Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




Ömer ALPDOĞAN
Ömer ALPDOĞAN

Turancı sosyalizmin önderi Sultan Galiyev 134 yaşında

Türk dünyasının en tartışmalı, en özgün ve en cesur fikir insanlarından biri olan Mirsaid Sultan Galiyev’in doğumunun üzerinden 134 yıl geçti. 13 Temmuz, yalnızca bir doğum yıldönümü değil; Doğu halklarının kaderi, sömürgecilik karşıtlığı, ulusal uyanış ve bağımsızlık arayışları üzerine derin izler bırakmış bir düşünce adamını yeniden anımsanma fırsatıdır.

Sultan Galiyev, yaşadığı dönemin kalıplarına sığmayan bir addı. O, Çarlık Rusyası’nın baskısı altında yaşayan Türk halklarının sorunlarını Marksist düşünceyle harmanlayarak farklı bir siyasal çizgi geliştirdi. Avrupa merkezli klasik Marksist yaklaşımlara karşı, sömürge halklarının ve ezilen ulusların mücadelesini merkeze alan bir anlayış ortaya koydu.

Onun en büyük iddiası; kendi tarihine, kültürüne ve kimliğine sahip çıkan, siyasal iradesini kendi elinde tutan, dünyadaki gelişmeler karşısında edilgen değil etkin bir Türk ve Doğu dünyası fikriydi. Sultan Galiyev’in hayali, yalnızca bir coğrafi birlik değil; ortak belleğe, ortak mücadeleye ve ortak geleceğe dayanan güçlü bir uygarlık tahayyülüydü.

Bugün üzerinden 134 yıl geçmesine karşın Sultan Galiyev yol göstermeye devam ediyor. Çünkü büyük fikirler, yalnızca ortaya çıktıkları dönemi değil, sonraki kuşakların düşünce dünyasını da etkiler. Onun ortaya koyduğu anti-emperyalist tezler, ulusal bağımsızlık mücadeleleri yürüten birçok hareket için ilham kaynaklarından biri oldu.

Sultan Galiyev’in düşünceleri, özellikle 20. yüzyılın sömürgecilik karşıtı hareketleri üzerinde etkili oldu. Doğu halklarının bağımsızlık mücadelesini önceleyen yaklaşımı, Asya ve Afrika’daki birçok devrimci hareketin tartışma alanına girdi. Ho Şi Minh başta olmak üzere Üçüncü Dünya devrimci hareketlerinin liderleri, emperyalizme karşı verilen mücadelelerde benzer fikirlerden etkilendiler. Galiyev’in “ezilen halkların kendi kaderini tayin etme” düşüncesi, dünya siyasetinde önemli bir tartışma başlığı haline geldi.

Ancak Sultan Galiyev’in yaşamı da tıpkı fikirleri gibi büyük mücadelelerle doluydu. Sovyet Devrimi’nin ilk yıllarında önemli görevler üstlenen Galiyev, Stalin döneminde merkezi yönetimle fikir ayrılıkları yaşadı. Türk ve Müslüman halkların daha fazla siyasal ve kültürel özerklik kazanmasını savunması, dönemin Sovyet yönetimi tarafından tehdit olarak görüldü. Tutuklandı, yargılandı ve sonunda Stalin döneminin siyasal tasfiyelerinden biri haline geldi.

Onun adı, yalnızca bir siyasal hareketle değil, bir düşünsel mirasla anılmaktadır. Sultan Galiyev, ulusal kimlik ile sosyal adalet arayışını aynı potada eritmeye çalışan özgün bir fikir insanıydı.

Bu mirasın Türkiye’deki yansımaları da ayrı bir tartışma konusudur. 1920 yılında Bakü’de kurulan Türkiye Komünist Partisi çevresinde yer alan bazı isimler, dönemin uluslararası devrimci hareketleriyle bağlantılıydı. Karadeniz’de katledilen Mustafa Suphi, Ethem Nehjat, Baheddin, Kâzım Hulusi, Kıralioğlu Maksut, Hilmioğlu İsmail Hakkı, Ahmet oğlu Hayrettin, Mehmet oğlu İsmail Hakkı, Emin Şefik, Ahmet oğlu Süleyman Tevfik, Ali oğlu Kâzım, Hatipoğlu Mehmet, Hacı Mustafa oğlu Mehmet, İbrahim oğlu Cemil Nazmi, Mehmet oğlu Dr. İsmail Hakkı da Türkiye’deki erken dönem sosyalist hareketin sembol isimleri arasında yer aldı. Mustafa Suphi, Ethem Nejat ve arkadaşlarının trajik ölümü, Türkiye siyasal tarihinin en acı olaylarından biri olarak hafızalarda yerini korumaktadır.

Tarih, yalnızca kazananların değil; fikirleri uğruna mücadele edenlerin de öyküsüdür. Sultan Galiyev, bugün farklı siyasi çevreler tarafından farklı biçimlerde yorumlansa da, 20. yüzyılın en özgün siyasal düşünürlerinden biri olarak tarih sahnesindeki yerini korumaktadır.

Onun bize bıraktığı en önemli miras belki de şudur: Bir halkın geleceği, yalnızca başkalarının kararlarına bırakılamaz. Kimlik, özgürlük, adalet ve bağımsızlık arayışı, insanlık tarihinin en güçlü dinamiklerinden biridir.

134 yıl sonra Sultan Galiyev’in adı hâlâ tartışılıyor, fikirleri hâlâ konuşuluyor. Çünkü bazı insanlar yalnızca yaşadıkları döneme değil, gelecek kuşakların düşünce dünyasına da iz bırakırlar.

Mirsaid Sultan Galiyev’i, Neriman Nerimanov’u ve Karadeniz’de hayatını kaybeden Mustafa Suphi ile arkadaşlarını; düşünceleri, mücadeleleri ve tarihe bıraktıkları izlerle saygıyla anıyoruz.

Büyük fikirler ölmez; yalnızca yeni kuşaklarla yeniden anlam kazanır.

Yolumuzu aydınlatmaya devam eden kahramanlara bin selam!

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER