Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




Mekin ŞAHİN
Mekin ŞAHİN

Siyasetin ahlakı, rant düzeni ve mücadele kararlılığı

Toplumların kaderini belirleyen en önemli alanlardan biri siyasettir. Siyaset; makam, servet ve ayrıcalık üretme aracı değil, halka hizmet etme sorumluluğudur. Gücünü halktan alanların, o gücü yeniden halka hizmet için kullanması gerekir.

Ne var ki siyaset, ideolojiden ve ahlaktan uzaklaştığında, kamu yararının yerini kişisel çıkarlar almaya başlar.

Bir siyasetçinin ahlakı yoksa, düşüncesi de ideali de zamanla yok olur. O noktadan sonra siyaset, ilke mücadelesi olmaktan çıkar; koltuğu koruma ve çıkar ilişkilerini sürdürme aracına dönüşür.

Partiler farklı görünse de kişisel menfaat etrafında oluşan ilişkiler ağı, zaman zaman siyasi sınırları aşabilir. Bunun toplumda oluşturduğu algı ise adalet duygusunu zedeler, yönetime güveni azaltır ve demokratik kurumlara olan inancı sarsar.

Kamu kaynaklarının adil kullanılması yerine rantın belirleyici olduğu anlayış güç kazandığında, şehirler de insanlar da kaybeder.

İmar kararları, büyük projeler, kamu ihaleleri ve ekonomik ayrıcalıklar sürekli tartışma konusu olur. Şeffaflık ortadan kalktığında dedikodular büyür, güven küçülür.

Bugün Türkiye’nin en önemli ihtiyacı; daha fazla kutuplaşma değil, daha fazla hukuk, daha fazla hesap verebilirlik ve daha fazla şeffaflıktır.

Kim olursa olsun, hangi siyasi görüşten gelirse gelsin, kamu gücünü kişisel çıkar için kullandığı iddia edilen herkes bağımsız yargı önünde hesap verebilmelidir. Hukukun üstünlüğü kişiler arasında değil, ilkeler arasında taraf olmalıdır.

Rant düzeni yalnızca ekonomik bir sorun değildir; aynı zamanda ahlaki ve siyasal bir çürümenin göstergesidir. Çıkar ilişkilerinin hâkim olduğu yerde liyakat geriler, emek değersizleşir ve gençlerin geleceğe olan umudu zayıflar.

Böyle bir düzende eleştirenler susturulmaya, sorgulayanlar suçlanmaya çalışılır.

Oysa demokrasilerde eleştiri düşmanlık değil, denetimin en güçlü aracıdır.

Biz siyaseti kişiler üzerinden değil, ilkeler üzerinden okuruz.

Bugün bir isim gider, yarın başka bir isim gelir. Değişen kişiler olabilir; ancak değişmemesi gereken şey dürüstlük, adalet ve halkın çıkarını önceleyen siyaset anlayışıdır.

Ailemiz yıllardır siyasetin içinde mücadele etti. Dostluğu da gördük, ihaneti de. Bu nedenle yolumuzu kişiler değil, değerler belirledi.

Kimsenin hakkına göz dikmedik; kimsenin de hakkımızı yok saymasına izin vermedik.

Biliyoruz ki mücadele eden herkes zaman zaman düşer. Önemli olan düşmemek değil, her düştüğünde yeniden ayağa kalkmaktır.

Kaybetmekten korkuyorsan kaybet. Düşmekten korkuyorsan düş. Yaralanmaktan korkuyorsan yaralan. Sonra iyileş, yeniden ayağa kalk ve yeniden yürü. Çünkü mücadeleyi bitiren yenilgi değil, umudunu kaybetmektir.

Biz korkuya teslim olmayacağız. Çıkar hesaplarına da teslim olmayacağız. Siyaseti ideolojik duruş, ahlaki sorumluluk ve halkın çıkarı ekseninde yapmaya devam edeceğiz. Çakallığın siyasetine değil, onurlu mücadelenin siyasetine inanıyoruz.

Türkiye’nin ihtiyacı, kişilere bağlı siyaset değil; kurumları güçlü, hukuku bağımsız, hesap verebilir ve şeffaf bir demokrasi düzenidir.

Gerçek değişim ancak böyle mümkündür.

Bizim yolumuz bellidir.

Değişen yalnızca önderlik yapanların isimleri olur; değişmeyen ise halktan yana duruşumuz, adalet arayışımız ve mücadele kararlılığımızdır.

Ve zamanı geldiğinde, kamu yararını ilgilendiren her konuyu, elimizdeki bilgi ve belgeler çerçevesinde toplumla paylaşmaya devam edeceğiz.

Çünkü inanıyoruz ki gerçeklerin en güçlü tanığı zamandır; zamanı geldiğinde hakikat mutlaka görünür olur.

 

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER