24 Haziran için gerekçeler mi, dediniz?

ABONE OL
14 Mayıs 2018 20:55
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Unutmadık sanırım; daha bir ay kadar önce ‘seçimlerin 24 Haziran günü yapılmasını kararlaştırdık’ içiminde açıklama yapılırken, gerekçeler bölümünde şunlar sıralanmıştı:

‘Kararların daha güçlü şekilde uygulanabilmesi için yeni yönetim sistemine geçiş aciliyet olmuştur. Ülkemizin karşı karşıya olduğu fotoğraftan hareketle bu teklife olumlu yaklaşma konusunda görüş birliğine vardık. Seçim konusunu ülke gündeminden bir an önce çıkarmamamız şarttı…’

Seçimin yaklaşık birbuçuk yıl öne alınmasının ‘aciliyetinin’ gerekçesi ise;

Suriye’deki sınır ötesi operasyon,

Bölgede yaşanan tarihi önem taşıyan olaylar,

Bunlar için alınacak kararlarda yeni yönetim şekline geçmenin önemli oluşu…

Seçimin 24 Hazirana alınmasının, ‘aciliyetinin’ gerekçeleri ‘sözde’ bunlar!

Anlatılınca da tüm halkımız ‘inandı’ değil mi?

***

İşin içerisinde ‘üretim’ olmayınca, yurttaşların ‘üretim’ olmadan da yaşamlarını sürdürebileceği inandırılınca, ülkenin önemli kaynakları önce yerli işbirlikçilere ardından yabancılara satışına izleyici olunca insanların ‘düşünecek’ yerleri ağrılı oluyor.

Baştan ‘düğmeyi’ yanlış iliklemek, deniyor bunun adına…

Öncesinde tüm gelişmeleri göz ardı ederek, ‘en son’ gördükleri üzerinden değerlendirmelerde bulunuyor; tam da işbirlikçilerin istediği, beklediği bu!

Sınır operasyonu, ya da bölgede yaşanan sıcak gelişmelere gelmeden önce; askerimizin başına çuval geçirilirken, sınırda teröristleri davullu-zurnalı karşılayarak içeri alınırken, hemen burnumuzun dibinde sınır ötesinden gelen yaralı teröristleri hastanelerde iyileştirmek için çaba harcarken, yine terörist sözcüyü kırmızı halıda yürütürken gerek meclis kürsüsünden, gerekse çeşitli platformlarda ‘bu gelişmeleri göz ardı etmeyin, hem bölgeyi hem de ülkemizi zora koyarsınız’ dendiğinde, bu 24 Haziran seçimi için ‘gerekçe’ sıralayanlar muhalefeti ‘iş bilmezlikle’ suçlamıyor muydu?

Ya bugünkü gelinen nokta?

***

Siyasetçiler alanlarda oluşturduğu paralı ‘bindirme’ şakşakçıları boş yere yanlarında taşımıyorlardır, televizyonların ‘vaz geçilmez’ yüzlerinin ‘pişkin’ söylemlerine boş yere katlanılmıyordur… Onların işi o! Kralı tüm yanlışlarına karşın alkışlamak, olabilecekleri ‘kralı mutlu etmek’ adına üstünü örtebilmek, muhalefet ne söylerse söylesin tüm suçlamaları karşıya ‘gol’ atabilmek için kullanabilmek…

Oysa…

Bizim gerçeğimiz ‘adil’ olmayan paylaşım, doymayan boğaz, uyku görmeyen göz, gülemeyen yüz, yaşanırlığını yitiren yaşam…

Biliyorum şimdi çığırtkanlar ‘doymadan önce, uyumadan önce, gülmeden önce, paylaşmadan önce’ diyerek bir dizi söz sıralayacaktır. Onlara yanıtım düşünürün ‘ekonomik özgürlüğü olmayanın özgürlüğünden söz edilemez’ tümcesi olsun…

***

24 Haziran seçiminin nedeni ‘ekonomiktir’…

Aylar öncesinden biliniyordu bu!

Ekonomiden sorumlu başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ‘büyüklüğünü bilemem ama yağmur yağacak, belki fırtına kopacak, bugünden evimizi-çatımızı sağlamlaştırmamız gerek’ dediğinde azarlandığını anımsarsınız…

Ülke üreten değil, tüketen bir toplum olma yolunda boy sürerken, üstelik milyarlarca dolarlık değerler peşkeş çekilerek satılmasına karşın salt daha çok tüketildiğinden dolayı, kanımca en önemlisi de halkın sokakta ‘gergin’, işsiz, doyumsuz oluşu nedeniyle ‘yağmur yağacağı’ görülebiliyordu!

Ülkede olduğu gibi, parti içerisinde de OHAL uygulamaları egemen olduğundan ‘evin-çatının’ sağlamlaştırılmasını istemek yasaktı!

Öyle de oldu…

***

Bir-iki gündür ekonomideki ‘yağmurdan’ dolayı ‘faizden’ söz ediliyor…

Üretimin olmadığı yerde ‘başka’ nelerden söz edilir ki?

Seçim nedeniyle Şeker Fabrikalarının satışı, şeker pancarı üreticilerinin sıkıntısı unutuldu, ya da bir yerlerden bu ‘haberlerin’ verilmesinin önü kesildi!

Adana’da buğdayı, mısırı, pamuğu konuşuyoruz bu aralar…

Bölgelerinde şeker pancarını konuşuyor üreticiler…

Karadeniz’de emeklerinin karşılığını bulamadıkları için ürünlerini dereye döktüklerini çay üreticileri…

Ülkenin değerlerine, o değerleri üretenlere, o üretenlerin doyumlarına, o doyumların var olmasına önem verilmemesi ‘faizi’ de getirir, ‘zamları’ da getirir, ‘işsizliği’ de getirir, ‘sevgisizliği’ de getirir, ‘erinçsizliği’ de getirir, ‘gerginliği de…

24 Haziran için gerekçeler aramaya ne gerek var?

 

KENDİMCE…

 

Haftaya bugün, büyük olasılıkla partilerin adayları belli olacak…

Adayı belirlerken ‘yörenin’ sesi olacaklara önem veren partiler bu güne dek ‘hep’ bir adım önde oldukları gibi, bugünden sonra da öyle olacak! Yöre, derken… Önceki gün CHP Aday Adaylarının tanıtıldığını bir arkadaştan duyunca Seyhan Oteli’nin yolunu tuttum. Birçokları gibi duymamıştım! Salonda isimler kürsüye çıktılar. Her yörenin ‘temsilcileri’ vardı. Aday adaylarının arasından, yörelerine yabancı olmayan çok isim gördüm. ‘Yabancı olmayan’ derken, yöresinin benimseyeceği adayı söylüyorum. İzlediğimce, CHP sıralamada yapılan yanlışlardan dolayı en az bir ‘vekil’ kaybettiği gibi, örneğin kuzey ilçelerinde yerel yönetimlerinde yazgısı oluyor!

Yanlış sıralama sonucu, CHP’nin bu seçimde İP gibi bir seçeneğinin olduğu da unutulmamalı…

130518

 

 

 

 

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP