Başkan Çetin’den bunları hiç duymadım  

ABONE OL
17 Ekim 2017 12:14
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Bir süredir düşünüyordu. Bugün ‘farklı’ bir şey yapacaktı. Çevresinde bulunan danışmanlarına, yardımcılarına bile söylememişti.

Unuttuğu liseli yıllarını anımsadı. Bu heyecanı yaşadığı yılları… O zamanda içi içine sığmamış, hiç kimseyle paylaşamamış ‘o anı’, ‘onunla’ karşılaşacağı ‘o anı’ beklemeye koyulmuştu…

Günlerden Cuma. Yine halkla buluşmasını yapacaktı, ancak öncesinde belediye çalışanlarıyla bir araya gelerek ‘günlerdir’ kimseye söylemediği ‘şeyi’ anlatacaktı.

Çünkü belediye çalışanlarını, kentine emek verenlerini önemsiyor, anlatacaklarının ‘çok önemli’ olması bakımından öncelikle ‘çalışanların’ destek olması, denilenleri yapması, alınacak karara uyması gerekiyordu ki; yurttaştan da aynısı beklensin…

Çağrı ziline bastı, sekreter elinde not dosyasıyla içeri girdi. ‘Yaz’ dedi…

‘Tüm belediye çalışanlarına… Bugün halk toplantımızdan bir saat önce, tüm belediye çalışanlarının ÇOKEY açıklamam için salonumuzda hazır bulunmalarını…’

Başkan, açıklamayı yazdırmasının ardından ‘eksik istemiyorum, acele etmelisin’ demesiyle birlikte sekreter dışarı çıktı…

***

Yurdumuzun dört bir yanında yağmur, kar, soğuk günler öncesinden yaşamı zorlaştırmasına karşın, ilkyaz sıcaklığında bir gün. Giyim-kuşamlar daha yaz aylarından kalma alışkanlıkları değiştirmiş değil! Adana’ da ekim ayı; işte böyle…

Salona giderken yanında yardımcısı, bir de müdürü vardı. Konuşmadan koridorlardan geçip salon kapısına vardıklarında, anlaşılmaz-belirsiz bir uğultu geliyordu içeriden. Başkan ‘ÇOKEY’in ne demek olduğunu merak ediyorlardır’ diye düşündü. Bir ara yardımcısı da ‘başkanım, ÇOKEY konusunda bir şey söylemediniz’ dediğinde ‘salonda herkesle birlikte öğreneceksin, acele etme’ demişti.

Salon kapısından içeri girerken ‘selam arkadaşlar, güzel bir gün’ diyerek çalışanları selamladı. Belediyenin tüm birim müdürleri yerlerini almıştı. Her zaman ki yerine oturdu. Salon her zamanki gibi doluydu, ancak tüm üzerine uzanan gözler ‘merak’ doluydu. Yalnız gülümsedi…

‘Evet, arkadaşlar bugün halkla buluşmamız öncesinde sizlerle bir araya gelmek, günlerdir üzerinde düşündüğüm ÇOKEY konusunda sizleri bilgilendirmek, düşüncelerinizi dinlemek, eksiklikler varsa onları gidermek, sonra da ÇOKEY’i uygulamaya buradan, sözümona belediyemizden başlatmak istiyorum…’

‘Şunu her zaman söylüyorum. Bizim eksikliğimiz bilgi. Biz bilgi diye, başkanlarından duyduğumuz her şeyi alıp saklıyoruz. Oysa o denli kolay mı? Yaşam emek ister. Evet, bilgi de emek ister. Emek vermeden, çaba harcamadan alınanlar bilgi değil, olsa olsa hazırcılıktır; o da tembellik…’

‘Biz burada işe koyulmadan önce sanattan, kültürden, bilgiden söz ettik hep. Bu güne değin bunlardan bazılarını gerçekleştirdik, bazılarını da gerçekleştirmek için uğraş veriyoruz. Bir konuda bizi eleştirenlere de hak vermiyorum değil. Hani, öncelik onun muydu, diye soruyorlar ya bazen. Doğrudur, haklılar. Burada öncelik konusunu çoğu zaman düşünemiyorsunuz. O an onun yapılmasını gerek duyuyorsunuz, yapmaya başlıyorsunuz. Bugün açtığımız parkların, dinlenme yerlerinin, sanatsal çalışmaların hangisini dışarıda bırakabiliriz ki? Örneğin Yılmaz Güney’i anmışız, kedilere mama dağıtmışız, engellilere destek olmuşuz, futbol turnuvası düzenlemişiz, karikatür yarışması yapmışız, futbol alanı yapmışız, Uğur Dündar Halk Arenası’nı getirmişiz, tiyatro kursu başlatmışız… Bunlar azımsanmayacak, çağdaş belediyecilik anlayışımızın birkaç örneği. Şimdi de sıra ÇOKEY’de… ÇOKEY’le başta kendimiz, ardından da bulunduğumuz çevre, yanımızdaki arkadaşımız, çalışmalarımız güzelleşecek. Peki nedir, ÇOKEY? Bilen var mı?’

Salonda bulunanların, Başkanın söylediklerinden bir şeyler çıkarmakta zorlandığı belliydi. Herkes yanındakine bir şeyler mırıldanıyor gibi mimik hareketleri yapıyordu. Başkanın sağında, solunda yer alan müdürleri de aynı ‘merakla’ yanındakilere bir şeyler soruyordu ki, Başkan sesliği bozdu:

‘Aslında biliyor musunuz, şu an içinde bulunduğunuz ‘öğrenme’ merakı var ya; işte onunla çok yakından ilgili bir kısaltma ÇOKEY. Bu bir eylem, bir hareket, bir merak, bir çaba, bir uğraş… Aklınıza gelebilecek en kolay, en akıllıca, en yararlı, en yaşamı çiçeklendirecek bir eylem. Bu eylem içerisinde olduğunuzda önce siz değişecek, bilgileneceksiniz; ardın da işyerinizdeki arkadaşınıza, evinizde eşinize-çocuğunuza daha güzel şeyler vereceksiniz. Aynı eylemi, aynı çabayı yanınızda bulunanlar da edinmek istediğinde sizin gittiğiniz yolu seçecek. Düşünebiliyor musunuz? Burada, belediye çalışanlarımızın başlattığı böyle bir eylemin, kentimizde estireceği güzellikleri şimdiden düşünüyorum da… Daha yaşanılır, daha aranır, daha özgür, daha ne istediğini bilen, daha sorunlarını kanıksamış, daha uygar, daha aydın…. Peki, nedir ÇOKEY?’

‘Çukurova Okuma Eylemi… Evet, biz belediye çalışanlarımızın başlatacağı bu eylemi yaşama geçireceğiz. Biliyorsunuz, bu güne değin birçok toplantıda, katılımcılara çeşitli kitaplar dağıttık. Ulu Önder Atatürk’ün söylev’ini de dağıttık. Bu yapıtları almak, varsa kitaplığa koymak, yoksa masa üstünde tozlanmaya bırakmakla olmuyor. Bunlar okunmalı. İşbaşındayken demiyorum. Verdiğiniz aralarda elinizde bir kitap olsun. Bakın bazılarınız sigara molası diye sıkça dışarı çıkıyor. Yarım saat dışarıda sağa-sola bakınmaktan başka bir şey yapılmıyor. Elinize alacağınız bir kitaptan birkaç tümcesini okusanız, bir-iki bilmediğiniz konuda bir şeyler öğrenseniz, bunun hem kendinize, hem de bulunduğunuz çevreye katacaklarını düşünebiliyor musunuz? Bugün, geçmişte dağıttığımız Söylev’i yeniden dağıtacağız sizlere. Okumaya bundan başlayın. Öyle ki, hakkında her şey söylenen Ata’yı kendi kaleminden bir kez olsun okuyun. Neler yapmış, hangi zorlukları yaşamış, hangi duygular içerisindeymiş, kavgası nedenmiş, umutları kimlermiş… Burada, şu an bunları konuşabilmemiz için geçmişte ne bedeller ödenmiş; bunları bileceğimiz, öğreneceğimiz ilk kaynak bu. Sonra başkalarıyla bu okuma eylemi sürecek. Göreceksiniz, her şey daha güzel olacak.’

‘Son olarak: Okuduğunuzu gören yakınlarınız, dostlarınız, arkadaşlarınızı da bu eyleme katkı yapmaya çağırmalısınız. Okuduklarınızı birbirinizle konuşmalı, tartışmalı, sorgulamalısınız ki okuduklarınızın yaşamınıza artıları olsun. İnsandaki iskeleti bilirsiniz. Bilgi, insanın iskeletini düzeltir, dik durmasını sağlar, eğmez. Bundan dolayı bilgiye ulaşmak için okuma eylemine yaşamınızda yer vermelisiniz. Kentimizde bugün başlattığımız bu eyleme katkılarınızı bekliyorum…. Evet, nerede kitaplarımız?’

***

Belediye çalışanları Söylev’i hep birlikte havaya kaldırdı. Herkes ayaktaydı. Herkesin gözleri ışıltılıydı. Başkan, çalışanların yansıttığı heyecan karşısında sevinçliydi. ‘Belediyemizin bahçesine okuma yerleri oluşturalım, önerilerinizi bekliyorum’ demesinden sonra salondan ayrıldı.

Çimdikleniyordum. Diğer yana döndüm. Çimdiklenmem sürüyordu. Eşimin sesiyle uyandım.

‘Başkan Çetin’den bunları hiç duymadım, ne demek?

‘Ne başkanı’ diyorum.

‘Onu soruyorum bende?’

‘Uykum var; uyuyorum ben!’

141017

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP