Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




Oktay EROL
Oktay EROL

Algı değişir, önemli olan kendini bilmektir!

“İnsan, gördüğü her şeyi olduğu gibi değil; bilgi birikimi, yaşam deneyimi, değerleri, beklentileri ile içinde bulunduğu sosyal çevre üzerinden yorumlar. Aynı olaya tanıklık eden iki kişinin farklı sonuçlara ulaşmasının nedeni de budur. Algı, yalnızca gözle görüleni değil, belleğin onu nasıl işlediğini de kapsar.” Dünkü yazıdan üç tümce… Birikimin, bilginin, yaşanmışlıkların insanın dünyayı algılayışını biçimlendirdiğini belirtmiştim. “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu” sözü boşuna söylenmemiştir. Yunus Emre’nin, “ilim ilim bilmektir/ ilim kendin bilmektir/ sen kendin bilmezsen/ ya nice okumaktır” dizeleri de bilginin yalnızca öğrenmek olmadığını, insanın kendisini, çevresini anlamasıyla değer kazandığını anlatır.

Bir de “algı yönetimi” vardı. Bunu, “bir bilgi gizlenir, bazen önemsiz bir ayrıntı büyütülür, bazen de olayın bütünü değiştirilerek farklı bir anlam oluşturulur” sözleriyle açıklamıştık. Günümüzde algı yönetimi; sosyal medya platformları, dijital haber akışları ve kısa video içerikleri üzerinden daha etkili biçimde yürütülüyor. Yurttaş, bir yandan kendi yaşadıklarını değerlendirme olanağından uzaklaştırılırken, diğer yandan önüne konulan yapay gündemlerle gerçek sorunlarından koparılıyor. Toplumun gerçek algısı dolaşıma sokulan görüntüler, seçilmiş haber başlıkları ya da anlık tartışmalar mıdır? Hayır, yurttaşın günlük yaşamında saklıdır! Açlıkta, geçim sıkıntısında, işsizlikte, umutsuzlukta, ertelenen beklentilerde kendini gösterir.

***

Ancak algının yönlendirilmesinde yalnızca söylenenler değil, konuşulmayanlar da önemlidir. Çünkü toplumun hangi konular üzerine düşündüğünce, hangi konuların geri plana itildiği de önem taşır. Geçtiğimiz günlerin yurttaşın yaşamını doğrudan ilgilendiren iki önemli konusu vardı. İlki, en düşük emekli aylıklarının 23 bin lirada bırakılmasıydı. Yıllarca çalışmış, prim ödemiş milyonlarca emeklinin geçim koşullarını ilgilendiren bu karar, toplumun geniş katmanlarında karşılık bulması gereken bir başlıktı.

Diğer konu ise Irak-Türkiye ham petrol boru hattına ilişkin yeni gelişmeydi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, Türkiye aleyhine verilen 1 milyar 471 milyon dolarlık ödeme kararının kaldırılması için Paris’te açılan davanın yitirildiğini açıkladı. Milyarlarca dolarlık bir kamu kaynağını ilgilendiren bu konu da hak ettiği ölçüde tartışılmadı.

Buna karşın günler boyunca Haluk Levent ile Ahbap Derneği soruşturması gündemin odağında yer aldı. Elbette her soruşturma toplumun bilgi edinme hakkı açısından önemlidir. Ancak yurttaşın cebini, sofrasını, geleceğini doğrudan ilgilendiren konuların kısa sürede geri plana düşmesi, üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur. Çünkü algının yönlendirilmesi yalnızca bir konunun öne çıkarılmasıyla gerçekleşmez. Bazen önemli bir başlık yeterince görünür olmaz. Bazen de toplumun günlük yaşamını belirleyen gerçek sorunlar, daha kolay tüketilen tartışmaların gölgesinde kalır. Oysa yurttaşın gerçek gündemi; ekranlarda en çok yer alan başlıklar yerine, kendi yaşamında karşılık bulan sorunlarda saklıdır. Pazar filesinde, kira hesabında, emeklinin geçim çabasında, gencin geleceğe ilişkin kaygısında kendini gösterir.

***

Algılar değişebilir, gündemler değiştirilebilir. Ancak yurttaşın yaşam gerçeği değişmez. Ay sonunu getiremeyen emeklinin kaygısı, çocuğunun geleceğini düşünen anne babanın yaşadığı çıkmaz, geçim sıkıntısı sarmalından çıkamayan çalışanın yükü bir haber başlığıyla ortadan kalkmaz. Bir toplumun gerçek ölçüsü, yalnızca gün boyunca konuşulan konularla tutsak edilemez. Asıl ölçü, insanların nasıl yaşadığıdır. Sofrasındaki eksilme, alım gücü, geleceğe ilişkin umudu, yarına ilişkin beklentisi o toplumun gerçek fotoğrafını gösterir.

Bu nedenle yurttaşın kendi yaşamından koparılmaması gerekir. Çünkü gerçeklerden uzaklaşan her algı, bir süre sonra yerini hayal kırıklığına bırakır. Görünen ile yaşanan arasındaki fark büyüdükçe, toplumun güven duygusu da yara alır. Unutulmamalıdır ki algılar değişir, gündemler unutulur; ancak insanların yaşadığı gerçeklerin oluşturduğu yaralar büyür gider! Yunus’un vurguladığı insanın kendini bilmesi, kendi yaşam gerçeğine sahip çıkması, onu algı yönlendirmelerinin etkilerinden korur. Filesindeki boşluğu, mutfağındaki eksilmeyi, geçim zorluğunu doğrudan yaşayan kişi, ekranlardan yayılan yapay masallara inanmaz. Öz bilincine ulaşan, kendi durumunu doğru değerlendiren kişi, dışarıdan gelen yönlendirmelere karşı aşılmaz bir korunak oluşturur. Algılar uçup gider; geriye halkın kendi çıplak gerçeği kalır. 150726

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER