ya takımda bulunmayan “iyi yetişenler”; yok mu sayılmalı…

***

“Billboardlar”, özellikle de “A Takımı” afişi için konuştuğum yetkili “bu daha başlangıç” dedi.

Sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunu öğretmen günü nedeniyle yaptık, bundan sonraki süreçte de önemli günler için diğerleri belli sıraya göre billboardlarda yer bulacak!”

Yeni “A Takımı”…

Bir kentin kaç “A Takımı” olur ki?

“Her şey çok güzel olacak” için umudunu koruyan, “yanlışın” yinelenmemesi durumunda “güzelliklere” inanan biriyim.

Yanlışın yinelenmesi “her şey çok güzel olacak” sözünü öteler!

031219

 

 

 

 

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP