Türk dünyasının en büyük ortak zenginliği hiç kuşkusuz ortak tarih, ortak kültür ve ortak dildir. Yüzyıllar boyunca farklı coğrafyalarda yaşayan Türk toplulukları, zaman içinde farklı abeceler kullanmak zorunda kaldılar. Bu durum, aynı kökten gelen halkların birbirlerini anlamasını ve ortak kültürel üretimlerini de zorlaştırdı.
Son yıllarda ise Türk dünyasında dil ve alfabe birliğinin sağlanmasına yönelik önemli girişimler dikkat çekiyor. Türkiye’nin de geçtiğimiz aylarda Türk alfabesi konusunda attığı adımlar, bu sürecin önemli halkalarından biri olmuştu.
Bazen bir ulusun geleceğini belirleyen kararlar büyük meydanlarda alınmaz. Ne tanklar yürür ne de toplar konuşur. Bir yasa çıkar, birkaç harf değişir; fakat aslında değişen yalnızca abece değildir. Değişen, geleceğe bakışın kendisidir.
İşte Özbekistan’ın aldığı abece kararı tam da böylesine tarihsel bir adımdır.
Türk dünyasında yıllardır konuşulan ortak dil ve ortak abece hedefi, uzun süre dileklerinin ötesine geçemedi. Zirvelerde bildiriler yayımlandı, akademik toplantılar düzenlendi, ortak komisyonlar kuruldu. Ancak somut adımlar sınırlı kaldı.
Bu kez farklı oldu.
Özbekistan Parlamentosu’nun alt kanadı Yasama Meclisi’nin kabul ederek Senato’ya gönderdiği yasa tasarısıyla Özbek abecesinde köklü bir değişikliğe gidiliyor. Bugüne kadar 26 harf ve üç harf birleşiminden oluşan sistem yerine, 28 harf ve bir işaretli karakterden oluşan yeni alfabe kabul ediliyor. Böylece Özbek alfabesi, Türkiye’de kullanılan Türk Türk abecesiyle eşleştiriliyor. “G'” yerine “Ğ”, “O'” yerine “Ö”, “Sh” yerine “Ş”, “Ch” yerine “Ç” kullanılacak; “Ng” harf birleşimi ise abeceden çıkarılacak.
İlk bakışta teknik bir düzenleme gibi görülebilir.
Oysa konu teknik değil, stratejiktir.
Çünkü abece, bir ulusun yalnızca yazı sistemi değildir; belleğidir, kimliğidir, uygarlık hayalidir. Aynı kökten gelen halkların birbirlerinin kitaplarını rahatça okuyabilmesi, ortak bilim üretmesi, kültürel bağlarını güçlendirmesi ve dijital çağda daha güçlü iletişim kurabilmesi için ortak abece vazgeçilmez bir araçtır.
Dünyaya baktığımızda bunun sayısız örneğini görüyoruz. Ortak dil ve ortak yazı sistemi, ulusların arasındaki ekonomik ilişkileri de hızlandırıyor, kültürel etkileşimi de güçlendiriyor.
Türk dünyasının bugün yaklaşık 300 milyonluk nüfusu, geniş coğrafyası ve artan ekonomik potansiyeli düşünüldüğünde, ortak abece artık romantik bir ideal değil; stratejik bir ihtiyaçtır.
Özbekistan bunu gördü.
Üstelik bu dönüşümü acelecilikle değil, planlı bir şekilde gerçekleştiriyor. Resmî belgeler, banknotlar, kurum logoları ve diğer materyaller belirli bir geçiş sürecinde kullanılmaya devam edecek. Böylece hem yurttaş mağdur edilmeyecek hem de kamu bütçesine gereksiz yük bindirilmeyecek.
Bu yaklaşım, devlet aklının nasıl çalışması gerektiğini de gösteriyor.
Dikkat çeken bir başka husus ise yasa tasarısının kamuoyunda uzun tartışmalar yaşanmadan kabul edilmesi oldu. Bu durum, Özbekistan’ın dil politikalarını günlük siyasal tartışmaların ötesinde, ulusal bir sorun olarak gördüğünü gösteriyor.
Elbette ortak abece tek başına bütün sorunları çözmeyecektir. Ancak ortak düşünmenin, ortak üretmenin ve ortak geleceği inşa etmenin kapısını aralayacaktır.
Türk Devletleri Teşkilatı’nın siyasal ve ekonomik iş birliğini her geçen gün geliştirdiği bir dönemde kültürel bütünleşmenin de aynı hızla ilerlemesi gerekiyor. Bunun yolu da önce birbirimizi daha kolay okuyabilmekten, anlayabilmekten geçiyor.
Özbekistan’ın attığı bu adım, diğer Türk cumhuriyetleri için de güçlü bir örnek olmalıdır.
Çünkü Türk dünyasının geleceği yalnızca enerji koridorlarında, ticaret anlaşmalarında ya da savunma projelerinde şekillenmeyecek; aynı zamanda ortak kültürde, ortak eğitimde ve ortak yazıda yükselecektir. Abece, sadece harflerden ibaret değildir. Bir ulusun belleğini, kültürünü ve geleceğini biçimlendiren en önemli araçlardan biridir. Aynı kökten gelen halkların birbirlerinin kitaplarını daha rahat okuyabilmesi, bilimsel çalışmalarını paylaşabilmesi, ortak yayınlar hazırlayabilmesi ve dijital dünyada daha güçlü iş birliği kurabilmesi için ortak abece büyük önem taşımaktadır.
Türk Devletleri Teşkilatı’nın her geçen gün ekonomik, siyasi ve kültürel iş birliğini artırdığı bir dönemde, dil ve alfabe birliğine yönelik atılacak adımlar da bu bütünleşmenin en sağlam temellerinden biri olacaktır.
Özbekistan’ın attığı bu cesur ve vizyoner adım, yalnızca kendi geleceği açısından değil, bütün Türk dünyası adına da tarihsel bir gelişmedir. Dileğimiz, Kazakistan başta olmak üzere diğer Türk cumhuriyetlerinin de benzer düzenlemeleri yaşama geçirerek ortak abece hedefini gerçeğe dönüştürmeleridir.
Bir harfi değiştirmek kolaydır.
Zor olan, ortak bir gelecek hayal edebilmektir.
Özbekistan, işte o hayalin peşinden gitme cesaretini gösterdi.
Dileriz ki bu cesaret, Türk dünyasının tamamına ilham verir.
Çünkü aynı tarihi paylaşan halkların, aynı harflerde buluşması yalnızca bir abece reformu değil; geleceğe bırakılacak en güçlü kültürel miraslardan biridir.
Ortak abece; ortak kültürün, ortak geleceğin ve ortak idealin en güçlü köprülerinden biridir. Özbekistan bu köprünün inşasında önemli bir adım attı. Şimdi sıra, Türk dünyasının diğer ülkelerindedir






























