Benimki de böyle bir ‘ütopya’…

ABONE OL
18 Şubat 2019 18:51
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Thomas More’un ünlü yapıtı ‘ütopya’ da, bir alışık olunmayan ada ülkeden söz edilir.

Ressam Hans Holbein kardeşi Ambrosius Holnein tarafından da resimlendirilmiştir.

Mora, yaşadığı 16. Yüzyılda artan işsizliğin, dilenciliğin tanığı olur. İngiltere kralının yanlış uygulamalarından, oluşturulan toplumsal kargaşadan ancak ‘ütopya’ adasındaki gibi kentlerin başına getirildiği dürüst-ilkeli yöneticilerle olabileceğini belirtir.

‘Ütopya’ adasında, ‘burada’ yaşananlar olmayacaktır.

Açlık, işsizlik, doyumsuzluk, dilencilik, doğa yağmalama, ateşli silah, savaş…

Dünyaya yön verenlerin,

Tüm varsıllıkları ellerinde bulunduranların,

‘Emek sömürüsü’ kurgusunu kapitalizmle adlandıranların,

Zaman zaman ‘cennet’ diye avuttukları yaşam biçimi aslında More’un sözünü ettiği ‘ütopya’.

Bir de ‘tüm’ dünya siyasetçilerinin ‘cennet yurdumuz’ biçiminde betimlediği de başka bir şey olmamalı…

***

‘Ütopya’ adasında açlık yoktur,

‘Ütopya’ adasında gücü olan herkes çalışır,

‘Ütopya’ adasında yaşlıların deneyimlerine önem verilir,

‘Ütopya’ adasında ambarlarda toplanan ürünler, gereksinildiğince herkes içindir,

‘Ütopya’ adasında edebiyat, müzik, felsefe konuşulur,

‘Ütopya’ adasında üç-beş yasa bulunur toplum düzenini koruyan-yaşatan,

‘Ütopya’ adasında savaş insanlık suçu olarak adlandırılır…

‘Ütopya’ adasında  ‘yaşananlar’ hep yapılmak istenmesine, seçim öncesinde adayların birçoğunun ağzından duyulmasına karşın bir türlü gerçekleşmez! Önünde aşılması ‘zor’ engeller vardır!

***

Aslında bir ‘ütopya’da ben oluşturmaya çalışıyorum…

Şöyle ki:

Başta, yerel yönetimlerde aday olacakların ‘hiç biri’  siyasetin içinden olmamalı,

‘Siyaset içinden’ olmayan adaylar, toplumcu gerçekçi sanatçılar arasından belirlenmeli,

‘Siyaset içinden’ olmayan adaylar, örgütleriyle iç içe olmaktan kaçınmamalı,

‘Siyaset içinden’ olmayan adaylar, yaşanılır kentin özelliklerini örgütlerine anlatmalı,

‘Siyaset içinden’ olmayan adaylar, her türlü eleştiri karşıtlığının karşısında olmalı,

‘Siyaset içinden’ olmayan adaylar, gereksiz harcamalardan kaçındıkları gibi, adaylıkları boyunca yapacakları harcamaların da hesabını vermeli,

‘Siyaset içinden’ olmayan adaylar, yerel yerleşim alanlarında yaşayan herkesin sorunlarını önemsemeli, çözüm yolarını zaman geçmeden gerçekleştirmeli…

Örneğin AKP’nin İstanbul Büyükkent Belediyesi adayı Hülya Avşar, CHP’nin adayı Deniz Çakır olabilmeli.

Ankara ‘da AKP’den Hülya Koçyiğit, CHP Beren Saat olabilmeli.

İzmir’den, Adana’dan, Antalya’dan, Konya’dan da benzer özellikte erkek-kadın adaylar bulunmalı.

Bu sürece değin ‘siyaset içi’ aday denilerek, örgüt içerisinde her-tür ayak oyunlarının yaşanmasına neden olan ‘adaylıklar’ yerine;

Sanatla, insanla, doğayla, üretimle, bilimle iç içe olan,

Seçim alanlarında, söyleşilerde sanatından da güzellikler sunan,

Ağacı kesmek, yüksek yapılar dikmek, aralarındaki ekonomik kazanç değerini aramak yerine ‘yaşanılır kent nasıl olmalıdır’ sorusunun yanıtını arayan,

‘Siyasetin’ ayak-oyunları bölümünü değil de, sanatın, insanla doğanın buluşmasına tanık eden,

Çok apartman dikmek değil, çok varsıl olmak değil, ‘sevebilmenin-mutlu olabilmenin’ yöntemleri üzerinde çalışmalar yapan adaylar olmasını istemeyen var mıdır?

Olmaz olur mu; vardır elbet!

Herkesin ‘cennet’ benzeri bir adada yaşanmasını istemeyen var mıdır ki; vardır elbet!

Sistemin kendisidir!

**

Beşyüzyıl önce yaşayan Thomas More’un, ünlü yapıtı ‘ütopya’ da sözünü ettiği adada olması gerekenler, günlük yaşamda ‘sistemin’ sözcülerinin sıkça kullandıklarıdır.

Hangi siyasetçi açlık karşıtı olmadığını söyler?

Hangi siyasetçi savaşın, ateşli silahların, cinayetlerin, haksızlıkların, soygunların, çevreyi katletmenin doğru olduğunu söyler?

Hangi siyasetçi işsizliğin, sömürü düzenin, haksızlıkların, adaletsiz bölüşümün yanlış olmadığını söyler?

Hangi siyasetçi?

Bunların bütününü bir arada düşündüğümüzde adı ‘ütopya’ oluyor işte!

Ayrı platformlarda bunların hepsini gerçekleştireceklerini ileri süren siyasetçiler, ‘siyaset’ gereği bunları söylediklerini bilseler de ‘sonuç’ değişmez!

Ya sanatçılar…

***

Sanatçıların ‘dünyaya’ bakışları, sistem çarkının dişlileri arasında yer alan ‘siyasetçiden’ ayrı olmalı.

Ayrı bakmaları onları ‘sanatçı’ yapmıştır.

Sanatçıyı görevlendirme ‘ütopya’ olsa bile, sanatçının yapacaklarının ‘ayrı’ olacağı unutulmamalı.

Yerel seçim öncesi alanları, partilerin genel merkez içlerini, aday olma kavgalarını, sebze tezgahlarında çevrilen dümenleri, vurgun yiyen üreticileri, oyunları, kaygıları, tepkileri, ayrıştırmalrı gördükçe…

Benimki de böyle bir ‘ütopya’ işte…

160219

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP