Yasaların siyasal partiler arasında ayırım yapması nedeniyle kurulduğu günden bu yana kendi öz kaynaklarıyla ve taraftarlarının desteğiyle yoluna devam eden Zafer Partisi ve Genel Başkanı Prof.Dr. Ümit Özdağ, partinin ekonomik durumunu biraz olsun rahatlamak için ilginç bir kampanya başlattı.
Zafer Partisi, bin ilra ve üzerinde bağış yapan tüm destekçilerinde “Zafer Türk Kahvesi” armağan edecek.
Ambalajın üzerindeki Türk yazısının Göktürk abecesiyle “Türük”yazıldığını da belirtelim.
Ümit Özdağ, ilginç kampanyayı şu ifadelerle duyurdu ve destek istedi:
“Büyük Türk Milleti,
Zafer Partisi olarak yola çıkarken yanımızda kalbi Türkiye için çarpan milletimizin duası ve desteği vardı.
Bugün, Hazine’den tek kuruş almadan, sadece sizlerin inancıyla ve desteği ile Türk milletinin çıkarlarını korumak için büyük bir mücadele veriyoruz.
Siz helal rızkınızdan artırıp bu mücadeleye omuz verirken, ben de sizlere bu dayanışmanın nişanesi olarak küçük bir armağan yollamak istiyorum.
Zafer Partisi’nin bu mücadelesine 1.000 TL ve üzeri bağış yapan tüm destekçilerimize Zafer Türk Kahvesi hediye edeceğim.
Sığınmacı ve kaçakların ülkesine döndüğü, sokaklarımızın ve sınırlarımızın güvenli olduğu, adaletin, liyakatin teses edildiği ve Türkiye’nin yeniden kalkındığı, Cumhuriyetin kuruluş esaslarının korunarak, Atatürk Türkiye’nin 21. yüzyıla taşındığı güzel günlerde bu kahveyi ağız tadıyla yudumlamanız dileğiyle…
Zafer Partisi Bağış Hesapları
Hesap Adı: Zafer Partisi
IBAN: TR23 0001 0013 9597 4886 8550 01
Ayrıca yurtdışından bağış yapacak destekçilerimiz için;
USD IBAN: TR 93 0001 0013 9597 4886 85 5002
EURO IBAN: TR 66 0001 0013 9597 4886 85 5003
Ziraat Bankası Swift Kodu : TCZBTR2A
Bağış makbuzlarınızı, adınız, soyadınız, adresiniz ve telefon numaranız ile birlikte [email protected] adresine göndermeniz gerekmektedir”
Bakalım, Zafer Partisi’nin bu ilginç kampanyası yurttaşlardan ne denli ilgi görecek, Zafer Partisini beklediği parasal desteğe ulaşabilecek mi?
Yunanistan Zafer’in yöneticisini ülkeye sokmadı
Türkiye ve Yunanistan iki komşu ülke, ama uygulamaları biribirinden çok farklı.
Örneğin Türkiye’de, devletin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kamal Atatürk, Türk Ordusu, Türk askeri, hatta Türk halkına isteyen ağzına gelen her türlü hakareti yapar ama, bunu karşılığında devletten en küçük bir yaptırımla karşılaşmaz. Bunun son örneğini AK Partili bir kadın belediye meclis üyesinin Atatürk ve Kemalizm ile ilgili kabul edilemez sözlerinde gördük. Hanımefendi, Türk devletinin kurucusuna, toplumun büyük bölümününe hakarete varan sözleri nedeniyle hiç bir yaptırıma uğramadı.
Yunanistan ise, Batı Trakya Türklerinin haklarına sahip çıkan Zafer Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi Prof.Dr. Sevil Sargın ve ailesini kamu düzenine tehdit oluşturdukları gerekçesiyle ülkeye sokmadı.
Prof. Dr. Sevil Sargın ailesi ile birlikte Yunanistan’a giderken Yunan makamları tarafından durduruldu ve güvenlik tehdidi, kamu düzenine tehdit oluşturduğu gerekçesi ile 3 yıl giriş yasağı uygulanacağı kendisine bildirilerek sınırdan geri çevrildi.
Bu giriş yasağının nedeni Sayın Sargın’ın Zafer Partisi heyeti ile bir süre önce Batı Trakya’yı ziyaret ederek Batı Trakya Türklerinin haklarına sahip çıkmasıydı.
Zafer Partisi, Yunanistan’ın bu davranışını sert biçimde eleştirdi. Yapılan açıklamada, “Zafer Partisi Atina’nın Türkiye düşmanı ve Batı Trakya Türklüğünü ezen politikaları devam ettiği sürece eleştirilerini sürdürecek, Batı Trakya Türklüğünün haklarını kararlılıkla savunacaktır” denilerek, Batı Trakyadaki türklerin haklarının sonoua değim savunmaya devam edecekeri mesajını hem Yunanistan’a, hem tüm dünyaya verdi.
Sevil Sargın, diğer bazı siyasetçiler gibi, Rumların, Ermenilerin, Arapların haklarını savunsa, Kürtlere baskı yapıldığını dile getirse, Batı Trakya Türkleri yerine Filistinlilerin haklarının takipçisi olsa Yunanistan’a elinin kolunu sallayarak girer, üstüne de bonus olarak Türkiye’deki bazı kesimlerden büyük övgüler alırdı.






























