Zafer Partisi Genel Başkanı Prof.Dr. Ümit Özdağ son günlerde yaptığı açıklamalarla dikkat çekiyor. Aslında söyledikleri, Türk milliyetçisi çevrelerin uzun zamandır dile getirdiği gerçekler. Ancak bu gerçeklerin Özdağ gibi kamuoyunda etkili bir isim tarafından açık biçimde ifade edilmesi, ister istemez yeni bir farkındalık da oluşturuyor.
Geçtiğimiz günlerde Babala TV yayınında kendisine yöneltilen Sinan Oğan eleştirilerine verdiği cevap bunun en net örneklerinden biri oldu. Özdağ, birçok kişinin beklediği gibi Oğan’ı hedef almadı. Tam tersine, Sinan Oğan’ın cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aldığı oy oranının seçimin ikinci tura taşınmasını sağladığını hatırlatarak, başlangıçtaki temel hedefin zaten bu olduğunu söyledi.
Bu açıklama önemliydi. Çünkü seçim sonrası süreçte birçok çevre, yaşanan bütün gelişmelerin faturasını Sinan Oğan’a kesmeye çalıştı. Oysa gerçekçi değerlendirme yapan herkes biliyor ki, Ata İttifakı’nın o süreçteki temel siyasi başarısı seçimi ikinci tura taşımaktı. Özdağ’ın sözleri, uzun süredir dile getirilen bu gerçeğin açık bir teyidi niteliğindeydi.
Özdağ’ın son dönemde yaptığı diğer iki açıklama ise siyaset sahnesindeki bazı çelişkileri adeta “cuk oturan” ifadelerle ortaya koydu.
Ali Babacan’ın “ülkeyi CHP’ye teslim etmek istemediğini” söylemesine karşılık Özdağ’ın verdiği cevap oldukça dikkat çekiciydi. Özdağ, Babacan’a şu mesajı verdi:
“Bu cümleyi ben kurabilirim. Ancak siz CHP seçmeninin oylarıyla parlamentoya girdiniz. Bugün yapmanız gereken CHP’ye saldırmak değil, saldırıya uğrayan CHP’ye destek olarak vefanızı göstermektir.”
Bu sözler aslında siyasette sıkça unutulan “siyasi vefa” kavramını yeniden gündeme taşıdı. Çünkü seçim dönemlerinde kurulan ittifakların ve alınan desteklerin, işler değişince yok sayılması toplum vicdanında da karşılık bulmuyor.
Özdağ’ın Yavuz Ağıralioğlu hakkındaki değerlendirmesi ise ayrı bir önem taşıyor. Türk milliyetçisi çevrelerin önemli bir kısmının bildiği ama bazı çevrelerin özellikle görmezden geldiği bir gerçeği yeniden hatırlattı.
Yavuz Ağıralioğlu’nun siyasi geçmişine bakıldığında, onun Türk milliyetçiliği çizgisinden farklı bir yerde durduğu açık biçimde görülüyor. Özellikle geçmişte yaptığı açıklamalar ve siyasi tercihleri bu durumu zaten ortaya koymuştu. Bizler biliyoruz ki, BBP ve İyi Parti’de siyaset yaptıktan sonra kendi partisini kuran Yavuz Ağıralioğlu’nun Türk milliyetçiliğiyle uzaktan yakından ilgisi yok. Aksine siyasal islamcı olduğunu hem müslüman olmayan Türkleri Türk ve insan saymadığı, hem partisinin içinde bulunduğu Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na oy vermeyeceğinin, sonrasında her iki turda da Erdığan’a oy verdiğini açıklayarak zaten kanıtlamıştı.
Buna karşın bazı çevreler uzun süredir Ağıralioğlu’nu seküler Türk milliyetçisi tabana pazarlamaya çalışıyor.
İşte tam bu noktada Özdağ’ın şu sözleri dikkat çekti:
“Ben Atatürkçü, Türk milliyetçisi gelenekten gelirim. Yavuz Bey’in ise Atatürkçü Türk milliyetçisi çizgide olmadığını biliyorum. O yüzden Yavuz Bey’le aynı zeminde siyaset yapmıyoruz. Aynı mahallede de siyaset yapmıyoruz.”
Bu ifadeler sert değil ama nettir. Kırıcı değil ama mesajı açıktır. Özdağ burada kimseye hakaret etmeden, siyasi çizgiler arasındaki farkı ortaya koymuştur.
Siyasette insan aynı fikirde olmadığı isimleri de zaman zaman takdir edebilir. Ben de geçmişte birçok konuda eleştirdiğim Ümit Özdağ’ı, son dönemde yaptığı bu üç açıklama nedeniyle kutluyorum. Çünkü siyaset, bazen yüksek sesle bağırmaktan değil; doğru yerde doğru tespiti yapabilmekten ibarettir.
Görünen o ki Özdağ son günlerde tam da bunu yapıyor.
Özdağ’ın üç açıklamasının da bir Türk yurttaş olarak imzamı atarım.
Bir çok kez eleştirdiğim Ümit Özdağ’ı son üş açıklaması nedeniyle kutluyorum.
Böyler devam sayın Özdağ.






























