Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




Selma ERDAL
Selma ERDAL

Dijital kıyametin fenomenleri!

Mahşerin dört atlısını bilirsiniz; kıtlık, savaş, salgın ve ölüm. Bunlar dünlerde kaldı. Günümüzde mahşerin atları da dijitalleşti; artık hashtag mühendisliği, bot hesaplar, troll orduları ve algoritmik yönlendirme olarak dört nala koşuyorlar. Peki, “dört atlı varsa jokeyleri kim?” diye soranlarınız olabilir. Elbette fenomenler!

Evet, doğru; fenomenler dijital mahşerin yeni at binicileri olarak karşımıza çıkıyor.

Hashtaglerin Lordları: Fenomenler!

Dijital çağdan öncesinde; gündemi belirlemek için bolca toplantı, rapor, analiz yapılırdı. Şimdi bunlara gerek yok. Bir fenomen çıkıp bir hashtag belirliyor, birkaç afili tweet paylaşıyor, hop gündem hazır. Hashtag mühendisliği dediğimiz şey, aslında dijital alanın mucizevi simyasıdır. Bir başka anlatımla “sahte gündemi” “gerçek gündem” gibi sunma sanatı… Hashtag’leri bir tencereye atın, üstüne biraz fenomen tuzu serpin, altını da algoritmik ateşle açın; sonra izleyin. Buyurun size mis gibi yapay gündem, afiyet olsun!

Botlarla Halay Çeken Fenomenler

Fenomenlerimizin takipçilerine hiç dikkat ettiniz mi? “Hacı14567” ya da “Ayse_gh54329” gibi hesaplarla dolup taşar profilleri… Neredeyse bu takipçiler, post modern şiir gibi adları taşırlar; o adların anlamı yoktur, ama güzeldir. İşte bunlar bot hesaplardır. Fenomenler; binlerce bot hesapla halaya durarak yapay kalabalıklar yaratırlar. Bu yapay kalabalıklar aracılığıyla sahte etkileşimler de gerçek gibi görünür. Bir bakmışsınız fenomen, paylaştığı içi boş mesajıyla kahraman oluvermiş!

Troll Ordularının Başkomutanları: Fenomenler

Troller, dijital çağın paralı askerleridir. Anonimdirler, adsızdırlar, her şeyden önemlisi vicdansızdırlar. Çamur atmak onların ulusal sporudur. Fakat troll ordularının dijital alanda etkili olması için başlarına bir komutan gerekir. İşte bu fenomenler burada devreye girer: Troll ordularının üstüne binebilecek kadar cesur, sırtlarını sıvazlayabilecek kadar yüzsüzdürler. Dijital ordularını yürüttükçe yürütürler, linç mangalarının başında ellerinde telefonlarıyla “ateş!” emrini verirler. Arada “ben masumum, onlar yaptı” dese de hepimiz biliriz: O troll ordularını kışkırtan fenomenlerin ta kendileridir!

Algoritmik Tanrıların Peygamberleri

Fenomenler yalnızca insanlarla ilişki kurmazlar; dijital dünyanın gerçek efendileri olan algoritmalara da taparlar. Algoritmaların gözüne girmek için her şeyi yaparlar; sabah kahvaltılarından akşam yemeğine, kedilerinden sevgililerine kadar yaşamlarının her anını tıklama ekonomisine kurban verirler. Fenomenlerin asıl ibadeti “beğeni”ye, “RT”ye ve “takipçi”ye yöneliktir. Çünkü algoritmalar ancak bu tür kurbanlardan hoşlanır. Ki o fenomenler dijital tanrıların sevdiği kullardır; görünürlükle, popülerlikle paraya boğarlar onları… Tek sorun: Algoritmik cennetin kapısı her an değişir, fenomenler de sonsuz bir çırpınış içinde kapının yerini bulmak zorunda kalırlar.

Fenomenlerin Anlam Arayışı

Fenomenler, Mahşerin Dört Atlısının sırtında kahramanca dijital kıyamete doğru koşarken, biz seyirciler olarak merak ediyoruz: Bu fenomenler neden varlar? Dünya barışı için mi? Demokrasi için mi? Çevre sorunları için mi? Elbette ki hayır! Fenomenler, insanlığın en kadim arzusunun beden bulmuş durumudur: Onlar dikkat çekmek için varlar. Sosyal medyanın varoluşsal kaygılarla dolu evreninde fenomenlerin en büyük anlamı; anlamsızlığı paraya ve popülerliğe dönüştürebilmeleridir. Üstelik bunu ustaca ve utanmadan yaparlar.

Sonuç olarak dijital alanın değerli katılımcıları; dijital mahşerin dört atlısının sırtında hoplaya zıplaya gezen fenomenler gerçekte dijital çağın yeni kurtarıcıları ya da süper kahramanları değildir. Onlar, bu absürt tiyatronun gönüllü ve heyecanlı oyuncularıdır. Dijital mahşerin atlarını sürmekten keyif alan, seyirciyi güldüren ama düşününce biraz da canlarını acıtan oyunculardır. En büyük dileğimiz, atların sırtından düştüklerinde yumuşak bir yere düşmeleridir. Yoksa botlar, troll orduları, algoritmalar ve hashtagler onları kurtarmaya yetmez.

Gelin, hep birlikte izleyelim onları ve dijital kıyametin keyfini çıkaralım! Ne de olsa her kıyamet biraz eğlencelidir, değil mi?

 

Didim, 6 Nisan 2025

 

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER