Adana’nın Feke ilçesi geçtiğimiz günlerde ilginç bir siyasal transfere tanıklık etti. Seküler milliyetçiliğin temsilcisi olma iddiasındaki İyi Parti’nin Feke İlçe Başkanı Mustafa Avcı, siyasal İslamcı çizgideki Yeniden Refah Partisi saflarına katıldı.
Yeniden Refah Partisi’nin sıradan bir parti değişikliği ve Yeniden Refah’a güç katacak bir katılım gibi gördüğü, partiye yakın çevrelerin ise “siyasi deprem” olarak nitelendirdiği bu transfer, aslında her iki parti açısından da sorgulanması gereken bazı soruları beraberinde getiriyor.
Öncelikle ayrılığın yaşandığı parti olan İyi Parti’ye bakalım.
İyi Parti, kuruluşundan bu yana kendisini seküler milliyetçiliğin adresi olarak tanımlayan bir siyasal hareket. MHP’nin Cumhur İttifakı içinde AK Parti ile kurduğu iş birliğini eleştiren, milliyetçi siyasetin daha seküler ve merkez sağ bir çizgide temsil edilmesi gerektiğini savunan kadrolar tarafından kuruldu. Bu nedenle partinin ilçe başkanlarından da bu siyasi çizgiye uygun bir duruş beklenir.
Peki, kendisini seküler milliyetçi olarak tanımlayan bir partinin ilçe başkanı, nasıl oluyor da siyasal İslamcı kimliğiyle bilinen bir partiye geçiş yapabiliyor?
Burada iki olasılık ortaya çıkıyor.
Ya İyi Parti, iddia ettiği kadar seküler milliyetçi bir parti değildir.
Ya da Mustafa Avcı, aslında siyasal İslamcı düşünceye yakın bir siyasetçiydi ve bu durum bugüne kadar parti içinde göz ardı edildi.
Hangisinin doğru olduğunu ancak İyi Parti yönetiminin yapacağı açıklamalarla öğrenebiliriz. Bu nedenle Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu ve Adana İl Başkanı Batur Eroğlu’nun konuya ilişkin değerlendirme yapmalarının bekliyorum.
Soru basit:
Seküler milliyetçilik iddiasındaki parti mi farklı bir noktada duruyor, yoksa ayrılan ilçe başkanı mı başından beri farklı bir siyasal kimliğe sahipti?
Olayın bir de Yeniden Refah Partisi cephesi var.
Merhum Necmettin Erbakan’ın siyasi mirasını sahiplenen, oğlu Fatih Erbakan liderliğinde “Milli Görüş” çizgisinde siyaset yaptığını ifade eden Yeniden Refah Partisi’nin, seküler milliyetçi bir partinin ilçe başkanını bünyesine katması da dikkat çekici bir durum.
Siyasette farklı görüşlerden kişilerin parti değiştirmesi elbette mümkündür. Ancak ideolojik farklılıkların bu kadar belirgin olduğu iki siyasi çizgi arasındaki geçiş, ister istemez “ilke siyaseti” tartışmalarını gündeme getiriyor.
Bu nedenle söz konusu transfer, bazı çevreler tarafından siyasal bir başarı olarak görülse de, başka bir açıdan bakıldığında ilkelerden çok pragmatizmin öne çıktığı Makyavelist bir politik atılım görüntüsü veriyor.
Sonuçta siyaset, sadece sayı artırma yarışı değil; aynı zamanda fikirlerin ve ilkelerin temsil edildiği bir alan olmalıdır.
Yine de demokratik siyasetin doğasında tercih değişiklikleri vardır.
Biz de Mustafa Avcı’ya ve yeni adresi olan Yeniden Refah Partisi’ne siyasi birlikteliklerinde başarılar ve mutluluklar dileyelim.






























