Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




Mekin ŞAHİN
Mekin ŞAHİN

Her şeyi yaratan halkın gücüdür

Siyasetin gerçek kaynağı ne sermayedir, ne makamdır, ne de kişisel iktidar arayışlarıdır. Tarihin her döneminde değişimi yaratan, devletleri yeniden şekillendiren ve toplumlara yön veren asıl güç halkın örgütlü iradesi olmuştur.

Bu nedenle siyasetin temel dayanağı da halk olmalıdır.

Bugün Türk siyasetinin içine sürüklendiği çıkmazın en önemli nedenlerinden biri, feodal siyaset anlayışının hâlâ etkisini sürdürüyor olmasıdır.

Kişilere dayalı, koltuk merkezli ve örgütü ikinci plana iten anlayış, demokratik siyaseti zayıflatmış; toplumsal enerjiyi ise büyük ölçüde tüketmiştir.

Buna rağmen yaşanan deneyimlerden yeterince ders çıkarılmaması, aynı yanlışların tekrar edilmesine yol açmaktadır.

Bazı siyasetçiler, sahip oldukları makamın kendilerine sınırsız bir toplumsal güç verdiğini düşünmektedir. Oysa halk, kişilerin arkasından değil; ilkelerin, programın ve güven veren örgütlü mücadelenin arkasından yürür. Siyaseti yalnızca oturduğu koltuğun sağladığı güçle yürüttüğünü sananlar, günü geldiğinde o koltuğun ne kadar geçici olduğunu da görmek zorunda kalacaktır.

Cumhuriyet Halk Partisi yeniden halkçı ve devrimci bir güç olacaksa, bunu yalnızca seçim dönemlerinde yükselen sloganlarla başaramaz.

Gerçek güç; çağın ihtiyaçlarına cevap veren bir programda, yatay ve dikey örgütlenmeyi esas alan güçlü bir örgüt yapısında ve emek dünyasıyla kuracağı sürekli, ilkeli ve üretken ilişkilerde saklıdır. Halktan kopuk hiçbir siyasal hareket uzun vadede başarı sağlayamaz.

Kişilere karşı olmak siyaset değildir. İnsanlar gelir, görev yapar ve ayrılır. Esas olan ilkelerdir. İlkesiz siyaset ise günü kurtarabilir; ancak geleceği kuramaz.

“Bekle gör” anlayışıyla hareket edenler, mücadeleye yön veremez. Çünkü mücadele kararlılık, cesaret ve sorumluluk ister. Yol arkadaşlığı da ancak ortak ilkeler etrafında anlam kazanır.

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun son dönemde yaptığı değerlendirmelerde bireysel egemenlik anlayışını eleştirmesi ve örgütün belirleyici rolüne dikkat çekmesi bu açıdan önemlidir. Özellikle belediye başkanlarının örgütün üzerinde konumlanmasına yönelik eleştirileri, parti içi demokratik dengeyi yeniden kurma arayışının bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Geçmişte yapılan hataların tekrarlanmaması için örgütün iradesini güçlendiren her adım değerlidir. Elbette bunu görebilenler için.

Örgüt canlı bir organizmadır. Tepeden tırnağa birbirine bağlıdır. Bir organ zayıfladığında bütün yapı etkilenir. Sağlıklı bir örgüt; uyum, disiplin ve ortak hedeflerle ayakta kalır. Bu nedenle yıllardır dile getirdiğimiz üç temel eksen bugün de güncelliğini korumaktadır: İdeolojik birlik, siyasi birlik ve örgütsel birlik.

Bu üç eksenden biri eksik olduğunda siyasal yapı bütünlüğünü kaybeder. Bugün CHP’nin en önemli sorunlarından biri de ideolojik birlik konusundaki eksikliktir.

Çünkü partinin geleceğe yön veren, toplumu dönüştürecek ve üyelerine ortak bir rota çizecek güçlü bir programı bulunmadığında, boşluğu kişiler doldurmaya çalışmaktadır. Programın yerini kişisel çıkışlar, ortak aklın yerini bireysel hesaplar aldığında ise örgütsel bütünlük zedelenmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci yüzyılı, yalnızca bir zaman dilimi değil; aynı zamanda demokrasi mücadelesinin yeniden tanımlanacağı tarihsel bir dönemeçtir.

Demokrasi sorunu olduğunu söylemek tek başına yeterli değildir.O mücadeleyi verecek örgütü oluşturmak, kadroları yetiştirmek ve toplumsal güveni yeniden inşa etmek zorunludur. Demokrasi, güçlü kurumlar ve örgütlü halk iradesi olmadan kalıcı hâle gelemez.

Bugün ihtiyaç duyulan şey; kişisel hesapları değil, ülkenin geleceğini düşünen bir siyasal anlayıştır. Hukukun üstünlüğünü, sosyal adaleti, üretimi, emeği ve halk egemenliğini esas alan bir yönetim modeli oluşturulmadan Türkiye’nin kronikleşen sorunlarını çözmek mümkün değildir.

Ne yazık ki bu kaygıyı taşıyanların sayısı henüz yeterli değildir. Bu nedenle birçok söylem güçlü bir örgütsel karşılık bulamadığı için havada kalmaktadır.

Biz Kurtuluş CHP’de Platformu olarak doğru bildiklerimizi, eleştirel bir sorumluluk anlayışıyla paylaşmaya devam edeceğiz.

Amacımız kişileri hedef almak değil; düşünce üretmek, örgütü güçlendirmek ve Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında halkçı, demokratik ve devrimci bir yönetim anlayışının önce CHP’de, ardından da Türkiye’nin yönetiminde egemen olmasına katkı sunmaktır.

Hedefimiz; ideolojik olarak tutarlı, siyasi olarak kararlı, örgütsel olarak disiplinli ve halkla bütünleşmiş nitelikli kadroların öncülüğünde çelikleşmiş bir CHP örgütüdür.

Çünkü biliyoruz ki tarihi değiştirenler yalnızca büyük liderler değildir. Tarihi değiştiren, o liderleri de ortaya çıkaran örgütlü halkın gücüdür.

Her şeyi yaratan da, değiştiren de, geleceği kuracak olan da halkın örgütlü iradesidir.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER