Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




Güneş çarpmasını önemseyin…

Temmuz ayının ikinci yarısıyla birlikte Türkiye, Avrupa’yı etkisi altına alan kavurucu sıcak dalgasının içine giriyor.

Temmuz ayının ikinci yarısıyla birlikte Türkiye, Avrupa'yı etkisi altına alan

Temmuz ayının ikinci yarısıyla birlikte Türkiye, Avrupa’yı etkisi altına alan kavurucu sıcak dalgasının içine giriyor. Yüksek sıcaklıklar toplumsal yaşamı zorlaştırırken, özellikle kronik hastalığı olanlar, yaşlılar, çocuklar ile tarlada, açık alanda alın teri döken emekçiler için sağlık risklerini en üst düzeye çıkarıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Muazzez Caymaz, toplumda sıkça karıştırılan sıcak bitkinliği ile güneş çarpması arasındaki ayrıma dikkat çekerek hayati uyarılarda bulundu.

Sıcak Bitkinliği İle Güneş Çarpmasını Karıştırmayın

Sıcak bitkinliği, vücudun “yoruldum, dinlenmeye gereksinimim var” deme biçimidir. Bu durumda kişide yoğun terleme, halsizlik, yorgunluk görülse de bilinç açıktır. Güneş çarpması ise çok daha ağır, acil müdahale gerektiren bir durumdur.

Vücut sıcaklığının 40 derecenin üzerine çıkması, derinin sıcak ve kuru durum alması, terlemenin durması, kafa karışıklığı, konuşma güçlüğü ya da bayılma gibi belirtiler, vücudun soğutma sisteminin çöktüğünü gösterir. Bu belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden acil tıbbi yardım istenmelidir.

İlk Müdahalede Buzlu Sudan Kaçının

Güneş çarpmasına uğrayan kişiye ilk müdahale yapılırken şu adımlar izlenmelidir:

Gölgeye Alın: Kişi hemen güneşten uzaklaştırılmalı, serin, gölgelik bir alana çekilmelidir.

Kıyafetleri Gevşetin: Sıkı giysiler gevşetilmeli, vücudun hava alması sağlanmalıdır.

Serin Su Püskürtün: En etkili yöntem, kişinin üzerine serin su püskürterek yelpaze ya da vantilatörle buharlaşmayı sağlamaktır.

Buzlu Su Tehlikesi: Kişiyi buzlu suya sokmak büyük bir yanlıştır. Ani soğuk, damarların büzülmesine yol açarak vücut iç sıcaklığının düşmesini zorlaştırır.

Sıvı Verirken Dikkat: Bilinci tam açık olmayan kişilere ağızdan su verilmemelidir; sıvı soluk borusuna kaçabilir.

Kronik Hastalar, Emekçiler Aşırı Sıcaklarda Dahasında Dikkatli Olmalı

Tansiyon, şeker, kalp rahatsızlığı bulunan bireyler sıcak havalarda çok daha büyük risk altındadır. Yüksek sıcaklık, vücudun sıvı, mineral dengesini hızla bozabilir. Kimi ilaçlar susama duygusunu bastırabilir ya da terleme düzenini bozabilir. Bu gruptaki yurttaşların, olabildiğince 11.00 – 16.00 saatleri arasında güneş altında bulunmamaları gerekir.

Güneş çarpması atlatan kişilerin ise hemen eski yoğun çalışma temposuna dönmemesi önem taşıyor. Vücut ısısını düzenleyen mekanizmalar birkaç gün boyunca duyarlı kalacağı için en az iki, üç gün serin ortamlarda dinlenmek gerekir.

Sadece Su Tüketmek Yetmez: Mineral Dengesini Koruyun

Yüksek sıcaklıkta terleme yoluyla yalnızca su değil; sodyum, potasyum gibi vital mineraller de yitirilir. Yalnızca su içmek, kandaki sodyum oranının aşırı düşmesine yol açabilir. Bu nedenle:

Suyun yanında soda (maden suyu) ya da ayran gibi mineral desteği sağlayan doğal içecekler seçilmelidir.

Şekerli, gazlı, yapay içeceklerden uzak durulmalıdır.

Tarlada, toprak başında, açık alanda çalışan üreticilerimiz gölge molalarını artırmalı, sıvı eksikliğini mineral takviyeleriyle desteklemelidir.

güneş çarpması, sıcak bitkinliği, yaz sıcakları, kronik hastalıklar, mineral dengesi, sağlık uyarısı, emekçi sağlığı, iklim krizi

Caymaz, şunları söyledi: 

Vücut ısısının 40 derecenin üzerine çıkması, cildin sıcak ve kuru hale gelmesi, terlemenin durması, kafa karışıklığı, konuşma bozukluğu veya bayılma gibi belirtiler vücudun soğutma sisteminin çöktüğünü gösterir. Bu noktada zaman kaybetmeden acil tıbbi yardım alınmalıdır.

En etkili yöntem, kişinin üzerine serin su püskürtmek ve vantilatör ya da yelpaze yardımıyla buharlaşmayı sağlamaktır. Ancak kişiyi buzlu suya sokmak en büyük hata olur. Ani soğuk, damarların büzülmesine neden olarak vücudun iç ısısını düşürmeyi zorlaştırabilir. Ayrıca bilinci tam açık olmayan kişilere ağızdan su vermek de soluk borusuna kaçma riski nedeniyle tehlikelidir.

Bu kişiler susama hissini geç algılayabilir veya terleme mekanizmalarında sorun yaşayabilir. Kendilerini iyi hissetseler de vücutları alarm vermeye başlamış olabilir. Bu nedenle özellikle saat 11.00 ile 16.00 arasında güneş altında bulunmamaları büyük önem taşır.

Güneş çarpması sonrasında vücut birkaç gün boyunca sıcaklığa karşı daha hassas hale gelir. Bir gün sonra kendinizi iyi hissetseniz bile yeniden uzun süre güneşte kalmanız aynı tablonun daha ağır yaşanmasına neden olabilir. En az iki-üç gün dinlenmek, serin ortamlarda bulunmak ve sıvı dengesini kademeli olarak yerine koymak gerekir.

Yaz aylarında suyun yanında maden suyu veya ayran gibi elektrolit desteği sağlayan içecekler tercih edilebilir. Buna karşılık şekerli ve gazlı içeceklerden uzak durulmalıdır.

Vücudunuz size durmanız gerektiğini söylüyorsa bunu ertelemeyin. Şikâyetleriniz hızla artıyorsa veya bilinç değişikliği gelişiyorsa mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurun.”