‘Yapılanı az kullanacak kadar’ zengin miyiz?

ABONE OL
28 Temmuz 2018 22:01
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Adana’nın yaz sıcağı ile birlikte hergün biraz daha artan araç sayısının yaşattığı sıkıntılara çözüm üretme yolları hep neden karmaşık; anlamaya çalışıyorum.

Kutlamalarla, sevinçlerle başlayan çalışmalar aslında ‘araç sürücülerine’ karanlık, zorluk dolu! Daha önceden ‘trafik akışının’ hesabı yapılmadan, yoğunluk derecesi göz önünde bulundurulmadan ‘haydi’ denerek çalışmalar başlıyor! O yolu daha önceden kullanan araçlar, yayalar ‘varacakları’ yere nasıl ulaşacaklar, nasıl bir başka yerin ‘yoğunlaşmasının’ nedeni olmayacaklar, nasıl onlarca ‘sıkıntının’ yoruculuğu arasında bir de trafikle boğuşacaklar…

Yapılan çalışmalara bakınız… Hani o aylar süren, yağmurda-çamurda kapalı olan, gideceği yerin yolunu bulmakta zorlanan, yolu bulsa bile kullandığı aracın özelliklerine uymayan yerlerden geçmek zorunda kalan, ‘sonunda’ bitti diye sevinilecek çalışmalar. Günün belirli saatleri yine aynı tıkanıklar, yine aynı stres, yine aynı zorluklar. Onlarca gün kapalı olan yollar, yeni yapılanlar ‘peki’ neyi çözdü, demek geçiyor içimden. Daha akşamdı. Akşam karanlığının batırdığı saatlerde uzun kuyruk oluşmuştu. Daha önce de aynısıydı, belki de biraz fazlası!

Kent plancı bir tanıdığım anlatmıştı. Kent içi trafiğinin rahatlaması için yapılan çalışmalar başlamadan önce, o yolu kullanan sürücülere sıkıntı vermeyecek bir yer göstermek zorundasınız, demişti. Ayrıca, üç-beş yıl sonrası için değil, uzun yıllar trafikte sorun yaşanmasını önleyecek biçimde tasarlanması gerekir, demişti.

Son yedi yıldır Alparslan Türkeş- Valilik kavşağında yaşananları tüm Adanalılar biliyor! Ülkemizdeki ‘eğitim sisteminin’ başına gelenleri geçti! Geçtiğimiz yıllarda bir yollar açtılar, ardından asfaltladılar. Sonra hızlı tren çalışmaları yapılacak denerek, yapılan yerleri söktüler, yeniden yaptılar, yeniden yapıyorlar…

Halk arasında bir Alman deyişi gezinir… Alman, ‘malın kötüsünü alacak kadar zengin değiliz’ dermiş. Hem ‘malın’ iyisini alırlarmış, hem de yaptıklarını uzun yıllar sorunsuz kullanmak isterlermiş.

Şu soruyu sormam gerekiyor: biz ‘yapılanı az kullanacak kadar’ zengin miyiz?

 

BUNU CHP’YE YAPMAYIN!

CHP’de süren kurultay için ‘imza’ toplama konusu ‘Ali-Cengiz oyunlarına’ döndü! Ya da döndürülmeye çalışılıyor! Her iki kanadın elinde de not kağıtları, çevrelerinde bir grup gazeteci, fırsatını bulan konuşuyor; ne anlam çıkılıyorsa…

Koltukta oturanların söylenen imza sayısını ‘yalanlayıcı’ dili, ‘muhalif kanadın’ farklı anlatımı bu partiye emek verenleri düşündürüyor! Düşündürmeli, susturmamalı, konuşturmalı bile. Gruplardan biri ‘oyun’ peşinde, onu birkaç gün sonra öğreneceğiz. Peki, o zaman ne olacak? Yine hangi ‘kıvırma’ yöntemleri kullanılacak, hangi ‘susturma’ eylemlerinin arkasına sığınılacak?

Yapmayın beyler, yapmayın koltuk sevenler, yapmayın bu partiyi bu konuma getirenler. Bülent Ecevit’in bir zamanlar partiye zarar verenlere bir çıkışı olmuş, şu tümceyi kullanmasına neden olmuştu; Bunu CHP’ye yapmayın, bir kez olsun acıyın!

Bugünkü gelişmeler sürerken, her ne denli ‘acımak’ duygunun ezikliğini bir yana bıraksak da şunu söyleyebiliriz: Bunu CHP’ye yapmayın!

 

SORUNLARI ÇÖZME MODELİ…

‘Ekonomide sorunları çözmeye odaklı’ çalışmalar yapılacağının söylenmesinin ardından daha kaç gün geçti ki; baş döndürücü sonuçlar yaşamıyor böyle! Bundan bir ay önce parasını dolara ya da altına yatıranlar kazanıyor. ‘Bu benim param, parama sahip çıkarım’ diyenlerle, kıyıda-köşede hiçbir yatırımı olmayanlar markete vardıklarında anlıyor ne denli ‘zarara’ uğradıklarını…

Ekonomideki ‘sorunu çözmek’; önce alım gücünü zedelemek, sonra da biraz iyileştirerek olanları başarı saymak mı, ne? Anımsar mısınız, bir ara Motorlu Taşıtlar Vergisi’nin yüzde kırk artırılacağı söylenmiş, araç sahipleri kızgınlıklarını dile getirmiş, her yıl yüzde on olan artırım yüzde yirmibeşlerde bırakılmıştı! Böyle bir ‘deneme-törpüleme’ ile mi ‘soruna’ çözüm oluşturulacak?

Şunu ‘hep’ yazıyorum: ürettiğinden çok tüketen, her ay ’cari açık’ veren bir ekonomik modelle ‘sorun çözmek’ olanaksızdır! Önce üretim kaynaklarını işler duruma getireceksin, ardından katma değerli yatırımın önünü açacaksın, ulusal ürünlerini üretildiği biçimiyle değil ikincil-üçüncül-dördüncül ürünlere dönüştürebileceksin ki ‘ekonomide sorunları çözmeye odaklı’ model oluşturabilesin!

Çıkışın üretimden başka ‘yolu’ yok!

250718

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP