Bu ‘iz’ umut olur…

ABONE OL
13 Mayıs 2018 19:10
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Yaşanan ‘her şey’ iz bırakıyor gerisinde…

Düşünür Heraklitos ‘değişmeyen tek şey değişimin kendisidir’ demiş ya…

Değişimin değişmeyeceği gibi, yaşamın da izi değişmiyor…

İkibinli yıllara değin politikacıların yer yer bir araya gelişlerine ‘tanık’ olur, görüşme sonrası yapılan açıklamaları sorgulardık mini söyleşilerimizde.

Kapı komşumuzla konuşurduk,

Mahalle bakkalıyla ekonomiyi tartışırdık,

Başka partiden tanıdıklarla ekmeğimizi paylaşırdık…

Bu yaşananların toplunda ‘estirdiği’ havayı hep birlikte solurduk.

O solumalarını ‘izini taşırdık…

***

Dünyanın her yerinde politikacılar var…

Politikacıların olduğu yerlerde de seçimler olur zamanı gelince.

Kimi zaman alanlarda, kimi zaman da karşılıklı oturup yaptıklarını-yapacaklarını tartışırlar tüm yurttaşların önünde.

Bunun neresi kötü, bunun neresi çağdışı, bunun neresi ‘bize uymaz’ ki?

En son bizim seksen kuşağı, ya da bizden bir sonraki doksan kuşağı görebildi bunları bizde!

İkibin kuşağının politikadan ne denli uzak olduğunu konuşanlar, sanal dünyadan kopamadıklarını dile getirenler, ikibin sonrası iktidarının ‘tartışmadan kaçışını’ neden olarak göstermeleri gerekmez mi?

Mahalle kavgacılarının atışmalarını andırır gibi gelişen ‘diyaloglarla’ yönetilen bir ülke olduğumuzun altını neden çizmekte zorlanıyoruz, ya da kaçınıyoruz?

Ülke için ‘en’ duyarlı olunması gereken konularda ‘bir başına’ alınacak kararlar yerine; mecliste bulunan ‘tüm’ partilerin, daha da ilerisi var olan sivil toplum örgütlerinin görüşlerine yer verilebilmesi hem yurttaş, hem de kuşaklar üzerinde ne denli olumlu ‘izler’ bırakacağı bilinmiyor muydu?

Bu ‘ben bilirimcilik’, bu ‘tek adamımcılık’ yerine; karşılıklı konuşmayı, karşılıklı tartışmayı, ‘diyalogu’ yaygınlaştırmak kuşaklara ‘nasıl’ bir iz verirdi ki?

***

Çok uzun geçmiş yıllara gitmeye gerek yok!

Bundan bir hafta önce adaylığı açıklanmasıyla birlikte ülkemizde coşkuya neden olan, bu coşkusuyla birlikte ‘cumhur ittifakını’ çıkışlarıyla şaşırtan Muharrem İnce ‘tüm cumhurbaşkanı adaylarından randevu isteyeceğim, tek tek onlarla görüşeceğim’ dediğinde kendini bırakan, ‘nasıl olur’ diye beklenmedik tutumlar sergileyenler olmuştu kanımca…

Ne demek…

Ülkemizde özellikle ‘genç nüfusun’ tanık olmadığı, bu güne değin görmediği bir şeyden söz ediyordu İnce…

Düşünsenize… Birbuçuk ay sonra seçime girecek olan isimlerle tek tek de olsa, basına kapalı da yapılsa bir araya gelecekti.

Bunun toplumda oluşturacağı ‘izi’ görmemek olmaz.

Bunun bir köyde, bir kentte yaşayan yurttaşların yüzlerinde oluşturduğu ‘izi’ anlamamak olmaz.

Daha çoğunu öylesine özlemiştik ki…

***

Muharrem ince tüm cumhurbaşkanı adaylarıyla görüştü.

Öncesinde her ne denli söylenmemesi gereken, gerici tümceler arasına sıkıştırılan ‘bölücü’ sözcükler de kullanılmış olsa da, bu tür buluşmaları ‘bilmeyen’ bu ülkenin gelecekleri için ‘umut’ verici bir gelişme oldu.

Oturdukları sandalye, ağırlandıkları oda, aralarındaki uzaklık ne olursa olsun bugünün kuşağı için anlamlı ‘iz’ taşıyacaktır.

‘Değişmeyen tek şey değişimim kendisiyse’ eğer; bu ‘değişimin’ güzelliklerini, yurttaşımıza vereceği umudu, bırakacağı ‘izi’ unutmamak gerek.

Bu ‘iz’ umut olur…

 

KENDİMCE…

Adana’nın her dönem Ankara’ya gönderdiği ‘vekiller’, özellikle ‘yaptırım gücü’ olanlar seçmenlerinin sorunlarıyla uğraşmak yerine ‘günü kurtarmak’ adına çaba harcamışlardır.

Bunun ‘karşıtını’ söyleyecek olanlara şu yanıtı tüm Adanalılar söyler kanımca:

‘Adana dört yıl önce neredeydi, ondört yıl önce neredeydi, yirmidört yıl önce neredeydi? Çeyrek yüzyıl öncesini düşündüğümüzde bugünden daha üretken olduğunu görürüz. Bu geçen çeyrek yüzyılda ekim alanlarının imara açılması, beton binaların kenti çirkinleştirmesi, üretkenliğin ötelenmesi, tam bir tüketen kent olmasını görürüz. Peki, bu güne değin bu kentin vekilliğini yapanların Adana’nın neyini iyileştirdiğini söyleyebiliriz? Haydi düşünün!’

Bu kez ne yapalım biliyor musunuz? Oyumuzu isteyene ‘Adana için ne yapacağını soralım.’

100518

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP