Şaşırmak mı, şaşkına dönmek mi?

ABONE OL
20 Mart 2017 19:25
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Şaşırmak ‘doğruyu, gerçeği, gerekli olanı ayıramayacak duruma gelmek’ diye tanımlanıyor.

Şaşkına dönmek de ‘beklenmedik bir durum karşısında şaşkınlaşmak’ diye…

Yaşananlar karşısında bir yandan ‘şaşırmak’, bir yandan da ‘şaşkına dönmekle’ karşı karşıya kalmanın ‘onulmaz’ acısını yaşıyoruz. Üstelik ‘yaşamaktan’ da öte, oların yaşamımızın odağında yer almasından dolayı birbirimizden kopuşumuzun, anlamayışımızın, tanımayışımızın vereceği ‘ayrışmaya’ adım adım yaklaşarak…

Olanlar, yaşananlar ‘hepimizi’ etkileyecekken; aynı ‘kabın’ içinde, aynı yazgıyı bölüşmüyormuşuz gibi ‘olanı ayıramayacak durumla’ karşı karşıya olmamız da başka bir ‘şaşkınlık’!

Bir yağmur, bir fırtına, bir yaz, bir kış, bir uçakta türbülansta olunduğu gibi; aynı kaygılarımız, aynı paniklerimiz olması gereken durumlarda, her geçen gün biraz daha ‘birbirimizi’ yabancı bilişimiz başka bir ‘şaşkınlık’!

Yaşadığımız kara parçası, ‘bu’ parça üzerine yaşayan ‘biz’ milyonlarcayız. Güzeli-çirkini, acıyı-tatlıyı, varı-yoğu, açlığı-tokluğu iç içe yaşarken bölünüyoruz; iyi mi?

Ancak bunlara karşın, bu ülkenin yurttaşlarıyız; birbirimizi anlamaya, tanımaya, bilmeye zorunluyuz…

***

Ülkemizin ‘en’ büyük zorunu ‘işsizlik’. Bunu yok saymak, bu ülkenin yurttaşlarını bir yandan tanımamak, bir yandan da bilmemekle tanımlandırılacağı gibi ‘şaşırmanın’, ‘şaşkına dönmenin’ de alt basamağına güç kazandırır.

İŞKUR Genel Müdür Yardımcısı Cafer Uzunkaya, düzenlediği bir toplantıda “İstihdam meselesi, işsizlik meselesi sadece bugünün değil, dünün değil yarının da en büyük meselesi olmaya devam edecek. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki yeryüzündeki kaynaklar sınırlı, insan arzu ve istekleri ise sonsuz. Sonsuz isteklerle sınırsız isteklerle kıt kaynakları buluşturup, hayatı idame ettirebilmek, elbette devlet aklının, millet aklının, yönetim aklının neticesidir. Türkiye olarak son dönemde birçok meselede olduğu gibi işsizlik ve istihdam meselemiz ile ilgili çok büyük mesafeler aldığımız gerçeğini ifade etmek isterim. Tabi dün açıklanan işsizlik rakamları yüzde 12’leri göstermiş olsa da rakamları gerçek bağlamında değerlendirmek lazım” diyor.

Uzunkaya’nın açıklamasını okurken ‘gerçeği, gerekli olanı ayıramayacak duruma geldiğim’ gibi, bir de şaşkına döndüm! Dünün, bugünün sorunu olmayan ‘işsizlik’ yaşanacak yılların da ‘sorunu’ olarak varlığını sürdürecek; bunu söylüyor!

Yeryüzü ‘kaynaklarının’ sınırlı olması, gereksinmelerinde sonsuz olması nedeniyle; ‘yazgıcı’ bir bakış açısının kapısını aralayarak ‘bugün zannedildiği gibi üniversite öğrencilerimizin de bir iş bulma probleminden söz etmemiz mümkün değildir’ demeyi de savsaklamayan birinin ‘ülke’ gerçeğine bakışı ‘şaşkına dönmemize’ yetiyor.

***

İŞKUR ne yapıyordu? İŞKUR’un görev alanı neydi?

* Ülkedeki işgücünün sürekli çalışabilecekleri, ekonomiye katkıyla birlikte ortamın oluşturulmasını, korunmasını sağlamak,

* İşsizlik sigortasını yürüterek, İş gücü piyasası verilerini, hem yerel hem de ulusal anlamda derlemek, analiz etmek, yorumlamak, yayınlamak; İşgücü Piyasası Bilgi Danışma Kurulunu oluşturmak, Kurul çalışmalarını koordine etmek, iş gücü arz- talebinin belirlenmesine yönelik iş gücü gereksinim analizlerini yapmak, yaptırmak

*  Meslek analizleri yapmak-yaptırmak, iş danışmanlığı hizmetleri vermek-verdirmek, iş gücünün istihdam edilebilirliğini artırmaya yönelik iş gücü yetiştirme, mesleki eğitim ile iş gücü uyum programları geliştirmek-uygulamak, istihdamdaki iş gücüne gerekli olan eğitim seminerleri düzenlemek, işçi isteme-iş aramanın düzene bağlanmasına ilişkin çalışmaları yürütmek.

* Avrupa Birliği ile uluslararası kuruluşların iş gücü, istihdamına, çalışma yaşamına ilişkin olarak almış oldukları kararları izlemek, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin taraf olduğu Kurumun görev alanına giren ikili, çok taraflı anlaşma, sözleşme kararlarını uygulamak.

Bu sayılan görev alanlarına dayanarak İŞKUR’un, Türkiye İstatistik Kurumu verilerini yok sayması, TİK’in verilerini yadsıyacak açıklamalar yapması ‘şaşırmamıza’, ‘şaşkına dönmemize’ en büyük neden! TİK’in en son verisi şöyle: aralıkta işsizlik bir önceki yılın aynı ayına göre 1,9 puanlık artışla yüzde 12,7 ile 7 yılın zirvesine yükseldi, geçen yılın kasım ayında işsizlik yüzde 12,1 düzeyindeydi.

Uzunkaya’nın açıklaması arasında iki noktaya dikkat çekmek gerekiyor:

İlki, ‘ son dönemde birçok meselede olduğu gibi işsizlik ile istihdam meselemiz ile ilgili çok büyük mesafeler aldığımız gerçeğini’ diye başladığı tümcesini sürdürürken yine TİK’in verilerini yadsımakla birlikte, büyüyen işsizliği ‘çok büyük mesafeler alındı’ biçiminde yorumlaması şaşkınlık gerekçem…

İkincisi, ‘bugün zannedildiği gibi üniversite öğrencilerimizin de bir iş bulma probleminden söz etmemiz mümkün değildir’ diye bir tümce kuruyor olması ‘şaşkına dönme’ durumumuz…

***

‘Şaşkınlık, şaşkına dönmek’ doğruyu, gerçeği, olanları birbirinden ayıramamakla birlikte, beklenmedik bir olay karşısında tutumumuzsa eğer; bu tutumumuzun nedeni de ortadaysa eğer; içinde bulunduğumuz bu olgudan kurtulmanın ya da kurtulamamanın yolu önümüzde duran seçimin içinde olduğunu görmemiz gerekmektedir.

İşsizliğin büyük oranda çözüldüğünü söyleyen bir yapının, işbaşında olmasının kimin yararına uğraş verebileceğini görmek için sokağa inmek yetmesine karşın; salt beyinleri sulandırmak ‘tozpembe’ düşlerin içerisinde yitilmesine izleyici kalıp, işbaşında bulunan güce yalakalık yapmak, yurttaşta ‘şaşkınlık yaratmaktan’ başka bir amaç için değildir.

Sokaklar ‘genç’ işsizlerle, bunu da geçelim ‘işsizliği meslek edinmiş’ gençlerle dolu taşarken; kısa bir süre önce, kodaman takımlarıyla yapılan toplantılarda sözde binlerce ‘istihdam’ yaratılacağı açıklanmıştı. Adana’da bile onbeşbin kişiye iş olanağı sağlanacağı söylenmişti. Aradan geçen bir aylık zamanda kimseden bir ses yok!

Genç nüfus gördükleri eğitimin içini dolduramamaktan, onca yıldır aldıkları eğitimin yaşamlarına değer katmamasından dolayı ‘sorunlar’ yaşarken ‘üniversite mezunlarının iş bulma sorunlarının’ olmadığını söyleyebilen ‘gücü’  ellerinde bulunduranların toplumda oluşturdukları ‘travmayı’ unutmamak gerek!

Olanlar karşısında ‘şaşırmak’, ‘şaşkına dönmek’ ile iç içe olan toplumların gelecek korkusu içerisinde yaşamını sürdürebilmesi ne denli ‘ilkyaz’ güzelliğini taşıyacak; düşünelim…

190317

 

 

 

 

 

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP